sabrinin sol ayagi

  • 373
  • 3
  • 0
  • 0
  • geçen hafta

hayattan hiçbir keyif almamak

edit: baslik basa kalmis, umarim basligi acan arkadas iyi durumdadir.

---

gunumuzde bir cok kisinin yasadigi, ve bu sorunu yasamayanlarin kucumseyip gormezden geldigi bir sorun. bir nevi cagin vebasi olma yolunda ilerleyen durum. benzer sorunlari yasamis bir yakini olan birisi olarak, nacizane danismistim bu durumlarla nasil basa cikilabilecegini. yazismalarimin bir bolumu ingilizce, ancak belki birimize yarari dokunur diye biraz duzenleyip/anonimlestirip paylasacagim asagida. ben yakinima cok yardimci olamadim, ama belki yardimci olabilecegim birisi cikar diye, benle bu bilgileri paylasanlarin da yazismalarimizi paylasmamdan rahatsizlik duymayacagi inanciyla (goreceklerini de zannetmiyorum zaten) asagida paylasiyorum. ıngilizcesinin turkceye cevrilmesi konusunda anlayamadigi yerler olan arkadaslar ozel mesajdan ulasirlarsa yardimci olmaya calisirim. ancak bu benim alanim olmadigi icin, paylastiklarimin uzerine kendi yorumumu katabilecek birikime sahip degilim ne yazik ki. ufak tefek anlatim bozukluklarini mazur gorun lutfen.

--- spoiler ---

turkce aciklama:

ozet: kısaca ben insan dediğimiz homo sapiens'in de bir tür olduğunun bilincine varıp doğanın bir parçası olduğunu kabullenerek kişisel bir hedefle hayata 'anlam' katmasini öneriyorum. kişisel gelişim kitaplarından çıkmış bir cümle gibi durabilir, ama inan istedikten sonra faydası vardır.

turkce uzun aciklama:

çeşitli derecelerde hemen hemen hepimizin aklına gelen ve bizi rahatsız eden 'neden yaşıyoruz', 'ne için yaşıyoruz' soruları. ben nispeten daha genç yaşta, dolayısıyla düşük şiddette geçirdim bu dönemi. ama bu kişisel mizaçla da ilgili olduğu için herkeste seviyesi farklı olabilir, hem soruların, hem de cevaplardaki tatminsizliğin. felsefede de çeşitli cevaplar verilmiş buna, ama hiç birisi genelgeçer kabul görmemiş. zaten sorduğun soru 'neden'se ve buna objektif cevaplar çıktıkça, iş felsefe alanından bilim alanına geçiyor. tam da bu yüzden oldukça kişisel bir durum. önce kendi deneyimimi paylaşayım. ben bu sorulara genelgeçer, objektif bir cevap bulamayınca, bu noktada sadece biyolojik kısmını objektif buldum. yani, neden yaşıyoruz? çünkü atalarımız varoluş savaşında evrimleşerek ayakta kaldılar. güvercinler, tarla fareleri, karıncalar neden varsa, o yüzden varız. bunun dışında bir objektif neden göremiyorum. neden sorusu aslında doğada görülmeyen bir sorudur. aç bir fare yemek aramaya çıkarken, çiftleşirken, bir avcıdan kaçarken nedenini sorgulamaz. dolayısıyla neden sorusu biraz da biz insanlarin yarattığı bir soru ve sanıyorum ki evrimsel olarak ayakta kalabilmemiz için gerekliydi ve dolayısıyla, sanırım kabul edebiliriz ki, doğamızda olan bir soru. gözlemlerimiz ve sistemli birikmiş bilgiler sayesinde bilimle bazı neden sorularına cevap verebiliyoruz. ama bu sorunun/soruların objektif bir cevabı varsa da şimdilik bilemiyoruz. yani, eğer bu soruya/sorulara bir cevap vereceksek, bu kişisel, kendimize özgü bir cevap olacak. ayrica neden sorusunun cevabı yeni bir neden sorusunu doğurabilir. örneğin, 'neden varız?' sorusunun cevabı 'allah yarattı' olsun. allah neden yarattı? sorusunun cevabına da neden diye sorabiliriz. neden iyi insanlarla kötü insanları ayıran bir imtihan seçti? neden canı öyle istedi? neden diğer tanrılarla rekabete girmek istedi? gibi. hakkında çok az şey bildiğimiz bir evren için, en baştaki nedeni bulacak bir donanıma da sahip olmadığımızı düşünüyorum. bu yine de bu soruya cevap vermeyelim, hatta bu soruyu sormayalım demek değil. çünkü doğamız gereği bu soruyu soracağız. ben burada, kişisel olarak bir anlam atfedip, devam etmeyi daha rasyonel buluyorum. bu en basit hobiler bile olabilir, yaşam sevinci verecektir.

