sahaf

  • 91
  • 0
  • 0
  • 0
  • 4 ay önce

adidas

benim için; çocukluk travmalarıma sebep olmuş markadır.

1990 yılında ortaokula başlamıştım. beden eğitimi denilen amına kodumun dersi için spor ayakkabı alınması gerekiyordu. hatta millet ilk derse, ayakkabılarını alıp hazır etmişti. 3 bin kişilik okulda, 2 kişinin ayağında bu marka ayakkabı vardı. bu 2 kişiden 1 tanesi bizim sınıftaydı. ayakkabı beyaz, ince siyah şeritli bir ayakkabıydı. diğer ayakkabıların yanında ferrari gibi duruyordu. diğer ayakkabılar ise bildiğin kuş serisi.

bizim zamanımızda herhangi bir ihtiyacın varsa ve ailen memursa; her zaman maaş günü beklenirdi. ( hala öyle mi bilmiyorum, çünkü o tarihlerde kredi kartı falan yok, senet var) o maaş gününün de taa amına koyayım.

maaş günü gelmişti. 1 aydır spor ayakkabı muhabbeti dönüyordu evde. babama adidas marka spor ayakkabı alınacağını iyice işlemiştim. tamam demişti. balkonda babamın işten gelmesini bekledim. eve girdi, bir bardak su içti. hadi ayakkabıyı almaya gidelim dedi. amına kodumun ayakkabısını, koskoca şehirde sadece 1 dükkan satıyordu. mağaza falan değil, dükkan işte. dükkanda toplamda 500 çift ayakkabı varsa 50 çifti falan adidas geriye kalan ayakkabılar ise; götten sallama markalar. neyse vitrinden 1 çift adidas beğendim. spor ayakkabıları, ayağıma geçirdim, aynaya bir baktım süper duruyordu, çok yakışmıştı ayağıma. 1 numara büyüktü ama olsundu o tarihlerde her şey 1 beden büyük alınırdı zaten, seneye de giyilirdi.

ayakkabılar yaklaşık 5 dakika sonra falan benimdi. babam fiyatını sordu. dükkan sahibi öyle bir fiyat söyledi ki; babamın yüzü ayakkabılardan daha beyaz oldu. ( adam hayatında adidas almamış ki nerden bilsin o kadar pahalı olduğunu amına koyim. bende hayatımda giymemişim, nerden bilebilirdim o kadar pahalı olduğunu. şu anda 35 yaş üstü olan herkes bilir bu ayakkabının o yıllarda ne kadar pahalı olduğunu) 30 saniyelik bir sessizlikten sonra babam dükkan sahibine ''ödemeyi nasıl yapabiliriz dedi.'' dükkan sahibi ''abi bunlar peşin'' dedi. babam diyor ''benim 2 aylık maaşım yetmez bu malı almaya, 8 taksit yap, senetleri imzalayıp alayım'' falan diyor. dükkan sahibi olmaz diye tutturdu. ''adidas dışında başka ayakkabı beğensin o ayakkabıyı taksite böleyim diyor.'' (ayakkabıcı da haklı. zaten toplasan 50 çift adidas ancak var adamın elinde) babam benim yüzüme bakıyor.

içinde ayakkabı olan kutuyu oraya bıraktım. çıktım dışarıya. ben önden yürüyorum babam arkadan. aramızda yolda 4-5 metre mesafe falan var. babam ''pazardan beğendiğin 2 çift ayakkabı alayım, yapma oğlum, etme oğlum'' diyor. ( pazar malı kıyafet, ayakkabı giymekten bıkmışım zaten, istemiyorum pazar malı ürünü.) ben cevap vermiyorum hatta arkama bile bakmıyorum. eve kadar öyle yürüyoruz. annem evde karşılıyor. eski ayakkabılarımın nerede olduğunu soruyorum. bir poşet isteyip eski spor ayakkabıları içine koyup, ayakkabı tamircisine gidiyorum. üzerinde olan yırtığı diktiriyorum. eve gelip silip, beden eğitimi dersi için hazır hale getiriyorum.

bu olaydan sonra, hayatım boyunca adidas marka ayakkabıdan soğuyorum. 10 çift ayakkabıyı aynı anda alacak maddi imkanım varken bile bu markayı almıyorum, hatta hiçbir marka spor ayakkabıyı almıyorum. çünkü ben bu olaydan sonra spor ayakkabıyı artık hiç sevmiyorum.

devamını okuyayım »