smokinli ayi

  • 21
  • 0
  • 0
  • 0
  • geçen yıl

efendi adamı piç adama dönüştüren süreç

dünyaya gelmenizin ardından 2 gün içinde aile büyüklerinden birisi kulağınıza ezan okuyup; senin adın taylan! senin adın taylan! senin adın taylan! demediyse mutlaka bu süreçten geçecek olan adamsınızdır.

çok efendi adamdım. şöyle ki;

eski yıllar - ankara

annemin konken grubundan arkadaşı nilgün teyze'nin kızı ayfer ile buluşma ayarlaması ile başladı her şey!

annem: oğlum ayfer'le buluşcaksınız bugün, unutma.
ben: anne ne ayfer'i ya!
annem: kız öğretmenlik okuyor, çok hanım hanımcık bir kız.

efendi adam olduğum için öğretmenlik okuyan, hanım hanımcık bir kız ile buluşma fikri çekici gelmişti bir anda.

ben: tamam anne, o zaman ben hazırlanayım.
annem: kalın giyin hava soğuk!
ben: tamam tamam merak etme.
annem: flamingo pastahanesi saat 2'de geç kalma sakın!
ben: tamam tamam merak etme...

hemen hazırlanmaya başladım; siyah beyaz oduncu gömleğimi giydim, altına şalvar kesim kotumu giydim. özenerek aldığım ve kirlenir diye giymeye kıyamadığım sarı botlarımı giydim. aynaya baktım gözüme takılan bir sıkıntı yoktu. (eskiden moda buydu gençler, ayrıca hala oduncu gömleği giyerim.)

ben: anne ben çıkıyorum.
annem: dur bi bakayım.
ben: nasıl olmuş mu?
annem: :/ olmuş olmuş.
ben: dudak büktün?
annem: nazar değmesin diye oğlum. şu bereyi de kafana tak bakalım!
ben: ya anne saçımı bozdun ya!

neyse çıktım ve flamingo pastahanesine gittim. masanın birinde ayfer oturuyordu, en son 1 sene önce görmüştüm ama buna rağmen tanıdım, yanına doğru yaklaştım.

ben: merhaba,
ayfer: merhaba.
ben: kusura bakma geciktim biraz sanırım.
ayfer: evet öyle oldu biraz.
ben: tekrar kusura bakma.
ayfer: çakmak var mı?

hanım hanımcık kız çakmak var mı diye sorunca şaşırmıştım.

ben: yok sigara kullanmıyorum.
ayfer: ay bu olmadı bak şimdi. ayrıca o bereyi çıkarsana!

berenin yüzünden saçlarımın kafama yapıştığını ve çok kötü görüneceğimi fark ettim.

ben: çıkarmasam!
ayfer: ya çıkar merak ettim saçlarını falan!

merak ettiğine göre demek ki ilgisini çektim diyerek çıkardım. çıkarmamla birlikte;

ayfer: ihihihhahahahiihhi! bu ne ya!
ben: ?!?!?!

kız hayvan gibi gülmeye başlamıştı. hemen arka cebime elimi attım. kemik tarağımı çıkartıp saçlarımı taramaya başladım arkaya doğru. harş hurş tarıyordum. ben taradıkça kız kahkahalar atıyordu.

ayfer: hihihihohhahuaua o ney yaaa!
ben: kemik tarak! ne var bunda gülecek?
ayfer: hihihhhuuahau ay gözümden yaş geldi! ömürsün!

o an efendi adam olduğum için diğer arka cebimde taşıdığım bez mendilimi uzattım incelik olsun diye.

ben: al gözünün yaşını silersin!
ayfer: aaaaaayyyy hihihhihahhauuhaha! hihihuhhoh bu ne yaaaaa? ayyyy hihohuhuhu!
ben: bez mendil!
ayfer: ayyy bez mendil diyo ya! hihihuhoho. ben lavaboya gidiyorum. bi yüzümü yıkayım.

kız flamingo pastahanesinde anıra anıra gülerek lavaboya gitti. o an içimde şimşekler çaktı, daha önce hissetmediğim garip duygu kapladı içimi!

ben: garson!
garson: buyur abi?
ben: bana bir kalem ver hemen!

peçetenin üstüne bir not yazdım; ''ben gidiyorum, çünkü götüme benziyorsun ayfer!''

ibrahim erkal'ın vefasızlar! isimli muhteşem şarkısını söyleyerek kemik tarağı bi tarafa bez mendili bi tarafa fırlattım, hızlı adımlarla eve doğru yürüdüm. hışımla eve geldim.

annem: nasıl geçti oğlum?
ben: hanım hanımcık dediğin kız var ya anne!
annem: evet?
ben: orospu gibi kahkahalarla güldü bana!
annem: aa neden?
ben: kemik tarakla saçlarımı taradım diye!
annem: ee sen ne yaptın?
ben: götüme benziyosun diye not bıraktım geldim!
annem: efendiliğini neden bozuyorsun oğlum sen?

işte o gün bozdum efendiliğimi! clark kent'in telefon kulubesinde superman'e dönüşmesi gibi, flamingo pastahanesinde ''efendi adam'' ''piç adama'' dönüştü!

2014 - ankara / panora starbucks

yıllar önce piç adama dönüştüğüm için araba yerine motosiklet kullanmaya başlamıştım. geçen gün panora avm'nin starbucks kapısının önüne motosikletimi park ederken starbucks'tan 2-3 kadının bana baktığını gördüm. aralarından birinin ayfer olduğunu fark ettim. kask olduğu için beni tanımamıştı.

kaskı çıkarmadan starbucks'a girdim. kasaya geldim! ayfer'in bana baktığını görüyordum. sırada beklerken kaskı çıkarttım, ayfer'e beni tanıması için uzun uzun baktım. ayfer beni tanıdı ve koşarak yanıma geldi.

ayfer: aa ümit naber ya?

hiç istifimi bozmadan tekrar bir baktım ayfer'e.

bu sırada kasiyer sordu;

kasiyer: isim ne yazalım?
ben: taylan yazın!
ayfer: taylan mı? ümit sen değil misin ya?
ben: hayır ayfer, ümit öldü yıllar önce! ben taylan!
ayfer: nasıl ya? ne diyorsun?
ben: hala götüme benziyorsun diyorum ayfer!
ayfer: unutmamışsın!
ben: ''unutma unutulanlar unutanları asla unutmazlar'' ayfer!

kahvemden bir yudum aldım, ve motosikletime doğru yürüdüm. cengiz kurtoğlu - hain geceler şarkısını dinleyerek bastım gaza!

dağlara tepelere doğru sürdüm motosikletimi sonra durdum. bez mendilimi çıkartım ve 2 damla göz yaşımı sildim.

devamını okuyayım »