sinarda

  • 266
  • 0
  • 0
  • 0
  • 3 ay önce

oedipus kompleksi

bu durum sadece penisle alakalı değil, penisin temsil ettiği güç, otorite ile ilgili bir problemdir. fallik dönem kişinin ilerideki yetişkin hayatını, eş seçimleri ve sağlıklı bir cinselliğe sahip olmasının temellerini attığı çok önemli bir süreçtir. bilindiği üzere fallik dönemden önce sağlıklı bir oral sürecin yaşanması da çok onemli.
fallik döneme dair oluşabilecek durumlar, yalnız penis ekseninde değil biraz daha detaylı ele alınan bir yazıya denk geldim durumu daha iyi açıklıyor:

"anne, baba ve çocuk üçgenindeki erkek çocuk çok yönlü güçlerin etkisi altındadır. bu güçleri anne, baba ve çocuk için ayrı ayrı inceleyelim:

a- çocuk:

1. çocuk birey olarak kendini nasıl algılamaktadır. kendilik tasarımı nasıl gelişmiştir, bu çok önemlidir.
2. çocuk, mutlak nesnel gerçekliği algılamasının ötesinde ne anlam ifade eder?
3. çocuk kendilik tasarımına göre babanın onu nasıl algıladığını nasıl tasarımlamaktadır?
4. çocuk annesinin, onu nasıl algıladığını tasarımlamaktadır?
burada karşımız dörtlü bir kombinasyon çıkıyor. bu kombinasyonlardan bir örnek verecek olursak, çocuk mutlak manada zayıf ve çelimsiz olabilir. kendisini güçlü ve kudretli algılayabilir. babasının onu sevmediği ve cezalandırılacak bir çocuk olarak gördüğü şeklinde bir tasarım yapabilir, annesinin onu sevdiği ama baba baskısı nedeniyle bu sevgisini direk dile getiremediği şeklinde bir anne tasarımı oluşturabilir. bunlar çok çeşitli kombinasyonlar halinde birleştirilebilir, buna göre de klinik tablo ortaya çıkar.

b- baba:

baba yönünden olaylara baktığımızda;
1. babanın reel olarak mutlak nesnel varlığı nedir?
2. baba kendilik tasarımını nasıl oluşturmuştur?
3. babanın gözünde çocuk ne anlama gelmektedir?
4. babanın zihninde çocuğunun kendisini nasıl algıladığı şeklinde bir tasarım vardır.
5. babanın eşiyle ilişkilerinde eşini nasıl tasarımladığı, eşinin onu nasıl algıladığı ile ilgili ne tür bir zihinsel imaj vardır?

c- anne:

1. annenin mutlak gerçek varlığı nedir?
2. anne kendiliğini nasıl tasarımlamaktadır?
3. diğerlerinin (eş, çocuk vd.) onu nasıl tasarımladığını düşünmektedir?
4. diğerleri (eş, çocuk vd.) anneyi gerçekte nasıl tasarımlamaktadır.

aile içerisine girecek olan her yeni kardeş ve her yeni birey (dede, babaanne, hala, dayı amca vb.) bu tabloyu daha da karmaşıklaştıracaktır. fazla detaya girip ayrıntıda boğulmamak için ana eksenler üzerinde çalışmayı sürdürelim. burada iki temel eksen vardır: haz ve sevgi kaynağı olan anne, otorite ve gücü simgeleyen baba. bir aile içerisinde iktidarın dağılımı gelenek ve göreneklerle belirlenirken ataerkil bir ailede iktidarı temsil eden kişi babadır. baba aile bireylerine belirli iktidar alanları dağıtır. verilen bu iktidar alanlarına bir itirazınız varsa, iktidar sahibi ile savaşmak zorundasınızdır. burada da çocuk, anne objesine yalnız başına sahip olmak istemektedir. ama baba otoritesi buna engeldir. anne, babaya aittir. çocuk temel haz kaynağı olan anneyi istemektedir ve bunun için çılgınca çaba gösterir. baba ise buna engel olan mutlak güç ve otoritedir.

