solledar

  • 384
  • 4
  • 0
  • 0
  • geçen hafta

nuh tepesi

izlenesi film.

buradan sonrası filmle alakalı kendi uydurduğum* isim analizlerinden ibaret olacaktır, filmin her sahnesi bence önemli detaylarla dolu ancak yakalamak için izlemek değil senaryoyu okumak gerekir diye düşünüyorum. filmi izleyenler veya spoiler severler devam edebilir.

--- spoiler ---

filmin ilk sahnesinde elifi görüyoruz. elif bir yandan başlangıç ilk harf demek olduğu için ilk sahnede ismini bilmesek bile elifin olması güzel bir ayrıntı. öte yandan elifin öğretmen olması bilgiyi temsil edişini de gösteriyor diyebiliriz. daha da ileri gidersek insana meleklerin bilmediği bir ismin öğretilişi, ilk sahnede seyirciyi melekleştiriyor. ilk sahnede seyirci sadece elifin bir şeyler bildiğini öğreniyor ve kendi bilgisizliğinin farkına varıyor tıpkı ademe secde etme sahnesinde olduğu gibi.

bu sahneden sonra bir baba ve oğulla karşılaşıyoruz. nuh tepesine gelene dek hiçbirinin ismi geçmiyor. ayrıca oğul babası ile arasına mesafa koymaya çalışıyor (araba kapısı sahnesi). görece basit düşündüğümüzde baba ile oğulun arasının kötü olduğunu çıkartabiliriz. ancak bu sahne dini otoriteyi kendinden uzaklaştırmayı onu yüceltmek adına izole etmeyi ve arkalara itelemeyi anlatıyor da diyebiliriz.

bundan sonra nuh ağacı tabelası ve onlarca kişinin hac yolcuğuna gider gibi kalabalık bir halde tepeye çıkışı. yol kenarında bu hac turizminden yararlanan seccade su satan tüccarlar. babanın burası bizim arazi diyerek şaşırması. hatta insanların ağacı tavaf etmesi. nuh ağacının kabeyi sembolize ettiği gözümüze sokulur gibi (bunun için ağaç ve putlardan bahsedilecek), daha geniş bir perspektiften bakarsan nuh ağacı ibrahimi dinler diyebiliriz. zaten bir sonraki sahnede bu ağacı ben diktim, diyen babanın adının ibrahim olduğunu fark ediyoruz.

ibrahim kendini karamusagilin ibrahim diye tanıtıyor. burada ibrahimin hikayede museviliği temsil ettiği ya da en genel manada musevilik tarafından tanımlandığını söyleyebiliriz. oğlunun onu canavar olarak görmesi ve kibirle suçlaması, sanırım oğlu musevi olmayan kanatta kalıyor diye düşünmeme sebep oldu. derken ibrahimin oğlunu ve karısını başka bir kadın için bırakıp gittiğini gördük. kimin sarah kimin hacer olduğunu bilemem ancak ibrahimin ibrahim olduğu iyice açığa çıktı diyebiliriz.

bundan sonraki sahnede ibrahim cevdetle karşılaşıyor. dinler tarihinde cevdet diye biri ile bilmiyorum. ancak cevdetin kelime anlamına bakayım bir şeyler çıkar diye düşündüm. cevdet "iyilik, yücelik, olgunluk" gibi anlamlar taşıyor. filmi izlerken bu adamın ruhban sınıfı ya da oturmuş düzen olduğunu düşünmüştüm. zira nuh tepesinin nuh tepesi olmasından en çok yararlananlardan biri cevdet. ibrahimin ağacını(dinini) alıp büyütmüş, onu kullanışlı hale getirip halkı buna inandırmış bir nevi kraldan çok kralcı adam cevdet. ağacın hakikati ile değil, insanlara umut vermesi ile ilgileniyor. ancak ne zaman ki ibrahim geri dönüyor ağaçta hak iddia ediyor o ağacın altına gömülmek istiyor. işte o sırada ibrahimle çıkarları çatışıyor cevdetin. cevdet herhangi bir dini grubu değil dini tekel haline getirmeyi ve bu hali ile iyi görünmeyi temsil ediyor gibi görünüyor. ağacı ibrahime geri vermeye niyeti yok ibrahim bir isimden ibaret ama cevdet iyiliğin kendisi nasıl olur da nuhu ibrahime bırakır? hatta cevdet o kadar iyi ki ağacın meyvesine bile dokunmuyor zarar görmesin diye. bir nevi yasak mevye mevzusu.

