sefer sayili

  • azimli
  • minyonların sevgilisi (48)
  • 3192
  • 80
  • 12
  • 1
  • bugün

salih'in inanılmaz hikayesi

salih geçmişte istediği herhangi bir güne gidebildiğini fark ettiğinde tam da 35 yaşına basmıştı. pastaneden kendi pastasını kendi almış, karısı ve çocuklarıyla kola içip sözde kutlamışlardı doğum gününü. çocuklar öyle seviyor diye çikolatalı almış, karısı ise neden meyveli almadın diye tüm gece surat yapmıştı. 2 çocuğu ve mutsuz bir evliliği vardı. karısı salih'in ona sunduğu yaşamdan hiç memnun değildi.

istanbul'un tanınmış bir restoranında garsondu salih. aslında bahşişlerle birlikte kazancı da baya iyiydi. devlet memuru olsa bu kadar maaş alamazdı. kendini devlet memurlarıyla kıyaslıyordu, çünkü karısı onu isteyen 35 yaşındaki devlet memuru ile değil, 25 yaşında, gözünden hayata dair alevler çıkan, atılgan salih'le evlenmeyi seçmişti 10 sene önce.

ve bunu da her kavgada başına kakıyordu. "keşke seninle değil de o adamla evlenseydim. şimdi kirada değil güzel bir lojmanda otururdum". memurların lojmanlarda oturduğunu zannediyordu demek karısı. cevap bile vermiyordu salih ona. emindi ki karısı o memurla evlenseydi ona da aynı şeyleri söyleyecekti şu an. hiçbir durumdan memnun olamayan biriydi kendisi. sabancının oğluyla evlense bile, neden prens richard'la evlenmedim diye dert yanabilirdi. yani yakınacak bir şeyler illa ki bulurdu.

o gece yatarken, uyumadan hemen önce, karısıyla evlendiği güne döndüğünü düşündü salih. şimdiki aklıyla o güne dönse ne yapardı merak ediyordu. evlenir miydi tekrar onunla? mutsuz olacağını bile bile son anda vazgeçebilecek cesareti var mıydı? düşünürken uykuya daldı.

"lan oğlum kalksana" sesiyle uyandı. babasıydı başındaki. bir an anlayamadı durumu. "25 yaşına geldi sabah kalkmayı öğrenemedi amına koyayım. lan normal gün olsa anlarım da evleniyorsun lan bugün". "hassiktir" dedi salih. ama sesli söylemişti. babasının gözleri kıpkırmızı oldu bir anda"ne diyon lan sen" diye bağırdı. salih yatakta dikeldi, saf saf etrafına bakındı. annesi durumdaki garipliği sezmişti. "oğlum? neyin var? memet bi dur sen de. hasta mısın oğlum? bir şeyin mi var?" güçlükle konuşabildi salih. "yok. iyiyim anne". babası hala sinirliydi. "hassiktirmiş. sana hassiktir lan. asıl sana hassiktir. adamın düğününe biz koşturuyoruz, kendisi yatıyor." salih biraz da şaşkınca babasına baktı. babası bir haller olduğunu anlamıştı, o yüzden alttan almayı seçti. "hadi kalk, arabayı süslet gel. gelin çiçeğini de almayı unutma".

salih'e o gün her şey rüya gibi geldi. her şeyi eskisi gibi yaptı. çünkü şoktaydı. yine evlendi karısıyla. ilk geceyi yine yaşadılar. en azından bunun için bile değebilirdi. hayatlarına tek mutlu sevişmeleri oydu çünkü. çünkü karısı yeni gelinin sike sarıldığı gibi sarılmıştı salih'e ve sikine. normalinde 2 kez yapmışlardı ama salih anın tadını çıkarmak için sabaha kadar 5 kez yaptı. 35 yaşının ve 3 ayda bir sevişmenin verdiği abazanlıkla. 25 yaşındaki bedeninin gücüyle. sonra da 10 senenin sonunda ilk defa mutlulukla sızdı.

