rrr

  • şamda kayısı (700)
  • 785
  • 0
  • 0
  • 0
  • 2 yıl önce

emre belözoğlu

galatasaray'da oynadığı dönemleri göz önüne alırsak, o kadronun en unutulmazlarından birisi değildi. sarı kırmızılı formayı (a takım'da elbette) giyme süresi emre'den daha uzun en az 10 futbolcu hatırlıyorum o yılların kadrosundan. ve hakan şükür, gheorghe hagi, arif erdem, tugay kerimoğlu, bülent korkmaz, okan buruk, suat kaya, ergün penbe, ümit davala, fatih akyel gibi oyuncuların hiçbirisinden daha çok katkı sunduğunu hatırlamıyorum galatasaray'a. evet ümit vaadetti, evet "bizim bünyemizden bir hagi çıkar mı?" ön heyecanını yaşattı sözüm yok.

yıllardır içimde duran bu meymenetsiz hissiyatın etkisiyle, kendime şunu da sordum "olm sen emre'yi seviyordun da fener adamı aldı, emre balkonda kütür kütür yeşil erik yerkene sarı lacivert forma çekti sırtına diye kıskanıyor olmayasın? özünde bir kedi olup da ciğerlere bok atan biri olmadığın ne belli?"

düşündüm bunu, düşünmekle de kalmadım. neticede benim hafıza dediğin cıvık kıvamlı beyin hücrelerinden ibaret, biraz da interneti kurcaladım unuttuğumuz pas geçtiğimiz ne vardır diye. şunu buldum, emre galatasaray formasıyla hafızalara kazınacak bir iş harbiden yapmamış. beş sene formasını giydiği galatasaray a takımında attığı gol sayısı ; bir dönem geleceğin emre'si diye lanse edilen sabri sarıoğlu'nun aynı dönemde attığından iki gol fazla. (paf ligi'ndeki gollerde sabri öndeymiş bu arada.) olabilir, mevkisi gole dönük değildir. alan daraltıyordur, rakibi yıldırıyordur, asist çekiyordur dedim.

peki emre'yi unutulmaz yapan ne var aklımızda? hani pek lanetlediğimiz fatih akyel'in 3-2'lik real madrid maçındaki gibi eşsiz bir 45 dakikası, süper kupa finalinde jardel'e yaptığı bir asist gibi bir asisti mi kalmış aklımızda kritik bir maçtan?
valla bir mallorca'ya attığı nefis bir gol var aşırtmadan. maçı 3-0'a getiren. (not: belgarath 'tan gelen mesaj şu manada; emre 2-0 yapmış, hakan şükür aşrınıca üç olmuş. ) bir tur sonra ise benim bildiğim en stresli maç olan leeds united-galatasaray maçında 40. dakikada oyundan atılıp, uefa finalini ıskalamıştı. damağımda acı-ekşi-tatlı başka bir lezzeti yok emre'nin. emre'nin oynadığı yıllarda galatasaray'ın çok önemli en az kırk maçını sayarım, bunlardan kaçında emre maçın adamıdır, bilmiyorum.

sonra. boru değil, bir biçimde inter aldı bu adamı. helal olsun, önemli iş. ve o günden beri şöyle bir hayıflanışım oldu. kardeşim sen 21 yaşında inter gibi her sene genci emeklisi 10 yıldızı kadrosuna katan kozmopolit ortamın hasına düşmüş iken; bu yaşta insan orada sadece italyanca öğrendiğiyle mi kalır? bak tugay'a 35'inden sonra futbolunu geliştirdi. nihat la liga'da santrforluk öğrendi, insan recoba'dan, ronaldo'dan, vieri'den iki numara kapmadan kapatır mı o defteri? harbiden de en büyük eleştirim odur emre'ye. ne italya'da ne ingiltere'de; 2001'deki emre belözoğlu'nun üstüne bir şey koyamamıştır.

tersten bakalım, emre'ye cimbom'a toz kondurmaz halimizle sahip çıktık. fethullahçı dediler, yetişme şartları buyurduk. terim'den torpilli dediler, manevi bağ dedik. bonservisi ilik edip inter'e gitti dediler, inter bosman'la bonservissiz gel, o paranın yarısı senin olsun demiştir diye düşündük, profesyonel hesabı. ırkçılık dediler, iftira dedik. isviçreli tartakladı, maçın gerilimidir ettik. bu kol sana girsin çekti, haketmişlerdir dedik. emre bu sahiplenmenin karşılığında hangi mental yönünü geliştirdi. neresini olgunlaştırdı?

kısacası ben ne anlatıyorum bir saattir?
şunu anlatıyorum. emre'nin fener'e gitmesine üzüldüm allah var. bağış kampanyasında çıkarıp 50.000 doları çat diye cimbom'a verecek kadar galatasaraylı, tugay örneğinde olduğu gibi "helal be çocuğa" diye alkışlama imkanımız olası bir emre'nin artık galatasaraylı olarak anılamayacak olmasına üzüldüm. ama bu üzüntüyü deşince, karşılığında ne ribery gibi yirmi yılda bir gelecek bir yetenek çıktı; ne de bir örnek insan. emre'yle olan geçmişimi deştim, çıkanları da döktüm buraya okuyun diye.

emre'ye kadıköy'de mutluluklar. ben kendisiyle olan muhasebemi yaptım. emre geçmişin sabri'si çıktı aşağı yukarı. alacak borç yok. sıradaki gelsin..

devamını okuyayım »
02.06.2008 10:49