rrr

  • şekerpare (693)
  • 785
  • 0
  • 0
  • 0
  • 11 ay önce

darbeye karşı 70 milyon adım yürüyüşü

1997'de, 28 şubat sonrası dönemde üniversitelerde kılık kıyafet yönetmeliği gündeme gelmişti. bu yönetmelikle sadece türbanlı ya da başörtülüler değil, uzun sakallı, dağınık saçlılar da üniversiteye giremez olacaktı. yer yer kimi okullarda uygulanmaya başlamış, kapıda durup kimlik kartlarına bakmakla mes'ul yaşlı amcalar hangi kılıkta okula gireceğimize karar verir olmuşlardı.

o zamanlar da özgürlükleri kısıtlayan bu uygulamaya karşı tepkiler oluşmuştu. bir tarafta duruş ve ideolojileri gereği özgürlüklerden yana olan solcular vardı. buna ve genel olarak yök'e, üniversitelerin özerk olmayışına karşı çıkan. öbür tarafta da özgürlük mücadelesiyle pek ilgileri olmayan ama türban ve sakal yasağından rahatsız olan islamcı gruplar. çok değil on sene oldu ama o zamanlar çok daha açıktı ortam. solcu kendisine solcu derdi, islamcı da islamcı. doğan görünümlü şahin'i öyle esprik bir türk icadı zannederdik.

soldaki kimi gruplar, faşistlerle yanyana durmamış olmaları kaydıyla islamcıları bu eylemlerde yanlarında görmekten rahatsız olmayacaklarını belirtirdi; kimi eylem birliğine de açıktı; kimisi ise sivas'ı unutmadık derdi. yahut ben bu ideolojiyle hiç bir zaman yan yana yürümem derdi. bir netlik yoktu. hatta öyle karıştı ki işler, istanbul üniversitesi'nde bir sol grup bir islamcı grupla eylem yaptı diye yanyana; itü'de birbirine giren bambaşka sol gruplar oldu.

kısacası; bu işler gerçekten çetrefilli. net bir cevabı da benim açımdan yok. yani, uzun vadede illa ki ters düşeceğinden emin olduğun bir siyasi grupla bugünkü söylemlerin örtüşüyorsa ne yapmalı? zor soru. genç siviller ve akabinde darbeye karşı 70 milyon adım yürüyüşü bu zor sorunun omurgası.

yanıtımı geciktirmeye çalışıyorum ki mümkün mertebe, belki durum biraz daha netleşir diye.
öte yandan bugün yanıt vermem gerekse de şunu derim;

genç siviller'den hazzetmiyorum. en fazla türk silahlı kuvvetleri'nin başkomutanı sıfatlı abdullah gül tarafından köşk'e davet edilebilecek kadar sivil olduklarını düşünüyorum. muhalifliklerini de bütünlüklü bulmuyorum. öncelikleri tuhaf geliyor bana. mesela askerin müdahalesini yersiz buldukları ve bunu dile getirdikleri cümlelerden asker kelimesini çıkarıp yerine polis koyamayacaklarını düşünüyorum.

ya da, oy alarak gelmiş insanlara sonsuza yakın bir meşruiyeti hak reva görürken; aynı seçilmişlerin atadığı atanmışları yargı darbesi yapmakla suçlayabiliyorlar. yargı darbesi ne iş, darbe tüfenkle olma mı diye sormak isterim kendilerine. yani şiddetten, militarizmden rahatsız değiller. birinci sıkıntıları şu, seçilmişlerin alanına atanmışların müdahelesi. bu müdahale olmasın yeter ki. e seçilmişlerin kendilerini seçenlere yönelik darbesi? seçilmişlerin şiddeti? kem küm. isimlerine bile aldıkları sivil kelimesi değil ana eksenleri.

12 eylül'e şu kadar tepki gösteriyorsunuz, 27 nisan'a bu kadar göstereceksiniz kalıpçılığı hoşuma gitmiyor. isteyen istediğine istediği kadar tepki göstersin. genç siviller'in bu sebeple 28 şubat'ı, 27 nisan'ı üst sıraya taşımasını eleştirmeyi hak reva görmüyorum.
ama genç siviller'in özünde sağcı bir hareket olduğu; özgürlükleri kısıtlayan ve militarizme sebep olan temel gerekçelerle hiç bir problemi olmadığını da aklımdan çıkaramıyorum.

silahlı kuvvetlerin başkomutanıyla köşkte el sıkışan converse'leri çekmiş genç olmayan sivil görünümlü arkadaşı samimiyetsiz buluyorum.

darbeyi gündemin yegane ve en önemli meselesiymiş gibi lanse etmelerini politik görü eksikliğine bağlıyorum.

karşıtlarının anti-demokrat duruşlarını referans alıp kendilerini "tek" demokrat gibi göstermelerini sinsilik olarak isimlendiriyorum. adnan menderes'i asanların demokratlıkla ilgisi yoktu, tıpkı adnan menderes'in olmadığı gibi.

solun söylemlerinden işine gelenleri çekip, kendilerine alan açmalarını sola haksızlık olarak kabul ediyorum.

genç siviller benim için bundan ibaretken isterse beni ilkokulda ağır biçimde tartaklayan beşinci sınıflardaki fofana lakaplı it herife karşı bir eylem yapsalar bile yürümem onlarla yanyana. uzak olsunlar. alenen zıt düşeceğimiz günler yakın, aptal olmaya gerek yok. onlarla beraber olan solcuların da yanlış yaptığını düşünürüm. şu iyimserlik de cebimde durur, bu eyleme katılan gerçek muhalifler; sağ siyasetin sınırlarına hapsolmuş genç siviller teşkilatının az buçuk ufkunu açarlar belki. belki oradan üç beş gence, göstermelik sivillikle tutarlı muhalefet arasındaki pek kalın çizgiyi gösterirler.

devamını okuyayım »
16.06.2008 15:26