baba faktörü nasıl aşılabilir ve anneye nasıl ulaşılabilir? baba ile özdeşim yaparak, baba taklit edilerek çocuk sanal dünyasında baba olduğunu hissedebilir. sağlıklı bir özdeşimle buna yardımcı olan bir baba modeli, çocuğun bu problemi aşmasına, kendini baba gibi hissetmesine ve bunun karşılığında da anne ile ilgili taleplerini bilinçdışına bastırmanın bedelini ödemek durumundadır. bu her insanoğlunun temel doğal yazgısıdır. eğer baba ile özdeşim imkânları olamaz ise, çocuk baba ile yoğun bir rekabete girecek ve sanal bir savaşın temellerini atacaktır. baba ile özdeşim yapamadığı için baba gücünü hissedemeyecek, onun karşısında rakip bir birey olarak var olmaya çalışacaktır. bu modeldeki baba dost bir baba değil, rakip ve düşman bir babadır. bu rakip ve düşman baba çocuğa her an zarar verebilir. olumlu manada özdeşim yapamadığı bu baba modeli, çocuğu kendisine rakip olmaktan çıkarabilir. bunun da tek yolu çocuğun kastre edilmesidir. çocuğun erkek olmasını ve baba olabilmesini simgeleyen tek fiziksel yapı pipisidir. çocuk bunun üzerine kaygılanacaktır. birçok toplumda ve kültürde güç ve iktidarın sembolü, dikleşmiş bir penis modelidir. penis organ olarak önemi olmayan bir organdır, ama güç ve iktidarı temsil eden yönüyle çok büyük bir fonksiyon icra etmektedir. hazzı elinizde tutabilmenin yolu güç ve iktidara sahip olmanızdan geçer. güç ve iktidar aile içerisinde babadadır. babanın babalığını simgeleyen şey onun cinsel organıdır. çocuğun güç ve iktidara sahip olabilmesi için kendi cinsel organını koruması kollaması ve büyütmesi gerekmektedir. bazı toplumlarda fiziksel olarak cinsel organa aşırı bir önem verilirken, bazı toplumlarda ise güç ve iktidarın farklı görünümleri ön plana çıkmaktadır. burada temel olay penisin varlığı ve yokluğu değil güç ve iktidara kimin sahip olduğudur. güç ve iktidara sahip olan, hazza sahip olur. haz ise insanoğlunun vazgeçemeyeceği temel yaşam nedenidir.

güç ve iktidar elde edildikçe babaya kafa tutulabilecek, onunla savaşılacak hatta onu alt edebilecek bir yapı oluşturulabilecektir. fallik dönemde babasıyla sağlıklı özdeşim yapamamış bireylerde ödipal çatışma kalıcı olur ve daha sonraki evrelerde çeşitli klinik tablolar halinde karşımıza çıkar. babanın güç ve iktidarı yaygınlaşarak her türlü güç ve iktidar sahipleri, bireyin savaşıp geçmek zorunluluğunu hissettiği düşmanlar olurlar. bu manada sonsuz sayıda baba türevleri karşımıza çıkar. bitmek tükenmek bilmeyen bir çatışma zinciri içerisine girer. eksenin bir tarafında baba ile temsil edilen güç ve iktidar varken, diğer tarafında ulaşılmak istenen haz kaynağı vardır. anne ile temsil edilen haz bu evreden sonra çatışma halinde kalınmış ise her türlü zevk verici nesne ve olgu anne türevi olur. çocuk büyük bir arzu ile hazza ulaşmaya çalışır. ama her haz, kaynağında yasak olan anne hazzının türevi olduğu için suçlanma ve cezalandırılma duygularını içinde barındırır.

