silverliningsplaybook

  • 43
  • 0
  • 0
  • 0
  • 3 yıl önce

before midnight

ilk iki filmin aksine romantikliği bir kenara bırakmış, tamamen gerçekçi olan ve insanı derin düşüncelere sürükleyen film. birçok kişinin aksine çok beğendim, gerçekçiliğinden çok hoşlandım ve kendimi buldum diyebilirim.

--- spoiler olabilir ---
birbirlerini çok sevmeleri, ama çok yıpranmış olmaları ve bu yıpranmanın her konuşmada kendini belli etmesi, geçmişte yaşanan şeylerden dolayı içlerinin dolmuş olması, celine'in kendince yaptığı sınavlar ve duymak istediği ama duyamadığı cevaplar, birşeylerin değişmesini istemeleri ve bu yüzden baskın gelen bırakıp gitme isteğine rağmen bir türlü gidememeleri(celine'in otel odasından çıkıp birkaç kere geri dönmesi), geçirecekleri ve belki bir daha senelerce yaşayamayacakları o güzel akşamı saçmasapan tartışmalar yüzünden mahvetmeleri, alınganlıkları, kadın-erkek konusundaki tartışmaları, birbirlerine sahip oldukları için ne kadar şanslı olduklarını unutarak sürekli söylenecek ve tartışacak birşey bulmaları, ve daha bir çok şey... o kadar tanıdık ki, birçok yerde kendi ilişkimden kesitler seyrediyormuş gibi oldum. ve işin ilginç tarafı henüz celine'in ilk filmdeki yaşındayım, ne evliyim, ne de çocuğum var. ama herşey çok tanıdık. ilerde evlensem ve çocuklarım olsa ne olurun cevabını izlemiş gibiyim.

demeye çalıştığım şu ki, yaşananların yaşla bir ilgisi yok. aşk böyle birşey demek ki. bir süre sonra hayat sizi bu noktaya getiriyor ve karşınızdakine sahip olduğunuz için ne kadar şanslı olduğunuzu düşünmeyi bir kenara bırakıp olup olmadık şeylerden, gündelik konulardan tartışmaya başlıyorsunuz. tartışıyorsunuz, yıpranıyorsunuz. barışıyorsunuz, herşey düzeldi sanıyorsunuz. sonra tekrar tartışıyorsunuz, bir daha yıpranıyorsunuz. bir daha tartışıyorsunuz, daha çok yıpranıyorsuz... sonsuz bir döngü bu. ve bütün bu tartışmaların, yıpranmaların sonunda birikmiş birçok şey oluyo ve aşkın o büyüsünü kaybediyorsunuz.

ama sevgi bambaşka birşey. ne yapacağınızı bilemediğiniz, mutsuz olduğunuzu hissettiğiniz, kaçmak istediğiniz, gitmek istediğiniz birçok an oluyor. gideceğim diyorsunuz, bitti diyorsunuz. ama o kapıyı açıp açıp geri dönüyorsunuz, aynı celine'in otel odasından çıkıp, birçok kere geri dönmesi gibi. çünkü seviyorsanız, gitmemek için her zaman bir bahane ararsınız. en son sahnede, celine jesse'yi bırakıp gittiğinde ve deniz kenarında otururken bile jesse'nin gelmesini bekliyor bence, onun kendisini orada bulacağını biliyor. onca tartışmanın ardından, söylenen onca lafın ardından en sonunda hiçbir şey olmamış gibi davranmaları ve gecenin devamını güzel geçirebilmek için birbirlerine adım atmaları da beni en çok etkileyen sahne oldu. çünkü sevgi böyle birşey bence.

--- spoiler olabilir ---

daha söylenecek çok şey var aslında, ama daha da uzatmayacağım. en çok etkilendiğim filmlerden biri oldu kesinlikle. bütün aşkların sonsuza kadar devam ettiği, herkesin çok mutlu olduğu, çok düşünceli olduğu, çok aşık olduğu filmlerdense böyle gerçekçi bir film çekilmesi çok daha güzel birşey bence. en azından kendinizi sorgulamanızı sağlıyor ve ardında düşünecek birçok şey bırakıyor.

devamını okuyayım »
01.06.2015 01:20