simply human

  • mülayim ama sempatik (539)
  • 617
  • 0
  • 0
  • 0
  • 2 yıl önce

orta doğu teknik üniversitesi

çimenlik alanları ile ünlü okul.

okula kayıt işini hallettikten sonraki günlerden birinde liseden iki üç arkadaş beraber gelmiştik. elimize kayıt sırasında sosyalist öğrenciler tarafından tutuşturulan kağıtta yazdığı gibi "şu an yıllar boyu onlarcasına gireceğiniz kuyruklardan ilkindesiniz..." sözünü doğrulayan kuyruklardan birkaç tanesinde görevimizi yapmıştık. işler bitince aynı ekip liseden kalma alışkanlığımızla, olan biten her şeyi tiye alma modundayız. topluluk isimleriyle, etraftaki bizim gibi yeniyetmelerle ve odtü ile odtülülüğü öven bilimum sözle alay edip eğlenerek çarşıya gitmek üzere kkm'nin yanından yolumuzu tutuyoruz. arkadaşlardan birinin hikayesinde, odtü tanıtım dosyalarındaki resimlerde gördüğü "çimlerde yayılan odtülü gençler" imajına özenerek rektörlüğün önündeki -yani yayılmanın yasak olduğu tek alan olan- çimlik alana yayılması ile güvenlik tarafından kaldırılması bir olduğu anlatılıyor. pek çok şeye olduğu gibi buna da gülerek yürüyoruz...

kortlar ile kkm arasında kalan çimlik alanda bir sahne kuruluyor. izleyici olarak üçer beşer gruplar halinde oturan birkaç ekipten fazlası yok. içlerinde pek güzel kız da yok zaten. soundcheck yapan elemanların kılık kıyafet ve saçlarına bakılırsa, elemanlar old school metal girecekler ve ben müthiş eğlenirken yanımdaki arkadaşlar ölesiye sıkılacak... yine de bir şekilde ekibi ikna ediyorum ve çimlere yayılıyoruz. iki tane odtü mt'den öğrenci grubu çıkıyor. daha sonra pek çok kez mimarlık amfisi ve panayır alanında dinleyeceğim iki grupla tanışmış oluyorum.

özellikle odtüdeki ilk yıllarım boyunca dönemde sevdiğim konser hiç olmasa birkaç tane oluyor ve bunların bir kısmı çimlerde yayılarak izleyebileceğim türden oluyor. ama asıl, öylesine çimlerde yayılmak gündelik bir aktivite haline geliyor. ilk yıl daha çok çarşının önündeki çimleri tercih ediyoruz. sonraki yıllar fizik çimleri her günün uğrak yeri haline geliyor. ekip sürekli orada, ders vakti gelip kaçan iki saat sonra dersi olmayanları yine aynı yerde buluyor. bazen kimse olmasa bile fizik çimlerinin orta yerindeki heykelin rektörlüğün arkasına bakan tarafındaki eğime sırt üstü verip yakıyorum sigaramı, takıyorum kulaklığımı...

topluluklardan arkadaşlarla vakit geçirdikçe barakanın önündeki çimler de katılıyor mekan listemize. akşamüzeri nazdan piizler alınıyor, yine bazen fizik çimlerinde bazen baraka önünde yayılarak içiliyor biralar, vodkalar. devrime gidince de yine elde siyah poşetler, mümkünse müzik aletleri. zaten ayıkken bile uçarı olan kafaların sarhoş haliyle bir de siyasi çözümlemeler yapılıyor, sevgili ilişkileri masaya yatırılıyor. ortamda birilerinin arasında elektrik varsa onlar da bir coşkunluk veriyor ortama. ama hep ön planda birlikte yapılacak şeylerin planları ve ipe sapa gelmez geyikler var. ne bir kavga, ne bir gürültü... içtikçe güzelleşiyor ortam. gecenin sonu da çoğunlukla şarkıya türküye bağlanıyor.

sonrasında poşetler içi kül tablasına dönmüş boş bira kutularıyla yeniden dolduruluyor. çekirdek çöpleri buruşmuş gazete kağıtları arasında kayboluyor. insanlar evlere veya yurtlara dağılırken geride pek fazla şey kalmıyor...

en azından benim hatırladığım öyleydi. şimdi yayılmak isteği uyandırmayan çarşı çimlerinin üstü çekirdek çöpleri, plastik tabaklar, kaşıklar, boş içecek kutuları ve izmarit yığını dolu. devrimin halinden bahsedesim bile gelmiyor. ilk yılımda yemekhanedeki tepsinin pis olduğunu görüp yüzümü ekşittiğimde, orada çalışan işçi "hocam eski öğrenciler olsa siz öğrenciyi ne zannediyorsunuz diyip kırardı bu tepsileri, sizin canınızı alsalar gıkınız çıkmıyor" dediği zamanki utancımla birlikte yine aynı ekşilik yüzümde... şu an okulu bok götürüyor.

devamını okuyayım »
03.09.2012 15:16