kastrasyon terimi güç ve iktidar sahibi babanın ve onun türevlerinin çocuğun güç ve iktidarını bloke etmesine verilen isimdir. bu kastrasyon olgusu çocuğun pipisinin baba tarafından kesilip kendisinin öldürülebileceği kaygısından başlayarak, konuşmasının yasaklandığı hep emirlere uymak zorunda bırakıldığı, taleplerinin yerine getirilmediği, isteklerinin değerlendirilmeye alınmadığı bir perspektifte de ele alınabilir. bu da klinik tablonun nasıl şekilleneceğini belirler. bu yapı, çözülmemiş ödipal kompleks, ergenlik döneminden başlayarak çok çeşitli tablolarla kendini gösterebilir. bu savaş sanal bir savaştır. gerçek baba ölmüş olabilir, aciz ve zavallı duruma düşmüş olabilir, bunun hiçbir anlamı yoktur. çocuk ruhunda, kilitlenip kaldığı güç ve otoritenin temsilcisi olarak algıladığı dört yaşlarında yaşadığı baba ile savaşmaktadır. dört yaşındaki gerçek babanın yerini, yüzlerce binlerce güç ve iktidara sahip olan baba türevleri almıştır. böyle bir birey resmi bir kuruma gittiğinde ve bir otoriteyle karşılaştığında içinde bir bunaltı ve anksiyete (sinirlilik) hisseder. dinamik literatürde buna kastrasyon anksiyetesi adı verilir. bunu bir sosyal fobi tablosu olarak görmek mümkündür.

birey herhangi bir hazza ulaştığında veya bir mutluluk elde ettiğinde yine bir sıkıntı hissedebilir. bu da güç ve iktidara sahip olan babanın haz kaynağına el uzatmak gibi algılanır ve bunun bedeli sıkıntı hissetmektir.
oto kastrasyon ise kişinin bu sanal savaşta bir ileri aşamaya geçerek güç ve iktidarını kendi kendine bloke etmesidir. bu bir nevi daha büyük bir cezadan kurtulmak için verilen daha küçük bir ödün gibidir. mesela anne yerine bilinçdışı olarak ikame edilen bir partnerle ilişkiye girmek sanal babanın öfkesini çekeceğinden dolayı kişi bu anksiyeteyi hissetmemek için cinsel ilişkiden uzak durup ereksiyon problemi yaşayabilir. bu bir oto kastrasyondur. bir topluluk karşısında konuşma yapmaya hazırlanan bir birey, bir güç gösterisinde bulunacaktır. bu sanal dünyada sanki babaya başkaldırış gibi algılanabilir. bunun doğuracağı anksiyeteden korunmak için kişi toplantı saatini unutabilir, toplantıya giderken arabasıyla kazaya neden olabilir. bulantı ve kusma nöbetleri geçirebilir, bunlar da oto kastrasyonun değişik tipleridir. çok büyük bir buluşa imza atacak olan bir bilim adamı çalışmasının son evresinde sakarlıkla laboratuarını ateşe verebilir. çok başarılı bir öğrenim hayatı geçirmiş bir genç, son yılda bir sınavda hep başarısız olur ve bir türlü diplomasını alamaz. bunlar da oto kastrasyonun değişik versiyonları olabilir.

kastrasyon ve oto kastrasyon terimi bizlere karışık görünebilir. konunun daha iyi anlaşılabilmesi için birkaç klinik örnek verme gereğini hissediyorum:

klinik örnek 1:
otuz yaşlarında yüksek tahsilli, sosyo-kültürel ve sosyo-ekonomik düzeyi yüksek bekâr bir hastamız bize müracaat ettiğinde şu şikâyetleri dile getirmişti: "evlenme kararı veremiyorum, çeşitli partnerlerle beraber oldum biseksüel bir yapım var, dikkat ettim ki statü olarak kendimden aşağı gördüğüm hanımlarla birlikte olduğumda büyük bir keyif alıyor ve rahatlıyorum. statü olarak bana eşit veya benden yüksek olduğuna inandığım hanımlarla beraber olduğumda hemen ardından büyük bir sıkıntı hissediyorum. bu sıkıntıdan kurtulmanın tek yolu olarak da pasif eşcinsel ilişkiye girme mecburiyeti hissediyorum. statü olarak bana eşdeğer birisiyle birlikte olduğumda hemen ardından en kısa süre içerisinde bir başka erkek buluyor ve onunla pasif olarak ilişkiye giriyorum. o zaman rahatlıyorum."
bu mekanizmada kendisine eşit veya yüksek statüdeki birisiyle birlikte olma, anne ile beraber olmayı simgelemektedir. bu da yoğun suçluluk duygularını gündeme getirmekte ve baba tarafından cezalandırılacağı (kastre edileceği) kaygılarını artırmaktadır. babanın veya baba türevlerinin kendini cezalandırmasının önüne geçmenin tek yolu kendi kendini cezalandırmaktır. bunun da en sağlam yolu kendi cinsel kimliğinden vazgeçme şeklinde tezahür etmektedir. statü olarak kendinden daha düşük birisiyle birliktelik bu partneri anne türevi olmaktan çıkarmakta ve bu da herhangi bir tehlike doğurmamaktadır.

