sinthome

  • 112
  • 0
  • 0
  • 0
  • 7 yıl önce

düşünüm

dieter henrich öz-bilincin paradokslarını sayıp bunlara fichte'nin verdiği cevapları "bilginin bilimi"nin yayınlanmış değişik versiyonlarında cevap bulup bunları kant ve hegel, hölderlin v.s okumaları ile birleştirirken aynı zamanda kendi felsefesi için silahlanma imkanı bulup kendinden önceki bütün bir felsefi geleneği okumak için güçlü bir konum elde etmiştir. özellike bu silahları bilinci refleksiyon üzerinden açıklamaya çalışanların düştüğü durumu göstermek için kullanır. aynı şekilde manfred frank'ta son dönem felsefesini değerlendirken bu refleksiyon okumasından faydalanır. derrida'nın husserl ile karşılaşmasından çıkardığı sonuçların husserl'in refleksiyon anlayışından yola çıktığını söyleyerek bu nokta alır derrida'yı karşısına. yine deleuze'e de bu yönde bilinç üzerinden eleştirilerde bulunur. bu arada, badiou'nun deleuze'u değerlendirdiği "deleuze'de olay" makalesinde deleuze'un olay filozofu haline gelişinde bilinç sorununu halletmesinde sartre'nin yardımı olduğunu andığını aklımızda tutarsak, bu konuların nasıl bütün bir felsefi geleneği bağlayan önemli bir temalar bütünlüğü oluşturduğunu anlayabiliriz. bu konuları, ne yazık ki, halledilmiş kabul edip bunların üzerine kurulu felsefi düşünmeye yönelenlerle doludur heryer. ayrıca, bu bilinç sorununu kimileri hızlı bir şekilde dil'e tahvil ederek yoluna devam etmekte, kimileri hala burada düşünmeye değer şeyler olduğunu düşünmektedir. bunların başını çekenlerden biri kesinlikle dan zahavi'dir ki gerçekten de frank, henrich, tugendhat, ponty, heidegger, wittgenstein, sartre, ricoeur, henry v.s gibi birçok önemli filozofun yanında analitik felsefenin en kayda değer filozoflarını da gözerek (bir husserlci olarak) hepsiyle yüzleşir.

devamını okuyayım »
27.05.2008 22:25