sidon

  • 415
  • 0
  • 0
  • 0
  • geçen ay

evrim ağacı

daha önceki entrylerimden birinde de belirtmiştim: evrim, 20 milyon canlı türü içinden neden sadece insana zeka verdi de, geri kalan 19 milyon 999.999 türe çeyreği kadar zeka veremedi?

evrim ağacı sitesinin cevabı oldukça komik.

"bizler büyük bir felaketten ve av olmaktan kaçarken aklımızı kullanmayı öğrendik." (bahsettiğim 20 milyon türün en az 15 milyonu birilerine yem olmak veya bir tehlikeden kaçma durumuyla karşılaşmışlar)

"bizler sosyal hayat yaşarız, sosyal hayatta iletişim arttırmaya uğraşırken zekamız gelişti." (20 milyon canlı türünden milyonlarcası sosyal bir hayat yaşıyor, birlikte göç ediyorlar, birlikte avlanıyorlar ve aile ilişkileri kuruyorlar)

"bizim elimiz var o yüzden kullanmayı öğrenirken zeki olduk." (ee elimiz nasıl oldu? neden bizim elimiz oldu da ele benzer fonksiyonu olan diğer canlıların eli veya ona benzer uzuvları olmadı. veya eli olmayan diğer varlıkların diğer uzuvları, el fonksiyonuna yönelecek şekilde evrilmedi?)

"şey çünkü biz baskılama sürecinden geçtik o yüzden bu aşamaları sırasıyla yaşadık." (ortak bir doğal çevreyi yaşarken 20 milyon canlı türü arasında sadece senin yarın kadar zekaya gelemeyecek kadar evrilememiş canlılar evrim teorisinin korkunç derecede büyük bir bug'ı değil mi?)

safsata..

insanla hayvanları ayıran en büyük fark, zekanın yanında estetik zevktir.

bir köpek gümüş bir kaptan yediği et ile, plastik kaptan yediği et arasında fark göremez ve aynı uyarıcıyı aldığı farklı ortamlarda farklı reaksiyonlar veremez. onun için tabağın yanında duran süs çiçeğinin anlamı yoktur.

insan ise özenle hazırlanmış bir yemek masası gördüğünde "ruhsal bir zevk" hisseder.

dünyada insan dışında bir adet canlı yok ki, evinin kapısına bir süs çiçek ve kilit koysun. "hayatta kalma amacı" dışında, ufacık bir estetik zevke sahip olsun.

kusura bakmayın bunlara inanmaktansa tutup da bir yaratıcı bana seçme hürriyeti olan akıl verdi demek çok daha mantıklı. bu genelde "bilim dışı" bulunmaya kalkilsa da, "zekamiz şu şekil oldu bu şekil oldu" hikayelerinden çok daha rasyonel görünüyor.

bazı kuşlar çiçek koyuyor iddiası üzerine edit:

süs diye adlandırılan şeyler estetik amaçlı değil hayatta kalma amaçlı, yani yuvaya verecek bir fayda amaçlı olmak durumundadır.

hayvanlarda, insanin sanat algisi ve estetik hissine benzer bir algı yoktur. bu bilimsel bir gerçek. bizim estetik olarak düşündüğümüz tavırları (mesela bazı hayvanların dans ederek çiftleşme mesajı vermesi) de onlar tarafindan estetik gayelerle değil, içgüdüsel yani tercih edilemeyen bir şekilde yapılıyor.

bal peteği bize harika görünüyor ama arı bal petegini "işte şimdi falanca atamin miras bıraktığı mükemmel sanatı icra ediyor ve ruhumu rahatlatiyorum" gayesiyle ortaya koymuyor. hayatta kalmak için böyle yapmak zorunda.

ifade ettiğim şudur: hayvanlar kendi iç güdüleri ve kisitli öğrenme kapasiteleri(ki bu da genetik) dışında üretim yapamazlar. bu üretim ister fiziksel ister estetik üretimi olsun değişmez. zira zekanın en büyük belirtisi üretimdir.

devamını okuyayım »