geçmişe gittiğinde uyuduğu zaman bugünde uyanıyordu. bugünde uyuduğunda ise uyumadan önce hayal ettiği tarihte uyanıyordu. tüm yolculuğu uyanık olduğu zaman kadar sürüyordu geçmişte. birkaç denemeden sonra çözdü bunu salih. ilk gidip geldiğinde ilk gecelerinde 5 kere sevişmiş oldukları için geleceğin az da olsa değişmiş olduğunu gördü. karısı ona biraz daha iyi davranıyordu. demek olay buydu. evliliklerinin 1. gününe gitti ve tüm günü sadece sevişerek geçirdiler. normalde o günü gezerek geçirmişlerdi. şimdiyse ailelerin tüm çağırmalarını reddetmiş, el öpmeye yarın geleceğiz demişti. bugün rekorunu kırmak istiyordu ve geceki 5'in üstüne ertesi gün de 18 saatte 7 kez daha seviştiler. karısı yürümekte zorlanıyordu. dudakları kulaklarına varıyordu mutluluktan. her sevişmeden sonra sızmak üzereyken zorla kaldırıyordu salih kendini. karısı tüm gün sadece sevişmiş ve salih'e kahve yapmıştı. sızarsa günümüze geleceğini biliyordu çünkü salih. biraz daha uzatmak istiyordu bu günü. 7.den sonra sızdı.

günümüze geldiğinde bambaşka bir evde buldu kendini. biraz daha güzel bir evde. karısı onu öperek uyandırmaya çalışıyordu. "hadi işe geç kalacaksın. şef garson geç kalırsa garsonlar hiç gelmesin işe". vay be. demek şef garson olmuştu. "bugün işe gitmeyeceğim" dedi karısına. çünkü bir şey fark etmeyecekti. yine geçmişe gidip geleceği değiştirecekti çünkü. "bugünü seninle ve çocuklarla geçirmek istiyorum" dedi. karısı şaşkınlıkla baktı yüzüne. ateşine baktı. "iyi misin" dedi. şaşkınca sordu salih: "ne oldu?" "hadi kalk salih, uğraşamam seninle". salih yerinden kalktı, üstünü giyindi, salona girdi. karısı kahvaltıyı hazırlamıştı. ama masada 2 tabak vardı. çocukları olmadığını o an anladı. sofrada sessizlik vardı. "bizim neden çocuğumuz olmadı?" diye sordu karısına. karısı önce boş boş baktı suratına. "salih iyi misin sen?" "iyiyim. sadece bir soru sordum". karısı sinirlendi. ama salih vazgeçmeyerek konuşturdu onu. ve duyduklarına inanamadı. salih kısırdı. bir an canı gibi sevdiği çocuklarını düşündü. bıraktı elinden çatalı. karısı ne oldu diye sorsa da cevap vermedi ve kendisini odaya kapattı.

kimdendi acaba çocukları. karısı onu kiminle aldatmıştı? tek düşünebildiği bunlardı. karısı her kapıyı vurup ona seslendiğinde "siktir git" diye bağırıyordu salih. sonra da mırıldanıyordu "zaten en iyi yaptığın şey de bu". öğrenmeye karar verdi ama o sinirle uyuyabilmek için gecenin 2'sine kadar uğraştı.

tekrar ilk ve 2. güne gidip olan her şeyi olması gerektiği gibi yaptı. uyuyup uyandığında normale dönmüştü hayatı, yine çocukları vardı. sırayla evliliklerinin ilk bir haftasındaki tüm günlere gitti. sonra düşündü ve "ulan ben onun yanındayken kiminle yatacak orospu" deyip evliliğinin 8. gününe döndü ve o gün işe gider gibi yaptı salih. ama gitmedi. karısını takip edecekti. o gün hiçbir farklı şey yapmadı karısı. bu şekilde öğrenemeyecekti. neden daha önce akıl edemediğine kızarak ilk çocuğunun doğumundan 9 ay öncesindeki günleri denemeye başladı ve o siktiğimin gününü buldu salih. evlendiklerinden 6 ay sonrasıydı. boktan, karlı bir kış günü. salih'in içinde sadece tiksinme vardı. nefret değil. karısından tiksiniyordu. harcanan hayatından tiksinti duyuyordu. ama artık bitmişti. hayat o nasıl isterse öyle olacaktı bundan sonra.

ama o gün öğrendiklerine şok oldu salih.

