sadelisu

  • leziz (664)
  • 700
  • 0
  • 0
  • 0
  • 2 ay önce

çok sevip çok özlediği halde aramayan insan

eskiden, çok sevmenin başa, yalnızca bir defa gelen sonu sevimsiz bir hikaye olduğuna inanırdım.

eskiden, çok sevince, hatta bir de üstüne sevilince, hayatın tüm kollarını toplamış ve yolunu bulmuş bir ırmak gibi gürül gürül denizine döküleceğine inanırdım.

ve yine eskiden, sevdiğini ve özlediğini söylemenin bir marifet olduğuna inanırdım ki, allahım marifet iltifata tabidir sözünü ise yalan yok, eskiden beri hiç anlamadım. anlayamadığım sayılı şeylerdendir, yoksa bütün dünyayı çözdüm. susadıysan su iç. tırnağın varsa başını kaşı. özlediysen de sus. bordo bereli de gelir seni bulur zaten, kurallar bunlar. ancak en temel kuralı söylemedim. bence bu hayattaki en temel kural şu; ''kimse sizin rüzgarınıza göre yelken açmaz. herkes, yolunu çizmiş ve kafasında patatese inanmışsa o uğurda yaşıyor günlerini. kimse de demiyor ki, '' özlemişsin madem, bir turda ben özleyeyim seni.'' herkes bir yol tutturmuş gidiyor ağalar, herkes kendi hikayesini yazıyor. özlemenizin ve sevdiğinizi söylemenizin -üzülerek söylüyorum ki gerçekten- kimsenin nazarında beş kuruş değeri yok.

geçenlerde, o kadar da eskiden değil, seksen iki buçuk yaşında olduğunu düşündüğüm bir amca, geniş, iki tarafında ağaçlar olan bir caddede önümde yavaşça yürüyordu. iki tarafında hala ağaçlar olan caddelerde yürüdüm mü sevinirim. yaşlı insanların artık hiç aceleleri yokmuş gibi her şeyi ağırdan almalarına ise üzülürüm. düşünsene, ölmene az kalmış ama halin yok, hızlı hızlı yapıp bitirmen gerek her şeyi ama işte şartlar elvermiyor. ya da yaşlar. neyse, amca aynı yumuşaklıkla durdu, süpermarketin dışarıya koyduğu promosyon ürünlerinden bir paket çayı işaret ederek görevliye; ''bu cumartesine kadar kalır mı? koliyle alıcam'' dedi. amca sen cumartesine kadar kalır mısın? bu ne umut. bir de bir koli zaten, kaç bin bardak çay içmeyi planladın? işte o zaman bir kez daha temize çektim düşüncelerimi. insanın, bu hayatta sekiz ortalı harita metot defteri kadar temize çekebileceği bir alanı olmalı düşüncelerini. çünkü, hayat, yaşadıkça sildiriyor. yani demem o ki, insan umut taşımıyor aslında umut insanı taşıyor. hayata. o yüzden siz yine umutlarınızı söndürmeyin henüz otobüs gelmiyor.

eskiden, umut etmenin yalnızca gençlere özgü olduğunu sandığım vakitlerde, sevdiğimi söylemek rengarenk bir dondurma gibiydi. ''bir dakika tutar mısın?'' dedim yanımdakine, geldiğimde erimişti. zaman geçmişti çünkü. kenan doğulu söyledi, biliyorsunuz, tutamıyorduk kendisini. o yüzden zamanın içinde yanınızdakilerle yetinin.

eskiden, kenan da roma'yı yakıyordu bak, o bile çark etti.
sorulmadıkça sevdiğini ve özlediğini söylemek zaten uyuyan birine masal anlatmaya benziyor. uyuyanları uyandırmayın. bazıları yeni uyandıkları vakitlerde hiç çekilmiyor.

devamını okuyayım »
24.07.2018 16:37