sancar

  • anadolu çocuğu (301)
  • 844
  • 77
  • 17
  • 2
  • bugün

türkiye'de terörün bir türlü bitmemesi

üzerine çok düşündüğüm, dış sebepler, derin projeler ile filan açıkladığım olguydu.
kamu sektöründe işe girince fikrim değişti. bu sorunu çözemeyiz, yapımız buna müsait değil. bizim amirlerimiz sorumluluğu omuzlar, vukaatsız bir şekilde devreder. problemi çözmek yerine görevi devredene kadar sürdürür.

35 senedir bunlarla boğuşuyoruz, daha düne kadar gariban mehmedi araziye salıp yürütmek; birket duvarlı, branda çatılı mezbele karakollarda bekletmek dışında stratejiği geçtim taktik bir çabada bulunduk mu hiç? 4 kez saldırı helikopteri ihalesi bozduk, askerleri düne akdar ünimog'larda naklediyorduk, tutukluk yapan g3'ler, olmayan donanımlar... teröristler 200 kişiyle kamplarından çıkıp dağda 300 km intikal yapıyorlardı. tanesi makam aracı fiyatına bi kaç tane çift motorlu cessna alıp kamera takarak arazide dolaştırmak çok mu zordu? illa 2017'nin iha'larını mı beklemek lazımdı? cessna'ya 2 bomba taksan al sana siha. ayda bir basılan mezbele karakolları kalekola 90'larda çeviremez miydik?

ahanda osmanlı imparatorluğunun çöküş sebepleri; (bkz: #67417004)
herkesin bahsettiği salakça sebeplerden çok daha köklü ve karmaşık sebepler sıraladım. lakin onların bile basit çözümleri vardı. 16. yy'da 800 milyon akçe bütçen vardı. gayrimüslimlerin cüzi cizye vergisini kökleyip 1 milyara da rahatlıkla çıkarabilirdin. sülüman tahta oturduktan sonra ilk divan toplantısında 5 yıl boyunca yüz milyonlarca akçenin harcanıp yüz binlerce insanın seferber edileceği macaristana mı yoksa rodosa mı dalalım projesini konuşmak yerine, aynı enerjiyle; aynı kaynakların ufak bir kısmıyla bile;

