seyyie

  • 15
  • 0
  • 0
  • 0
  • 3 yıl önce

oryantalizm

oryantalizmi sadece batı'nın doğu'ya karşı kurguladığı ötekileştirici söylemler bütünü şeklinde tanımlamamak gerekir. çizdiği imajlarla (doğu feminen, batı erkek -batı doğu'yu yönetme hakkına sahiptir) "batı, doğu'daki sömürgecelik faaliyetlerini meşrulaştırıyor" gibi pejoratif bir ifade, oryantalizmin tamamen kendi araştırma alanı içinde türk (ve doğu) edebiyatına katkılarını görmememize neden olabilir (oldu da).

"yahya kemal’in hayatında onun şahsiyetinin şekillenmesinde büyük rolü olduğunu düşündüğümüz bir anekdot vardır: 1903 yılında devrin gençleri arasında yaygın olan bir temayülün neticesinde paris’e kaçan yahya kemal başlangıçta her bakımdan bir arayış içindedir. paris’te bulunduğu müddet zarfında siyasetten çok şiir ve edebiyatla ilgilenen şair, fransız şairi mallarme’nin bir tavsiyesi ışığında kendi kültürünü ve şiirini tanıma fırsatı bulur. mallarme şiire yeni başlayacak fransız gençlerine verlaine’nin xvııı. asır fransız saray hayatını anlattığı şiir kitabı olan fetes galantes’i okumalarını tavsiye etmiştir. bu tavsiyeyi duyan yahya kemal, verlaine’nin eseri yerine bizim hayatımızı anlatmış olan divan şiirine yönelir. ancak bu konuda bilgisi azdır. çünkü ülkesinde tanzimat’tan sonra divan şiiri gündemden düşmüş, edebiyatta batı tarzında yeni eğilimler ortaya çıkmıştır.
batı etkisindeki eğilimlerin aşırı boyutlara vardığı servet-i fünun döneminde avrupa’ya kaçan yahya kemal’in şiir heveslisi bir genç olarak ülkesinde divan edebiyatını öğrenme imkânı yoktur. mallarme’nin tavsiyesinden hareketle divan şiirini öğrenmeye koyulan yahya kemal arapça ve farsçasını ilerletmek için paris’teki oryantalist çalışmaların merkezi durumunda olan ve langles tarafından kurulmakla beraber en parlak dönemini sacy zamanında yaşayan şark dilleri mektebine devam eder. divan şiirini okuyup anlamaya çalışır. zira oryantalist
çalışmalarda kullanılmak üzere doğu’ya ait pek çok eser -bunlar arasında türkçe divanlar da vardır- paris’te toplanmıştır. “kader bana türk şiirini ve onun klasiklerini öğrenme fırsatını fransa’da vermişti” diyen yahya kemal, paris’te edindiği bilgi ve tecrübe ışığında bugün bile sağlamlığından hiçbir şey kaybetmeyen, hepsinden önemlisi bizi ifade eden şiirler yazmıştır. ihtimallerden hareket edecek olursak paris’teki şark dilleri mektebi olmasaydı belki de yahya kemal gibi bir şairimiz olmayacaktı yahut şairimiz şiirini farklı bir zeminde oluşturacaktı. ancak devrinde pek çok yazar ve şairde gördüğümüz gibi kendi değerlerimizden uzak, batı taklidi eserler ortaya koymayan, batı’da öğrendiklerinin ışığında kendi şiirini oluşturan o bile günümüzde oryantalistlik suçlamasından kurtulamamış, kendi kültürüne ve insanına uzaktan baktığı, oryantalist gibi davrandığı öne sürülmüştür (ayvazoğlu, 1999: 41; mignon, 2004: 289)."

devamını okuyayım »