sitare durmus

  • 1632
  • 0
  • 0
  • 0
  • 4 yıl önce

a history of violence

existenz' taki gibi ters köşeye yatmayı beklediğim fakat beklentilerimi boşa çıkarmış, cronenberg gibi nazarımda usta bir yönetmene göre oldukça yavan bulduğum film.

--- spoiler ---

psikopatça insan öldürme konusunda oldukça başarılı birisinin, ruhuna format atarak katil kimliğini bir çırpıda silmesini , kırsalda starbucksımsı işletmeciliğine soyunarak saygın kişilik sahibi olmasını ; sonra tükkanına gelen serserilere, bir an için eski kimliğine dönerek, hadlerini bildirdikten sonra "yerimde kim olsa aynısını yapardı, abartmayın lütfen" ayaklarıyla mütevazılaşarak tekrar saygın kişiliğine dönmesini tuhaf buluyorum. kaldı ki , tom'un etrafındaki olaylar aniden gelişen bu ekstrem durum ile sınırlı kalmıyor. elemanımız* medyaca yerel kahraman ilan edilip gündeme oturduktan sonra katil takıldığı dönemlerinde buna salça olmuş başka at hırsızları çıkıp geliyor. tom kardeşimiz onları da en psikopatından hallice öldürdükten sonra sabaha karşı göl kenarında abdest alıp tövbe ederek evine dönüyor. karısı ve çocukları da kendisine mısır-bezelye garnitürlü steak ikram ederek, ne idüü belirsiz bu adamın aralarına aile babası sıfatıyla tekrar dönüşünü kutluyorlar.

reel hayattan basit bir örnek verelim; türkiye sınırları içinde zor şartlarda askerlik yapmış ya da şiddetin yoğun olduğu ortamlarda uzun süre yaşamış insanların bile psikolojilerinde kalıcı hasarlar meydana geliyor. bu tür hasarlar bu insanların gündelik yaşamlarındaki davranışlarına yansırken ve kimilerinin eski kişiliklerini geri getirmeksizin yok ederken; joey cusack gibi "psikopat eskisi" ve sonuç itibarıyla ne mapus yatmışlığı ne ceza çekmişliği olan birinin bir anda melek olup sonra tekrar şeytan ardından tekrar melek, tekrar şeytan ve tekrar melek olmasını olağan bulmuyorum. "kardeşim sen makine misin, xp gömülü sistem misin ki böyle ruh halin ve sinir katsayına göre hayatının önemli bir dönüm noktasından öncesine veya sonrasına otomatik olarak 'system restore' yapıyorsun ? " diye sorarlar adama.

ayrıca stall ailesinin çiftliklerinin ve işyerlerinin bulunduğu kasaba'nın kanunları nasıl işliyor anlayamadım. tamam tom stall'ınkiler nefsi müdafaa olabilir ama bu işin bir yargı süreci, nebilim mahkemesi duruşması felan olmaz mı hiç ?
bir de, müsadenizle ritchie cusack'ı alemlerin en akıl fukarası mafya babası ilan etmek istiyorum. yahu kardeşin olacak kişi gözünün önünde adamlarının çenelerini söküp ellerine veriyor. sen olaylara öküz trene bakar gibi bakıp, ancak adamlarının posası çıktıktan sonra silahına davranmayı akıl ediyorsun. silahını eline aldığında dağa taşa sıkma bari. sonracığıma, senden zeki olduğu her halinden belli olan psikopat kardeşini bir hırsla kovalarken mal gibi evin dışında kalıyorsun. açık hedef oluyorsun. kapı ardından fırlayıp seni gebertmesi an meselesi olan kardeşine karşı pusuya yatacağına, tek silahını da bırakıp, cebinde anahtar arayışına giriyorsun. gebermeyi en baştan kabullenmişsin zaten. madem niyetin öldürmek, onca sene de kin biriktirmişsin; o halde kur adam akıllı bir tuzak, düşür pusuya.
neyse...

--- spoiler ---

bunca lafın özeti : benim eleştrilerim filmin basit konusuna ve karakterlerin yapaylığınadır. bunların haricinde, casting ve oyunculuklar fevkalade.
şiddet içeren sahnelerde tipik cronenberg görselliği hakim, cronenberg şiddetin ölçüsü ne ise, sonucunu da o ölçüye göre yansıtıyor. çoğu aksiyon yönetmenin yaptığı gibi ete saplanan kıymık ile kurşunun göstereceği etkiyi bir tutmuyor. bu bağlamda dağılması gereken surat dağılıp, kopması gereken et parçası kopuyor. bu sahneler çoğumuza iğrenç gelse de, gerçekçi olduklarını yadsıyamayız. şiddeti, hızarla kafa koparma, darbeli matkapla beyin delme gibi aşırı iğrençliğe vandallığa kaçırmadan ya da ucuz karate filmlerinde olduğu gibi komedi unsuru yapmadan, gerilim unsuru yapmak ustalık isteyen bir iş. cronenberg de bu konuya hakim biri. öyle ki cronenberg şiddeti viggo mortensen'in kaymak götüne bile yansıyor.

devamını okuyayım »
17.12.2005 21:04