işe gider gibi yapıp evden çıkmıştı. köşede karısının çıkmasını bekliyordu ama çıkmadı. demek herif eve geliyordu. bekledi. kimse gelmedi. merak edip eve gitti. sessizce eve girdi. girdiğinde karısının yatak odasında ağlamasıyla karşılaştı. sessizce yaklaştı. kıyafeti paramparçaydı karısının. tecavüze uğradığını o an anladı. gidip sarılmak istedi ama yapmadı. o günü hatırladı. eve mutlu mesut gelmişti ama karısında bir şeyler olduğunu anlamıştı. gece sevişmek istememişti mesela. üzerinde durmamış, yorgun olduğunu düşünmüştü. yine aynı şeyleri yapıp günümüze döndü ve ertesi gün tekrar gitti aynı güne. karısına bir şeylerden şüphelendiğini, sanki evlerini birisinin izlediğini söyledi. "korkma" dedi. "bugün evden çıkmayacağım. sen de kim gelirse normal davran. evde yokmuşum gibi davran". karısı "tamam" dedi.

tecavüzcüyü öğrendiğinde hem şaşırdı hem de şaşırmadı. restorandaki gece aşçısıydı. kıl recep. sabaha kadar yapılacak olanları yapıp saat 8'de çıkıyordu. salih 8:30'da geliyordu işe. yani salihin evde olmadığını bilen biri. kıl recep derlerdi çünkü gerçekten kıldı. genelde herkesle dalga geçerdi. salih evlendiğinde de onunla çok dalga geçmişti. "yaktın kendini, benim gibi hovardalık yapsana, hayat bir kadınla geçer mi oğlum" diye.

recep zili çalıyor, "beni salih gönderdi yenge, telefonunu burada unutmuş" diyor, karısı arkasını dönünce de kapıyı kapatıp arkadan saldırıyordu. yatak odasına kadar bir şey yapmayıp orada saldırdı salih. tam 3 saat dövdü recep'i. harcanmış hayatının acısını, karısının harcanmış hayatının acısını, bok olan evliliklerinin acısını... her şeyin acısını recep'ten çıkardı. sonra polisi çağırdı. ama recep hiçbir şey itiraf etmediği için salih suçlu bulundu durumdan. nezarette uyuyup yine aynı güne döndü. bu sefer kamera kurdu ve olaylar aynı şekilde tekrar yaşandı. salih bir kez daha şevkle dövdü recep'i

ama sonra 2. çocukları takıldı aklına. o da mı recep'tendi? öğrenmeliydi. o gece sinirle uyudu 2. çocuklarının doğumundan 9 ay öncesini düşünürken. uyandığında karanlık bir yerde buldu kendini salih. hiçbir şey görünmüyordu. bağırmaya çalıştı. bağıramadı. öldüğünü o zaman anladı. acaba recep hapisten çıktıktan sonra onu vurmuş muydu? olabilirdi. şimdi ne yapacaktı? nasıl dönecekti geçmişe?

ölüler uyuyabilir miydi? uyumaya çalıştı, uyuyamadı. ölünce böyle mi oluyordu? ne zamandır ölüydü? karısı ne yapmıştı onsuz. hayatı normal akışında devam ederken nefret ettiği karısını şimdi deli gibi sevdiğini düşünüyordu. tüm o davranışları, hayatı kendine zindan edişi hep o gün yüzündendi demek. keşke ilk geri dönüp geldiğinde tekrar gitmeseydi. çocukları yoktu. ama mutluydular. demek karısı tecavüze uğramamıştı. ne değişmişti de recep eve girip tecavüz edememişti karısına.

peki ya 2. çocuğu. o kimdendi? asla öğrenemeyecekti. saatlerce, o karanlıkta düşündü. döndü durdu. bağırmaya çalıştı ama hayır. olmuyordu. böyle sonsuza kadar bekleyecek miydi? doğru düzgün dini inanışı da yoktu ki dua etsindi. kendini öldürmeyi denedi, kendi boğazını sıktı ama hiçbir şey hissetmiyordu. ölü olduğunu hatırladı. ölüler bir daha ölemiyordu demek. çok da inanmadığı tanrıdan bir şans daha istedi salih. boşversindi, 2. çocuk kimdendi öğrenmek bile istemiyordu artık. sadece karısının tecavüze uğramadığı o hayata dönsün yeterdi. geçmiş tekrar gitmeyi bile istemeyecekti.

binlerce kez yalvardı ama cevap vermedi tanrı.

devamını okuyayım »