sikkofosfamid

  • 113
  • 0
  • 0
  • 0
  • 5 ay önce

resneli niyazi

ıı. meşrutiyet öncesi osmanlı devleti'nin durumunu göstermesi açısından anlattıkları son derece önemli olan ve hatırat-ı niyazi adlı eserinin müellifi, zamanının ''hürriyet kahramanı'' olan şahsiyet. anlatıklarından bir kesit:

''istanbul'dan döndüğüm zaman, inkılap fikrinin esası hakkındaki duygu ve kanaatlerim tamamlanmıştı. özel bir vaziyetle istanbul'a gönderilirken ve esir ettiğim yunan bölüğünü de istanbul'a götürürken, daha manastır istasyonunda, ordu kumandanı vekili ve diğer ordu büyüklerinin, bana verilen vazife ve mevkiden faydalanmayı düşünerek oğullarını, yakınlarını kayırmak, millet hazinesinden para çarpmak peşinde olduklarını gördüm.

selanik'te bizzat müşir(mareşal), aynı şekilde fırsattan istifadeye koştu.

milletin avuç dolusu parasını alan devletliler(paşalar) gördüm ki, millet ve devlet işlerinden ziyade, kendi menfaatlerini temin yolundaydılar.

hele harbiye nazırının huzuruna çıkarıldığım zaman, yüksek askeri meclisin henüz, askerin kundura meselesini, yani ne cins kundura giydirilmesi işini bile halledemediklerini gördüm. serasker paşa, askere çarık mı, yemeni mi giydirilmeli tartışmasındaydı. benim bile fikrimi sordukları zaman, hayret ettim. halbuki harp başlamış ve bitmişti!

harp sona erincedir ki, saraya mensup alay alay yaverler ve mensupları, güya harbe gönüllü gitmeye talip olarak, terfiler, maaş zamları alıyorlar ve güya harp sahalarına koşuyorlardı. rütbe ve nişanları yağma ediyorlardı. yaptıkları harp, asıl hak ve istihkak sahiplerine karşı yürüttükleri hile ve savaştı.

bir kısım kumandanlar, harp esnasında yağmacılığa, ticarete tenezzül etmişlerdi.

saraya götürüldüğüm zaman ve sekiz ay içinde üsteğmenliğe terfi ettiğimi gizleyerek, kendimi teğmen tanıttım. ikinci ve lüzumsuz bir takdirden kaçınıyordum.
bunun üzerine, bana bir derece terfiim ve 10 lira ihsan buyurulduğu bildirildi. halbuki ben, o rütbeyi zaten harp meydanında almıştım. ama bu sırada ve benim istanbul'a getirdiğim yunan esirlerini, müşir(mareşal) kazım paşanın 13 yaşındaki oğlu peşine takıp orada burada dolaştırıyordu. çocuk, o yaşına rağmen, iki derece terfi ettirildi. 200 altın da mükafat aldı.

saraya davet olunduğum zaman, ayrıca, mabeyine(saraya) bağlanıldığım da tebliğ edildi. bu suretle yaver kordonu takacaktım. bu lütfu reddettim. kıtama döndüğüm zaman ise, harpteki gayretlerle ve bu iltifatlara rağmen, beni aktif vazifemden aldılar ve redif sınıfına(yedek ordu sınıfı) naklettiler. debboy(ambar) memuru yaptılar. 1903 senesine kadar debboy memuru olarak kaldım.''

şevket süreyya aydemir, enver paşa, sf:388-389

devamını okuyayım »
30.11.2016 18:33