- hakimiyetinin daha köklü olduğu amasyanın batısı ve güneydoğu balkanlardaki müslüman-türk şehir ve kasabalarda her bin türk hanesi için okuma yazma, dört işlem öğretecek üç-dört gözlük taştan ufak bir ilk mektep(zaten balıkesir, manisa gibi şehirlerin çoğu 5-7 bin civarı nüfusluydu, edirne, bursa gibi iriler bile 20-30 bin filan), her 5 bin hane için bir orta mektep, bu okullarda %10'a girecek öğrenciler için de istanbul yakınlarında, o yıllarda mevcut bilgilerle eğitim yapacak; matbaalı, kütüphaneli, yurtlu, yemekhaneli; coğrafya, hendese, mimarlık, hekimlik, hukuk, edebiyat, tarih, ilahiyat, askerlik, denizcilik, harita... alanlarında eğitim yapacak bir adet devasa medrese kurulsa ve devlet kendi personelini buralardan temin etse.
- 16. yy sonu işlevi, 17. yy'da kendisi kaybolan topkapıdaki (eğitim, dış işleri, hukuk, savunma, denizcilik, ekonomi/defterdarlık, sadrazamlık, şeyhülislamlık, baş mimarlık... gibi) devlet ofisleri saraydan çıkarılarak, istanbulda geniş bir cadde üzerinde ayrı ayrı ufak ve estetik kagir binalar halinde yerleştirilse ve kritik kamu görevlerinde devamlılık kültürü ve profesyonellik oluşturulsa.
- o yıllarda teknolojisi mevcut olan ve minik dükkanlarda usta/çırak ilişkisiyle üretim yapan; tüfek, silah, el bombası, silah imalatı, at arabası imalatı, gemi inşa, pusula usturlap gibi denizcilik malzemeleri yapımı, halat urgan yapımı, saat yapımı, dokumacılık, kerestecilik, matbaa, tarım aletleri, mobilya, kağıt, cam, deri, sarraflık, tefecilik, bankerlik... gibi sayısız zanaat kolunu lonca prangasından kurtarıp devlet tarafından bu alanlarda faliyet gösterecek sanayi işletmeleri ve bunların tüm alt yapısını kurup bunları belli ailelere(sözü geçen mülslüman-türk ailelerine, uç beylerine, ünlü kaptanların çocuklarına, eski anadolu beyliği hanedanlarına...) nesiller boyu işletme ve özel mülkiyet esasıyla devredilse.
- marmara, ege ve karadeniz kısıyısında o yıllarda batı avrupada mevcut şuna benzer su gücüyle çalışan kereste değirmenlerinden düzinelerce, gene o yıllarda italyada bulunan su gücüyle çalışan kağıt değirmenlerinden bir sürü kurulsa.
- balıkesir, edremit, izmir, aydın, denizli, manisa, vardar, edirne, sofya, varna... gibi sayısı 40-50yi bulan, verimli ve geniş tarım alanları kenarında kurulmuş osmanlı şehrinin her birine bir eğitim çiftliği kurularak; etraftaki köylülerden belli sayıda seçme aileyi eş ve çocuklarıyla birlikte 3 yıl kadar burada derinlemesine tarım, hayvancılık, fidancılık, demircilik, yeni dünyanın tarım ürünleri, sağlık, marangozluk, inşaat, aşçılık, okuma yazma, din eğitimi verip, burdan mezun olan aileleri şehre yakından uzağa; gene bu işgücüyle çağın son teknoloji ve konforuna sahip olacak şekilde inşa edilmiş, bir ailenin işleyebileceği max yüzölçümün bir kaç katına sahip, bölünmesi yasaklanmış çiftliklere yerleştirsek(nöbetleşe tahıl, meyve, bağ, zeytin ekip hayvan otlatacak mera, gücünden yararlanılacak 7-8 iri at, at arabaları, ahır, depo, kuyu ya da çeşme, güzel, sağlıklı ve konforlu bir meskene sahip bir çiftlik). kimseye amele olmadan/başkalarını amele tutmadan "aile çiftliği" tarımını oturtsak.
- köy ve ufak kasabalar ortadan kaldırılarak; çiftlikler+ belli düzen ve standartlarda(hastahane, mektep, yol/liman, karakol, han, kamu binaları, çarşı, cami...) şehirlerden oluşan bir toplum yapısı kurulmaya çalışılsa.

bunları yapmaya kanuninin gücü ve imkanı yok muydu? yapsaydı osmanlı yıkılmazdı mesela, hatta sömürgesi olmadan da dünyanın en zengin devleti olurdu. lakin o işler pek öyle olmuyor, bunların zerresi bile her hangi bir türkün aklına gelmedi, gelmez de. zamanla ingilizin, fransızın amerikalının aklına geldi. çünkü yapı olarak onlarda bu imkan vardı. bizim için imkansızdı.

terörü çözmek de bizim için bu bakımdan imkansız. 200 senedir zamanımızın %90'ını etnik terörle boğuşmakla harcadık, hiç birini de çözemedik, tamamı da felaketimiz olacak durumlara sebep oldu. bu gün x büyük devlet kürtlere gitse ve "türkiyeye saldıracağım, altı ay boyunca önce seyir füzeleriyle, sonra hava kuvvetleri ile sonra da insansız uçaklarla havadan askeri ve stratejik her yerini bombalayacağım, ardından hava desteği+özel kuvvetlerim+ gönüllü olursanız sizden donattığımız 300 bin kişiyle bir kısmını uzun süreli işgal edeceğim. ama yarım milyon kayıp vermeniz muhtemel; benim kara gücüm olur musunuz? " dese göz yaşları eşliğinde el ayak öperek kabul edecek milyonlar var bu ülkede. osmanlıda da vardı, 40-50 yılda bir fırsat ve teklif gelince hemen atladılar. şimdi hepsi katılmaz, çoğu bizim yanımızda olur itirazları gelebilir ama bu tarz kalkışmalarda "düşmana katılan kısmın"var olması diğerlerinin seçtiği tarafı anlamsız kılar. gene osmanlıda kılmıştı çükü.

bu sorunu da bizim memur aklı çözemez. yeterli vizyona ve iradeye sahip birisi için bir kaç aylık sorunken bizi on yıllar boyunca boğup zayıf anımızı takip etmeye devam edecek demoklesin kılıcıdır terör.

devamını okuyayım »
01.04.2018 15:08