eger "cevremizde bu kadar kotuluk varken, savaslar, olen cocuklar, yok edilen doga varken benim iyi bir hayat yasamam haksizlik, ben bunlari haketmiyorum" gibi kökleri derine inen ve kişinin bireysel gücünü aşan şeyler rahatsiz ediyorsa insani, bu düşüncesini "cevremizde bu kadar kotuluk varken, savaslar, olen cocuklar, yok edilen doga varken benim iyi bir hayat yasamam haksizlik, dolayısıyla bu haksızlığı bitirmek, hiç olmazsa azaltmak için girişimlerde bulunayım' düşüncesiyle yer değiştirmek bence ilk adım olabilir, savaslar, olen cocuklar, yok edilen doga ile ilgili iyileştirme çabalarına girebilir. dünyanın yakın gelecekte insanlar için biteceğini, geri dönülmez bir noktaya girdiğimizi, dolayısıyla yapacak hiç bir şey olmadığını düşünüyorsa dahi, bunun için kendisini iyi hissettirecek şeyler yapabilir. dünya her şeye rağmen çok renkli, öğrenilebilecek, ilgilenebilecek bir çok şeyle dolu. bunlardan birini ya da bir kaçını seçerek hayatın 'anlamsızlığı'na bir parça anlam katmak mümkün olabilir. bu anlam kişisel olacaktır, ama sonuçlarının nereye doğru olacağına kişi kendi karar verebilir. bu bir sanat ya da bilim dalı da olabilir, aktivistlik de olabilir, bahçecilik de olabilir. sartre gibi bazı filozofların varoluşsal problemlerinin bir kısmını biliyorum. bu dediğine benzer (belki bu seviyede olmasa da) varoluşsal problemlerden bahseden tanıdıklarım oldu. ben de onları anlamaya çalışırken benzer problemler yaşadım. bunun da pek felsefe metinleriyle de giderilebileceğine inanmıyorum. her türlü durumda pesimist olmaktansa optimist olmanın insana kendini daha iyi hissettireceğine kendisini ikna eden birisi için bunun o kadar da zor bir çözüm olmadığını görüleceğini düşünüyorum. bu durum psikolojik bir sorun mudur peki? bence, kaygının seviyesine bağlı olarak, büyük ihtimalle değildir. çünkü önceden de dediğim gibi hemen herkesin farklı yoğunlukta sorduğu sorular bunlar. ama artık günlük hayatı yaşayamaz pozisyona evrildiyse psikolojik/psikiyatrik yardım almak işe yarayabilir.

ıngilizce bir baska yazisma, daha cok felsefi kokenine inen, okunabilir, dinlenebilir kaynaklar sunan bir yazisma. bu yazismanin basinda iletisimde oldugum kisi bu sorunlarin depresyona/anxiety problemlerine yol acmasi durumunda profesyonel psikolojik destek almasinin cok onemli oldugunu soylemisti. bu tip sorunlarin temelinde artik herhangi bir tanri inanci olmamasi sonucunda her seyin anlamsizlasmasi yatiyor cogunlukla. benim iletisime gecmem de bu durumla ilgili. devami icin asagiyi okuyabilirsiniz:

whatever comments follow they are just an attempt to get your friend in a better position to seek psychological council, to seek professional help. ı’ll be honest, ı’ve been suffering from a similar “loss of faith.” ı seek council, as well. ı mention it only to break the stigma.
that said, ı haven’t settled on how to resolve this dilemma philosophically – loss of meaning w/o god – but ı think there are several routes to pursue.
the first is to readjust atheism. a good source is a philosophy bites interview: alain de botton on atheism 2.0 https://philosophybites.com/…-on-atheism-20-1.html. the general point is that organized religion gets it right when it comes to many things: community, celebration, comradery, ritual, etc. many of these help to build a sense of meaning, since we are social creatures. religion might get it wrong wrt metaphysics: does god exist, what is god’s nature? ı’ll only add that ı’m not sure they get it entirely wrong – still, one might reasonably judge that the traditional version of god is mistaken.
a second route is to re-adjust one’s view of god. ı say this as someone who still finds the view abhorrent. god is god! what can be re-adjusted? ı wonder since there are examples of divinity different from what we’ve been taught: spinoza, charles hartshorne, to name a few in the western tradition. both of these philosophers reject classical conceptions of theology but still hang on to the basics.
some other questions to ask, not directly, but something for you to figure out; how you re-phrase these questions is your business: what among the divine attributes – omniscience, benevolence, omnipresence, omnipotence, etc. – do you find the most meaningful, and why? (ıt is a loss of god, so what are we losing?) ıf you reject any of the divine attributes, then all bets are off. you are invited to re-invent god as you wish. how would you re-invent god, thinking of ‘god’ as the symbol for a meaningful life?
putting these various thoughts together, buddism is nice, since it respects the need for religion – some system that guides, and embraces our need for community and respects ritual – but it doesn’t always have the same ontological (god’s existence) commitments. a nice starter is: alison gopnik on hume and buddhism https://philosophybites.com/hume/
also, there is existentialism, and very nice poscast – something that links christianity with existentialism – is clare carlisle on kierkegaard's fear and trembling https://philosophybites.com/kierkegaard/
the two most important philosophers, as ı understand your situation (and given my limitations), are spinoza and alain de botton. spinoza points out the distinction between metaphysical commitments – god exists, meaning is found in god – and commitments about how to live a good life, what spinoza called ‘blessedness.’
this is just a beginning. philosophy is filled with many examples of meaning w/o god. again, ı suffer from similar afflictions. ı wish ı had more to offer.
--- spoiler ---

umarim icinizden birine yardimci olabilmisimdir. unutmayin, hayattan zevk alabilmek, hayata anlam katabilmek de sizin elinizde. hazir tamamen karanliga dusmemisken, henuz zamaniniz varken bir cozum yolu bulun kendinize. bu dunya'ya neden geldim diye kafa yormaktansa, bu dunyaya bir kere geldim, bu firsati degerlendirmeliyim deyin

devamını okuyayım »