she cries

  • azimli
  • hırçın golcü (262)
  • 2482
  • 1
  • 0
  • 0
  • 2 hafta önce

bade işçil

27 yıldır kim olmuşsa bir röportajda ortaya dökmüş kişi. sonda kendisinin de söylediği gibi, tam olarak şöyle bir insan:

başlık: freud olsa ancak çözerdi

cevapları * ile gösterilmiş.

"iç bade, sev güzel var ise aklı şuurun...
* dünya var imiş, yok imiş ne umurun.

sizinkiler ömer hayyam’ı seviyorlardı herhalde.
* babaannem koymuş adımı. öldü, soramıyorum ama o istemiş, annemin de hoşuna gitmiş.

annenle mi yaşıyorsun?
* kedim, köpeğim, annem, abim.

27 yaşındasın, kendi başına yaşamak istemiyor musun?
* bir dönem istedim. üniversitedeyken ev tutan arkadaşlarım vardı. özgürlerdi, özeniyordum onlara; istedikleri gibi dağıtabiliyorlardı evi en azından. ben hâlâ tişörtümü kenara koyduğumda annem gelir; “kirliyse kirliye, değilse dolaba” diye peşimden kovalar. yalnız yaşasam o stres olmazdı ama zor ya… zaten, “ancak evlenince evden ayrılabilirsin” diyorlar.

ve sen de kabul ediyorsun?
* evet, ben annemsiz kalamıyorum. bir yere gitsem “hemen eve dönmem lazım” diye düşünüyorum.

baban?
* babam başka evlilik yaptı. annemle yaşadığımdan babamsızlığa biraz alıştım.

evlenince nasıl ayrılacaksın annenden o zaman?
* alışana kadar epey giderim anneme. şimdiden de korkutmayayım adamı (gülüyor.)

evlenmek istiyor musun?
* bundan sonra olursa evlenmeyi düşünüyorum. şimdilik yok kimse. benden küçükler evleniyor: “bade, geldi de geçiyor mu?” diye soruyorum. ama her şey dejenere, kim ne amaçla yaklaşıyor bilemiyorsun. erkeklerin tarafından da düşünüyorum, kızlardan kimi alacaksın? kızlar gece kulübünde, evlilik kurumuna saygıları yok. “kariyer de yaparım çocuk da yaparım, seni de boşarım adam” kafalarında. ben annem gibiyim: “gelinlikle girer, kefenle çıkarsın.”

annenle baban boşanmamış mıydı?
* evet.

gerekirse işinden vazgeçer misin?
* öyle bir şey isterse, saygı duyarım. çünkü, oyunculuk bir aile kurmaya engel, düzeni yok. sabah 07.00’de sete giriyorsun, ertesi gün 07.00’de bitebiliyor. o arada nasıl çocuk yapacaksın? sabah akşam birlikte oturulmalı yemek masasına. ben böyle öğrendim annemden.

öğrendiklerinin nihai doğru olduğuna inanıyor musun? hiç “yeter! hayır! bana ne?” klasmanından kelimeler kullanmaz mısın?
* `ben eğik başlı biriyim. ne öğretildiyse onunla yaşıyorum.` değişmiyorum. değişmeye çalışsam da olmuyor. neredeyse her şeyi yadırgıyorum. “bade’nin yapamayacakları” var, bir sürü şey.

örnek verir misin?
* `gece dışarı çıkmaz, içki içmez, sorun çıkarmaz, sınırları zorlamaz.`

eve dönme saatin var mi?
* evet.

kaça kadar iznin var?
* en geç 01.00. ama sette olduğumda durum farklı. seti bu kadar sevmemin sebebi de bu; kaç olursa olsun özgürüm. orada şebnem oluyorum ve o gayet özgür, saat üçte evde değil. ama bade en geç 01.00’de evde. eskiden arkadaşlarıma bakıp, “abes olan ben miyim?” derdim. “onların aileleri izin veriyor, onlar çocuklarını sevmiyor mu?” diye kendimle cebelleşiyordum. sonra dedim ki, “senin kızın olsa sen ne yapardın?”

