sex addict

  • 3573
  • 2
  • 0
  • 0
  • geçen hafta

ikna odası

nur serter bu odalarla ilgili soyle bir aciklama yapmis:

http://haber.gazetevatan.com/…madim/337502/1/gundem

--- spoiler ---
islami kesim tarafından “başörtüsü düşmanı” ilan edildiniz. öyle misiniz gerçekten?

hiçbir zaman düşman olmadım. hiçbir zaman başını örten bir kız öğrenciye en ufak olumsuz duygu beslemedim. yasak başlamadan önce benim sınıfımda başörtülü öğrenciler de oldu. o dönemde kendilerine peşin hükümlü bir tavır sergilendiği düşüncesine varmasınlar diye pozitif ayrımcılık da yapardım. mesela söz hakkı verir, konuştururdum. odama gelir konuşurlardı. ama ne zaman yasak başladı, o zaman hukuki boyutuyla bir yönetici olarak bunu uygulamak zorundaydım. ama bu o kişilere karşı bir sevgisizlik anlamı taşımadı. dün de taşımadı, bugün de.

[...]

“bu serbestlik diğerleri için baskı getirir” iddialarına katılıyor musunuz?

kesinlikle düşünüyorum. başı açık girip 2’nci, 3’üncü sınıfta kapatan çok öğrencim oldu. kuşkusuz bir toplumsal baskı oluşturacaktır. şimdiden defakto bir durum var türkiye’de. türban bir tsunamiye dönüşmüştü. artık üniversitelerin üzerinden o dalga aştı, ilköğretimi kuşattı, devlet memurluğuna ve siyasete kadar uzandı. bugün tartışma üniversiteye girsin değil ‘ilköğretime girer, devlet memurluğu yapar, siyasete girer’ tartışmasıdır.

peki ya özgürlükler?

olaya bireysel hak ve özgürlük bağlamında yaklaşırsanız arkasını tutamazsınız. o zaman ‘devlet memuriyeti bireysel hakkım, siyaset bireysel özgürlüğümdür, ilkokul öğrencisi de bireysel tercihimdir” diyebilir. üniversiteye gidememek aslında bir tür engeldi, bir duvar örülmüştü. şimdi o dalga duvarı aştı ve hızla yayılıyor. mısır’da yaşananları hepimiz gördük.

[...]

senelerdir “ikna odaları” sizin isminizle anılıyor...

12 senedir anlatıyorum ama bir şey ifade etmiyor. çünkü önemli olan peşin hükümle yaklaşmak. “ikna odası” bir kadın gazeteci tarafından yakıştırıldı. olay şudur: 10 bin öğrencinin ilk yasaklı kayıt dönemiydi. avcılar’da gruplar halinde içeri öğrencileri alıyoruz. tek tük başı örtülü türbanlı öğrenci de oluyor ama kaydını yapamıyoruz. herkesin içinde kızlara ‘başını açman gerekir’ deniliyordu. kendimi onların yerine koydum. biri bana gelse o kadar insanın içinde ‘başını aç’ dese rahatsız olurum çünkü. bunun üzerine bir araştırma görevlisini görevlendirdik. farklı bir mekana yönlendirip hukuki durumla ilgili bilgi vermeye başladı. pedagojik formasyonu olan hanım, iki öğretim görevlimiz de vardı. ama çok ayak altı bir yer olunca medikososyal merkezinde -çocuklar rahatsız olmasın diye- boş bir odayı kullanalım dedik. tek bir odadır o. ama ben endişeye kapıldım. o dönem bazı malum basın organları çok ağır iftiralar atıyorlardı. şimdi, “çocukları kapalı mekana alıyoruz. kızlara baskı yaptın, işkence yaptın denilebilir” dedim. bunun için iletişim fakültesi öğrencilerinin kameralarından birini bu odaya kurduk.

yüzler görünüyor muydu?

hayır. öğrencilerin arkasına gelecek şekilde konuldu. sadece konuşmalar kayda alındı. kızlara durumu anlattık, ‘olur’ dediler. bir dava konusu olursa, mahkeme açılırsa, elimizde kanıt olsun diye yaptık.

