social strata

  • 365
  • 6
  • 0
  • 0
  • geçen hafta

iyi insan olmanın hiçbir işe yaramaması

bilene pek sık rastlamazsınız fakat eski yunanca'da bulunan bir kelime insanlık tarihinin, insan davranışlarının, savaşların, kederlerin, insanların amaçsız görünen eylemlerinin-hadi tümünü demeyeyim-pek büyük bir kısmını açıklar.

telos nihai son ya da amaç anlamına gelir. aristoteles ve onu takip eden birçok filozof kavramı olayların gelişimini açıklamak için kullanır. varlığının özünde telos bulunan her süreç belirli bir noktaya doğru hareket eder. olayların varacağı nihai nokta bellidir, son bellidir. telos bu noktada yalnızca sizin davranışlarınızın nedenini açıklamaz, o davranışların eylediğiniz biçimde gerçekleşmesini zorunlu kılar.

bu hikaye elbette insanlık tarihinin yalnızca antik yunan'dan günümüze varan kesitiyle sınırlı kalmaz. yalnızca filozoflar yahut düşünürlerle de değil üstelik; köyünde kışın üşüyen bir çocuğa da anlatmak zorundasınız benzer hikayeyi, yoksulluk çeken milyonlara da. savaşmak için yürüteceğiniz binlerce insan da bir amaca inanmalı, ipi çeken cellat da.

dinler de aynı yoldan ilerlerler. yaşamınızın bir telos'u vardır. kader vardır, ahiret vardır. her olayın bir kıblesi olmalıdır. bugün acı çekiyor iseniz yarın ödülünü almalısınız. yalnız size kötü bir haber vereyim; doğada insan haricinde hiçbir canlı başka bir gün keyfini sürmek için hazzını erteleyip acılara göğüs germez. bunun kötü bir şey olduğunu iddia etmiyorum fakat bu durumda ya telos yani olayların nihai yörüngesi asla var olmadı ve biz uydurduk ya da böyle bir durum varsa da tarih genellikle bunu ispat edemedi.

şimdi biz insanlar iyilik yapmayı pek sevmeyiz. kimimiz farkına varsın ya da varmasın yaptığımız iyilikleri duyurmakta pek heves ederiz. kestiğiniz bir kurban, para verdiğiniz öğrenci, sadaka verdiğiniz akraba, iş verdiğiniz arkadaş size borçlansın istersiniz. bunun karşılığını zaman zaman tanrıdan ahirette beklersiniz, kimi zaman yardım ettiğiniz insanın sözlerinden ve davranışlarından ısrarla talep edersiniz, başka bir zaman ise çevrenizin sizin ne iyi adam olduğunu haykırması için duyurmak istersiniz. sahi, yaptığınız en ufak bir yardımı dahi beş on kişiye duyurmadan içinizin ferahladığı oldu mu hiç? bu başlık dahi bundan dem vuran insanlarla kaynıyor ki haklılar. dinler, felsefe, günümüz kültürü, edebiyat, sanat yahut ekonomi bize daima karşılık dahilinde eylememiz gerektiğini dikte etti. her şeyin bir karşılığı vardır. bazı seçimlerin sonu ölüm dahi olsa bir bedeli olur. siz bir bedel ödedi iseniz bir şekilde karşılığını almak zorundasınız.

dinler de böyle işlemiştir. bugün tüm o islam alemi yoklukla, cehaletle, ölümlerle kavrulurken inananlar ellerini göğe açıp tanrıdan medet ummakta. istedikleri ise mecbur oldukları ibadeti yerine getirmelerinden ve iyi müslüman olmalarından ötürü tanrının kendilerine yardımcı olmaası, küffarı cezalandırması. yine başa dönüyoruz; tanrı inanmayanları cezalandırıp onları kendilerine kul köle eylemeli çünkü inançlılar. en yalın ve basite indirgenmiş hali ile telos bunu gerektirmeli. inanıyor isem haklıyım ve her şeye ben sahip olmalıyım.

zaman zaman ideolojiler de bu yola saptı. marx dünyanın geleceğini kurgular iken tek bir son tahayyül etti. işçiler acı içinde kıvranırken bir kısım azınlık dünyanın keyfini sürmekte idi. işçiler zaman içerisinde absürd durumun farkına varacak ve birleşeceklerdi. ardından proleter diktatörlük, işçi hegemonyası, sınıfsız toplum ya da her ne ise. böyle olmak zorunda idi aksi halde marx'a göre insanlığın çektikleri acı pahasına yaşanan gelişimin bir amacı olmazdı.

avrupa rönesansı ve biliminin ya da genel tabirle aydınlanma düşüncesinin temeli de yine telos idi. telos insana kendisini iyi hissettirdi. insanlar kendi gerçekleştiremedikleri hayallerin acısını gelecekteki bir düşe bıraktılar. gökteki krallığa, çocuklarının okuyacağı bir üniversite hayaline, kpss sonrası girecekleri güvenceli işe, alacakları yeni model telefona çünkü inançlı idiler, doğru ebeveyndiler, onlarca kitap hatmettiler, çok çalıştılar.

nihayetinde ise-bu kelimeyi kullanmak ne kadar ironik olsa da-yaşam kimseye bir söz vermedi. tarih zaman zaman emeğin karşılığını büyük bir yüce gönüllülük ile karşılasa da hiçbir zaman kesin bir doğrulukla kaybımız ile kazancımızı ölçemedik. nelerin pahasına, nelerden vazgeçerek neler elde ettik bilmiyoruz.

iyi bir insan olacak iseniz iyi bir insan olun, olduğunuz iyi insanın ise yalnızca sizin iyilik kıstasınıza ve bencilliğinize göre şekillendiğini unutmayın sadece. yüzünüzü saklayıp el uzatmadan, takdir beklemeden yardım etmeden zaten iyi olduğunuzu iddia etmek de bir takas ilişkisi neticesinde övgü beklemekten farklı olmayacak. illegal eylemlere bulaşmamak iyilik değildir, toplumun beklentisidir. o dahi uzun vadeli iyilikler için birer vasıtadır ancak neyse uzattıkça uzar bu konu.

not: kavram ve süreçlere dair pek ilkel, düz mantık kurularak geçiştirdim mevzuyu. hayat zaten pek yorucu.

edit: kötü kısmı ise keşke bir telos'a ait ya da birer telos taşıyan varlıklar olarak yaşasa idik. böylesi hepimiz için çok daha kolay olurdu. hayat ise nihayetsiz koşuşturmalardan ve çıkmaz sokaklardan ibaret. gece boyu didinseniz de, bedeniniz iki büklüm olana dek hırpalasanız da kendinizi, deriniz de duygularınız da katmerlenene dek deneyimleseniz hayatı bunun karşılığı olmayabiliyor. sınırları geçtiğinizde cennete kavuşmuyorsunuz, bir ilişkide kendinizi daha çok açmanız sizi tercih edilen insan yapmıyor, milyonlarca almanın, avrupalının ve rusun öldüğü bir savaştan muzaffer amerika nidaları duyuluyor. emekçiler her yıl milyonlarca saat total emek harcıyor fakat parayı birkaç tık işlemle ingiltere'de bir finans şirketi alıyor.

ya da ben yanılıyorum, bu da olasılık.

devamını okuyayım »