ne yapardın?
* `üniversiteye bile sabah kendim götürür, akşam alırdım`. çocuğum olduktan sonra ben kalmam artık. adım onun adı, soyadım da kocamın soyadı olur. ben o kimliğin içinde bir karakter olurum, bade işçil yok olur.

senin fikirlerini merak ediyorum. ülke gündemini takip ediyor musun? politik olarak…
* annemin bana öğrettiği bir şey daha: “fikrini kesinlikle söyleme.”

bir fikrinin olması kötü bir şey mi?
* hayır, ama politika değiştirebileceğim bir şey değil. o yüzden konuşmak boş geliyor.

mesela anayasa değişikliği için referandumda oy vereceksin, çok yakında istemesen de bir etkin olacak.
* öyle mi?

evet, 12 eylül’de.
* hangi maddeleri değişiyor, ne olarak değişiyor? anayasayı baştan sona okumam gerek ki karar vereyim. sonuçta halkın seçtiği insanlar yapıyor, onlar ne istiyorsa bunda da ona göre oy vermelisin.

kendini nasil tanımlıyorsun?
* insanların düşüncesi çok önemli benim için. cem yılmaz stand up’ında, “yarın öbür gün kimseye güldürme bizi” diyor ya öyle. bir an geliyor, diyorum ki: “insanlar için yaşıyorsun, yaşıyorsun da, kime yaranıyorsun?” hep bir ötesini istiyorlar. ama annem “bunu niye yaptın?” dediğinde cevap verecek durumda değilsem, o baskıyı yaşamak istemiyorum. onlar insanlardan çekiniyor, onlara laf gelmesin diye ben de çekiniyorum.

nasıl koruyabilirsin kendini gelecek laflardan?
* set dışında bir tek spor yapıyorum, yemek yiyorum ve uyuyorum. tatilde gittiğim yerde fazla kalmıyorum ki, biri haberimi alıp bikiniyle çekmesin. beni bugüne kadar kimse basmadı, birinin “yakaladım” deyip, kendince fantezi kurmasını istemiyorum. ya da “erkekler mini etek giyenlere bakıyor, demek ki bade, giymeyeceksin” diyorum. dikkat çekmek, göz önünde olmak istemiyorum.

bunu istiyorsan neden oyuncu oldun? türkiye’de en fazla izlenen dizide oynuyorsun.
* sanal o. şebnem’e bakıyorlar orada, bade’ye değil. bir açığımı şebnem’le kapatıyorum belki.

ünlü olmadan önce nasıldı?
* ünlü olmadığım zaman olmadı ki.

nasıl yani?
* baltayla yaklaşanlar hep vardı, o yüzden hep savunmaya geçtim. “şurada yakalayıp baltalarsam, ölür. güzelliğinin de bir etkisi kalmaz” diyenlere karşı hep gardımı aldım.

en beğenmediğin fiziksel özelliğin?
* çok güzelim. kusursuzum. geri planda olmayı isterdim. her zaman bir geride olayım da arkadaşlarım gibi olayım istedim. bedenimi korumaya çalışıyorum; çünkü allah’ın bana verdiğini sağlıklı bir şekilde idame ettirmeye çalışıyorum.

inançlı mısın?
* dinime bağlıyım.

inancını sorguladın mı?
* sorgulamadım.

kuran-ı kerim’i okudun mu?
* defalarca okumaya çalıştım ama olmadı. insanların “arapça okumalısın” demesine takıldım sonra pes ettim.

nasıl başladı dine olan ilgin?
* bir gün çok başım ağrıyordu, bitkindim. arkadaşım, “nazar değmiştir, bir okuyayım” dedi. dua ederken, esnemeye başladım. tuhaftı. esneyince içindeki kötülükler gidermiş. o zamandan beri ne zaman dua okunsa esniyorum ve rahatlıyorum. bu benim için bir kanıt. bak, telefonumun ekranında dua taşıyorum: nazar ayeti, bereket duası ve ayet’el kürsi.

