sadelisu

  • leziz (663)
  • 709
  • 2
  • 1
  • 0
  • geçen hafta

yaran olaylar

sene 2002.
malum dünya kupası senesi. kadın-erkek, sağ perçemi sol gözünü kapatacak kadar uzun olan herkes ilhan mansız, zaten seyrekleşenler hasan şaş. bir de ümit davala var anlatıp kahretmek istemiyorum sizi, evlerden uzak. ben de fernando morientes sanchez ile, michael ballack arasından hangisini seçsem bilemiyorum, ufkum geniş. ikisine de meylim var. ama uzak mesafe ilişkisi yürümez, vazgeçiyorum. hep çok mantıklı olmuşumdur.

böyle böyleyken, üniversiteye başladım. ilim, irfan, mehmet, ömer, fatih... o toplara girmiyorum elbette, ilim-irfan peşindeyim.

bir gece, şimdi yatayım yarın erkenden kalkıp ders çalışırım diye düşündüm, sabah dört buçukta kalktım ders çalışıyor.. ahaha, yok ya, makyaj yapıcam, saçımı başımı düzeltip okuluma gidicem, plan bu. böyle deyince sekiz buçuk saatte ancak insana benzeyebilirim manası çıktı ama değil, okul karşıda. o zamanlar çağın buluşu metrobüs de yok. zaten, çağın buluşu metrobüs diye bir şey yok. bence çağın buluşu unutturan makina da bulamadılar işte daha. iternal sanşiyn, iternıl sanşayn of sıp.., iternal sanşayn of dı sıpot, aman o filmdeki gibi işte. bulunsa mesela, unutmak isterim bazı yağmurları neden sevmediğimi. ya da şeyi mesela, şeyi.. aa, unutmuşum. durun! yapmayın boşuna, gerek kalmadı makinaya.

neyse, evden çıktım. sabah 8'de başlayan derse full makyaj gelen kız var ya, benim o. küçük dağları ben yarattım, büyükler de fena olmamış hani havalarında yürüyorum. yoldan at geçti. at arabası, içinde de çingeneler. etraftan bir şeyler çalıyorlar her sabah, rutin bu. kadın kaldırıp beni arabaya koysa, garipsemem, bugünkü nevale benmişim eyvallah deyip uyum sağlarım o derece benimsemişim. camdan, bizimkilerdeki cemil kafayı uzattı, oydu, tanıklarım var. ahaha, tanık falan yok, o saatte in, cin, top. yani, bu kadar benzeyebilir. ''benim adım cemil'' dedi, sanki, ''bana baksanıza, bırakın onları çalmayın.'' aşırıcı kadın, gençliğimi güzelliğimi kıskanmış olacak ki, birdenbire rotayı bana çevirip;''napalım abi, bunun gibi orospuluk mu yapalım sabah sabah'' diye lafı gediğine koydu. bak bak, hem hazırcevap, hem çalışka.. bi dakka yaa. bana söylüyor onu! ben de kaçın kurasıyım, altında kalır mıyım hiç; bu şakaya nazikçe gülümseyerek cevap verdim, çok asilim. in, cin, ben diyorum. at diyorum! kafa tutabilir miyim hiç, daha 17'yim .

okula geldim, yüzüm düştü tabii. kuraldır, en uzakta oturanlar en erken gelir, bulgaristan'a yakın bir yerden gelen vardı, yemin ederim, gelmiş o mesela. gelmişler. ''noldu?'' dediler, arkadaş işte candır, diyorum içimden. döküldüm. ''kadın beni, sabah sabah kötü kadın sandı süslendim diye, oro.. ''dedi diyorum, böyle yazdığımın aynısını söyledim yemin ederim noktalı falan, o kadar uzağım konuya. en yakın arkadaşım, döndü ve yıllarca unutamadığım şu cümleyi kurdu;''niye seni tanıyor muymuş?''

o günden beri atlara da mesafeliyim, insanlara da, ama insanlara daha bir çok. atın, olayı belli en azından. ama insanın nereden vuracağı hiç belli değil.

devamını okuyayım »