klinik örnek 2:
otuz beş yaşlarındaki orta tahsilli erkek bir hasta obsesyon şikâyetiyle bize müracaat etti. temel obsesyonu (takıntısı) makat bölgesinde bir duyu hissedip hissetmediği ile ilintili idi. ona göre makat bölgesinde bir duyu hissetmek eşcinsel olmaya delalet edebilirdi. hissetmemek ise normal cinsel kimliğinin erkek olduğunu ispat ederdi. bu hastanın ödipal çatışması sanal dünyasında makat bölgesinde bir duyu hissedip hissetmediği ile ilintili olarak geçmektedir. kişi vücudunun herhangi bir yerine odaklandığında her bölgede kan damarlarının atmasını duyabilir. bu hastamız da makat bölgesine odaklandığında arteriollerin/damarların vuruşunu hissetmekteydi. bu ona göre kendisinin eşcinsel olabileceğine delalet edebilirdi. bunun için saatlerce konsantre olarak bu damar atmasını duymamaya çalışıyordu. bu yoğun konsantrasyon o kadar yoğun bir enerji tüketiyordu ki bitkin düşebiliyordu. eğer damar atma duyumunu düşüncesiyle kontrol altına alamazsa, ikinci bir savunma düzeneği devreye giriyordu. damar atıyor ama ben bundan zevk almıyorum. bu kez zevk almadığını ve damar atmasını hissettiğinde bir acı duyduğunu kendine ispat etmeye çalışıyordu ve bunun için saatlerce konsantrasyona giriyordu. acı ya da sıkıntı duyduğunu gerçek olarak hissederse rahatlıyordu. bu ödipal çatışma obsesif-kompulsif bir dinamik yapıyla bu gencin hayatını perişan etmişti. obsesyonlar (takıntılar)sadece bununla sınırlı kalmayıp yüzlerce alana dağılabiliyordu. her alanda mekanizma çok basitti. otoriteye karşı bir başkaldırı isteği ve hemen ardından oto kastrasyon sisteminin devreye girmesi. maço bir erkek olarak toplum içinde tanınmak isterken bir erkek arkadaşıyla karşı karşıya kaldığında iki otomatik düşünce zihninden geçiyordu. sen onun cinsel bölgesine baktın niçin baktın. ona bakarken nefes alışverişin değişti, neden değişti? mekanizma basitti erkekliğini ve gücünü hissettiği yerde hemen suçlayıcı bir düşünce ona eşcinsel olacağını ima ettiriyordu.

klinik örnek 3:
dini inançları kuvvetli olan yirmi beş yaşındaki bir genç, dinî obsesyonlar nedeniyle bize başvurmuştu. tanrıya ibadet ederken masturbasyon yapma şeklinde imajinasyonları geliyordu. kur'an okurken kur'ana yanlış manalar yüklemek gibi düşünceleri aklına geliyordu. burada hem mutlak güç ve iktidara karşı boyun eğme sürdürülürken, hemen ardından bir başkaldırı simgeleniyordu. bu yüzlerce dinî obsesyon motifi içerisinde çok net görülüyordu. bir tarafta mutlak güç ve iktidar sahibi tanrıya ibadet edilirken ibadet kavramı içerisinde hep isyan ve başkaldırı gündeme geliyordu. kutsal şeylere (ibadethane, peygamber, kutsal kitaplar) tecavüze kalkışıldığında hemen ardından, tanrının, çevredeki insanların, babasının, öğretmenlerinin, doktorun makat bölgesine tecavüz ettiği, hastanın bunu içine aldığı, bunu daha da ileri götürerek oturduğu sandalyenin, mahallenin ve hatta şehrin makatına girdiği şeklindeki bir obsesyonla kendini dengeye getiriyordu ki bu bir oto kastrasyon şeklidir.
bu da ödipal çatışmanın farklı bir görüngüsü olarak değerlendirilebilir."

devamını okuyayım »