cennete inanıyor musun?
* dinimiz öyle diyor. ama nasıl bir dünya…

nasıl sence? nasıl olsun?
* hayvanların hepsi mutlu olsun. öbür dünyaya da onlar hükmetsin, bize o kadar kötü davranmazlar.

sokakta yaşayan insanlara o kadar üzülmüyor musun?
* o kadar değil; `çünkü allah insana akıl vermiş ve insanların dünyasında yaşıyoruz`. insanın isteyip de yapamayacağı bir şey yok, hakikaten istemiyordur diye düşünürüm.

bu birçok kişiyi kızdıracak bir düşünce.
* bu düzende, her şey insana göre belirlenmiş. çaba harcarsan bir yere gelirsin.

konuyu değiştirelim. arkadaşlarınla aran nasıl?
* iyi arkadaşlarım çok seyreldi. çünkü fark ettim ki, insanlar sadece dışarı çıkmak için arıyor beni. yanında biri olsun diye… ben adapte olamıyorum. izole yaşayan, sadece spor yapan biriyim.

sıkılmıyor musun?
* alışkanlığım böyle… arıyorlar bazen “ne yapıyorsun?” diye “evdeyim” diyorum. “hiçbir şey değişmemiş” deyip kapatıyorlar.

hiçbir sosyal aktiviten yok mu?
* yok sanırım. sahilde yürürken insanlar gelip imza istiyor. beni sevdiklerini söylüyorlar, gözlerinde görüyorsun. o enerjiyle 10 kilometre daha yürüyebiliyorum.

10 kilometre mi! neler düşünüyorsun yürürken?
* zamanında modacı olmak istiyordum, moda tasarımı okudum zaten. ama şimdi insan figürü tasarlıyorum. ezel için şebnem’i tasarlıyorum mesela, çantasını nasıl tutacağından, makyajına kadar. ya da yeni bir çizim hakkında düşünüyorum.

neler çiziyorsun?
* nü resim çiziyorum, insan figürü, çocuklar… (çizdiği iki yağlı boya resmi telefonundan gösteriyor. biri, küçük sarışın bir kız çocuğu çıplak, arkasını dönmüş yatıyor. elinden oyuncak bir ayı sarkıyor. ikincisi ise aynı resim ama kız çocuğu büyümüş, elinde hala oyuncak ayı var.)

oyuncakları çok mu seviyorsun?
* çok seviyorum, ayı koleksiyonum var.

rahat olunca çocuk gibi konuşuyorsun. hep böyle misin?
* evet.

neden?
* bedenimin farkında değilim. hiç seksi görmüyorum kendimi.

seks kötü bir şey mi?
* hayır, su kötü bir şey mi? ama pis su kötüdür, zehirler bile.

kaç yaşında gibi hissediyorsun?
* 10’larımda (gülüyor).

bana verdiğin izlenim şu: kendine karşı acımasızsın. büyümemeye çalışıyorsun. tekil yaşıyorsun. fazla gezmiyor, içki içmiyor, fazla para harcamıyor ve spor yapıyorsun. aldatma riskin az, güzelsin ama sakliyorsun. daha ne istiyorlar ki?
* aynen öyleyim. aynen! (gülüyor) dışarıdan bakan bazıları, bu kız lüks yerlere gider, şıkır şıkır giyinir sanıyor. öbürleri de nasıl biri olduğumu bilmiyor. işin kötüsü, o adamların yanına ne ben gidiyorum, ne onlar gelebiliyor. sonra kimse erkek arkadaşım olmadığına inanmıyor.

ama set ve sahil arası bir hayatta nereden çıkabilir ki karşına?
* görücü usulü.

ciddi misin?
* deneme yanılma yöntemi yaşamadan, “evet bu” demek istiyorum. beni bilenlerin, “bu sana göre biri” demesi önemli. ince eleyip sık dokumaktansa, “bana uyuyor mu?”yu cevaplarım. dışım batılı gibi ama içim tam bir türk.

son olarak ne demek istersin?
* sanırım, konuştuğumuz kadar bir insanım."

http://www.tempodergisi.com.tr/…berdetay/57243.aspx

devamını okuyayım »
23.03.2011 06:14