skby

  • 3167
  • 52
  • 9
  • 0
  • dün

ankara'nın en çok sevilen yanı

ekşi şeylerde ''kendini ilk bakışta hiç belli etmeyen karakterli şehir ankara'yı sevme nedenleri'' isimli başlığı görünce iki satır yazmadan edemeyeceğim.

bu şehrin ana sevilme nedeni kesinlikle deniz kenarında olmaması, havanın insanı yavşaklaştıran sıcağından uzak olması. akdeniz ege bölgesinde sıcağın getirdiği cana yakın ve samimi görüntü ( ki görüntü diyoruz. gerçek demiyoruz) ankarada görünmez. ankarada insanlar zor ısınır, dizel motor gibi. zor ısınır, zor kabullenir, başlangıçta uzak ve soğuktur. ama ısındıktan sonra çok uzun yol yaparsınız. yavşak bir ağzı yoktur. kanki, pampa falan bu şehirde pek telafuz edilmez. gardaş derler genelde. bunu demek için acele etmez zamana yayarlar. kazık atma konusunda hemen icraat yapmaz, gereken durumlarda ağır ve acısı zor çıkacak kazıklar atarlar. denizden uzak olmanın nedeniyle kuru hava ruhlara tamamen yansımıştır. götü başı zor oynar ankara insanının. bu ortamda yaşadıkça bir süre sonra kendinizi bu güruha ait hisseder, sıkıldığınız zamanlarda istanbul, izmir, antalya gibi şehirlere kaçamaklar yaparsınız. ama şu gerçektir, ankarada bu kuru havaya kuru ruha alışan adam kesinlikle şehrine geri dönecektir. renksiz, düz, karmaşadan uzak bir dünya. ağır kanlı ve yavaş hareket edildiğine dair sallamalar mevcuttur. oysa ankaralı hızlı hareket eder. soğukta üşümek yerine sıcak ortamına hızla hareket eder. muhabbetler sokakta değil, genellikle ev içinde arkadaş ortamlarında olur. aslına bakacak olursanız büyük şehir görüntüsü içinde küçük bir şehire ait yaşamlar vardır. bu şehir hard rock cafe'yi bünyesine sindirememiş, twenty veya faces gibi oldukça hareketli underground mekanları harcamıştır. insanını anlamaya çalışmak, kadınları anlamaya çalışmak gibi anlamsızdır. istanbul gibi bipolar, izmir gibi histerik, bir şehir değildir. obsesiftir. bağımlı kişiliktir. bu şehir kendine ait olmayanı lanetler, kendinden olan zaten ankara ile uğraşmayı çoktan bırakmıştır.

devamını okuyayım »