izleyen oldu mu?

kimse izlemedi. sadece ben. altını çizmek isterim: iletişim öğrencilerine çok şükran borcum var. çünkü bu bantların peşine bütün medya düştü. bana iki yıl boyunca baskı yapıldı. bilgi istendi, bantlar istendi. ama ne bir öğrenci tek cümle etti, ne bir tek bilgi verdi. 10 bin kişinin içinde 198 öğrenci başıörtülü geldi. 5’i dışında diğerleri hiç zorlanmadan başlarını açtılar. yeni yeni kitaplar çıkıyor, yok kapıyı kitlemiş falan hayretler içinde kalıyorum. bu kasetlerin hepsini izledim böyle bir şey yok.

hala sizde mi?

evet ama artık epeyce yer işgal ediyor. öğretim görevlileri için de kayıt önemliydi. o da insandır, sinirlenir, baskı niteliği olacak bir şey söyleyebilir. o taraf içinde bir oto kontrol mekanizmasıydı. bu olay umulmadık bir sonuç yarattı. meseleyi siyasi ranta dönüştürmek isteyenler büyük hayal kırıklığına uğradılar. çünkü öğrenciler okula alınmasın, kapıda bağırsın, o mazlum, mağdur tablo gündemi işgal etsin istediler ama öyle bir şey olmadı. çünkü amaç çocuklarının eğitim hakkını engellemek değil bu haktan yararlandırmaktı. bu kadar iyi niyetli yapılmış bir şeyi günlerce işkence odası olarak, adımı geçirerek, hakaret ederek kullandılar. ama niyetimin ne olduğundan emin olduğum için hiçbir huzursuzluk yaşamıyorum. onları eğitim hakkından yararlandırdığımı düşünüyorum. çoğu yurtlarından çıkarıldılar, yurt bulduk. çünkü cemaatler devreye girdi. şimdi türbanla ilgili chp’de farklı bir yaklaşım olunca, ‘serter’i at’ diyorlar. ama bugün olsa yine aynısını yapardım.
--- spoiler ---

ben nur serter'in soylediklerinin dogru oldugunu dusunuyorum. eger ellerinde video kasetler varsa, bence nur hanim bunlari medyayla paylassin. ikna odalarinda eger gercekten psikolojik baskilar yapilmissa, ogrencileri rencide edici uygulamalar varsa, goruntulerde ortaya cikar. goruntuler cekilirken ogrencilerin de rizasi varsa, o zaman islamofasist basina bok yemek duser. ben "ikna odasi" diye bir kavramin; basi ortulu ogrencileri, baslarini acmaya ikna etmek amaciyla kuruldugunu dusunmuyorum. orada amac, genc kadinlarin bas ortusu konusundaki hukuki durum yuzunden egitimlerini yarida birakmalarinin onlenmesiydi.

* * *

kaldi ki, benim kafami kurcalayan sey su. islam'da "teblig" diye bir olay var. siz, kendi dini inancinizi baskalarina empoze ederek onu kendi dininize cekmeye calisiyorsunuz ve bu da gayet mesru oluyor. hani, "teblig", baskasinin inancina saygisizlik, veya "ikna odasi" olmuyor. fethullahcilar ev ev gezip fakir cocuklari belirli guvenceler vererek kafalayip kendi dinci okullarina devsirme modeliyle toplayinca "ulkenin basina gelmis en assagilik uygulama" olmuyor. laik kesim kendi gorusunu empoze edince "insanlik disi" oluyor.

nedir arkadaslar? "din" kavraminin bir dokunulmazligi mi var? "din" kisvesi altinda her bok yenebiliyor; ama isin icine laiklik girince cifte standart oluyor. senin teblig hakkin varsa -ki, bu da bir cesit misyonerliktir bana gore- laik kesimin de ikna odalari kurarak teblig hakki var. boyleyken boyle.

devamını okuyayım »