sadelisu

  • bal küpü (624)
  • 675
  • 3
  • 1
  • 0
  • evvelsi gün

erkeklerin en çok söylediği yalanlar

"ya bak, ben çok severim" ya da bu kalıbın kayınçosu "ben çok güzel severim. smiley." niye kayınço onu bilmiyorum işte. ikisi bir olup bir işler çevirecek gibi görünüyorlar, onunla ilgili olabilir.

akımın öncüsü; ''öyle kusursuz, öyle derin, öyle çok severim ki korkarsın'' diyen levent yüksel. düstur bu. iyi bir şey olsa örnek almazsınız zaten. aynı adam; ''bendeki aşk değil, ibadet'' de demiş mesela, bunu niye almadınız? illa, ''severim, korkarsın.'' niye korkuyorum anlamıyorum ki, scream maskesi mi takıp seveceksin? zamanında denk gelmiş, adam, kızın birini çok sevmiş ki % 90 kızla da ilgili değil, kendisiyle de, timing. sonra romiyo sanmış kendini, sabaha kadar kucaklayacak aklınca. romeo değil, mario da kimse vurmuyor yüzüne, dostu yokmuş. her ilişki başında aynı terane; ama süper severim! ee anladık da göremiyoruz ileriki seviyelerde onu napalım? ilk turda prensesi kurtardın, eyvallah. 5. tura doğru bir rehavet çöküyor bizim romiyo'ya. yalnız, oyundaki çakallar aman kaplumbağalar o kurtardım sandığın prensesi götürür kuytuda, haberin olmaz. hayır, biri de demiyor ki; ''ben bir mıymıy severim, bir leş severim tiksinirsin sevgiden, sevmesem daha iyi. olmaz olsun benim gibi sevgili.'' göz boyamıyor en azından bak bu. severim ama leş, meş ona göre diyor adam. seviyeyi yükseltmiyor, daha inanılır, daha samimi. öpün bunu.

al. sev işte, sevdin de elinden aldık sanki. reklam yapma işte sev, ama yok. neyin ısrarı, neyin iknasıysa bu. saha kenarında ısınırken depar atıp, sahaya inince kaytaran futbolcu tutarsızlığı. sanmıyorum ki hiç bir kız da tutup; ''yaa hafız , şimdi beni burada bu kadar sevip korkutmasan olur mu? tünele giriyorum şimdi, sesin gelmiyor, sonra sevsen olur mu? ''desin. ben demem, demedim. ''nolur sev.'' dedim. ağanın eli tutulur mu hiç? ''sen bilirsin elbette ama çok sev bence.'' dedim. ''yerin darsa uruguay'a gidelim, orada sev.'' dedim. ''gitmelisin madem git ama gelirken bize ekmek al da öyle sev.'' dedim. ''fotoğraf çektirelim içinde sev, inandıklarının dışında.'' dedim. ''bilimsel makaleler gibi sev de tartışmaya açık olmayalım. '' dedim. bilimi ne bileyim, coğrafyada sevebilirdim. dağlar denize dik uzanırdı da, deniz iklimi içimize kadar sızar, ısıtırdı bizi. afrika'da sadece geceleri çiçek açardık mistik kokulu, tohumları topraktan temizlenmeyince gezegeni ele geçiren küçük prens'in baobapları gibi. sicilya'daki etna patlardı ya da mafyaların mı silahları oradaki belli değil. yanardı dünya, umrumuzda olmazdı. ilkbaharda buzullar erimiş gibi debisi artardı ırmaklarımızın içimize taşardı. dökülürdük denizimize kucaklaşıp.

olmadı işte, nihayetlendiremedik. biz kuruyoruz, kurmuyor hayat; korku filmlerinde elinden kalemi alındığı halde korkunç yazılar yazmaya ısrarla devam eden çocuklara benziyor. yazıyor da yazıyor, bize sormuyor. diyebilirsiniz ki; ''sevilecek durumun yokmuş.'' ama hiç mi yok, hatta hırsızın hiç mi suçu yok. demeyin. sevilmeye öyle güzel zemin hazırlıyorum ki bazen kendimi bir tur daha seviyorum. direkten dönüp geliyorum. duraklarda indiriyorum da yolcuları, yollara tur bindiriyorum. yollar iyi ki konuşamıyor. konuşsa, acır.

sevesi yok, gelip hava atıyor. bu ''çok severim'' diyen adam bir gidiyor var ya, park ettiği arabasına dönüp bir kez daha sevgiyle bakan adam gibi bile dönüp bakmıyor bir kez daha arkasına. sevecektin hani, ben de korkacaktım çok, plan buydu. ben planın bana düşen kısmını yaptım. korkuyorum. siz de diyorsunuz bu kışta kıyamette yağmur yok, çamur yok bi tek rüzgar. bu, ''süper severim'' diyen adamların yerinde yeller esiyor da ondan!

''ya o kadar çok severim ki korkarsın.'' korkarsam elini tutarım işte be adam, yürüyene yol!

devamını okuyayım »
13.02.2013 11:22