ağaca geri dönelim. yasak ağaç mevzusunda meyvenin irade olduğunu ya da farkındalık(bilinç de diyebiliriz) olduğunu söyleyen yorumlar var. burada nuh ağacının buna oturduğunu görür gibiyim. eğer birazcık yetki verirseniz, ibrahimin bilinçaltına yerleşmek istediğini söylerim. yani bir yerde ibrahim toplumsal norm haline gelmek istiyor. bilincin temeli kendi atmış olsa da (akılla rabbi bulma kıssasına bakınız) amacı bilinçaltına yerleşerek vicdan haline gelmek. ancak "iyilik" ya da olgunlaştırılmış/çürütülmüş din bilincin kullanılmasına karşı çıkıyor ve dinden öte dinciliğin yüzeysel biçimde bilincin çevresinde dolaşmasının gerekliliğini savunuyor diyebiliriz. o kadar da abartma ya diyorsanız, ağacın direk dini sembolize ettiğini ve çaput bağlama çevresine çit kurmanın da put ve şirk ile ilgili olduğunu söyler kenara çekilirim. zira ibrahimin ağacın çevresindeki çitleri ve çaputları parçalamak istemesi, put yıkmaya referans olarak gösterilebilir.

gelelim ahmete. cevdetin ve öteki köy sakinlerinin aksine ibrahimin tarafında yer alıyor. hatta ibrahimin oğlu biraz ahmet sayesinde ibrahim karşısında yumuşuyor diyebiliriz. hatta ibrahimin oğlunun ismini, ki ömer olur, ahmetin olduğu sahnede öğreniyoruz. bu ömerin ibrahimi ahmetten öğrendiği gibi uçuk bir yoruma da açık. ahmetin ibrahimin ikram ettiği kavurmayı yememesinin, ibrahimin temel prensipleri ahmetinse ameli temsil ettiğini söylememize yardımcı olabileceği gibi, kurban mevzusuna da işaret ediyor olabilir. ancak bence ahmetin filmdeki temel görevi ömerin ibrahime karşı yumuşamasını sağlamak. olaya tarihi olarak bakarsak, ömer bin hattabın ibrahimi bir dinle karşılaşmasını hazreti muhammet (ahmet) sağlıyor.

ömer karakterine bakacak olursak, başta babasına düşman hatta onu bir canavar olarak görüyor. sert mizaçlı, kavga etmeye yatkın bir adam. ama bir yandan da acı çekmiş ama merhametli bir adam. adil olmaya çalışıyor da diyebiliriz. klasik anlamda bir ömer profilden ne bekleniyorsa bu adamda da o var. ibrahime başta oldukça düşman, cevdetin haklı olduğunu düşünüyor hatta. adamların kutsallarına niye saldırıyorsun deyişi de tarihsel açıdan referans verilebilecek bir şey. ancak ilerleyen sahfada babasına inanması ile birlikte en büyük savunucusu haline geliyor. hatta ahmetle beraber babasını gömebileceği başka yerler arayışı, onu gömmeyip insanların vicdanını rahatsız etmek isteyişi sonunda yine gelip o ağacın altına gömüşü yine aynı referansa gidiyor.

ömer ile elifin ilişkisine de duygu ve rasyonalite düzleminde değerlendirebiliriz. zira ömer duygularınca yönetilen bir kişiyken elif tersine son derece rasyonel. elif ömeri babasını canavar gibi tanıtmakla suçladığında, "tarihe rasyonel olarak bakarsak din iyi bir şeydi" cümlesini görebiliriz. ancak aynı şekilde elifin ibrahimi haklı gördüğüne dair hiçbir emare yok. sadece iyi ya da faydalı görülebilecek durumda. bir de onu canavar olarak gördüğü için ondan özür diliyor o kadar. öte yandan ömer ibrahimden nefret etse bile, haklı ve hakiki olmasının peşinde. bir nevi bilginin dinde pek bezi yok, o duygulara hitap eder çıkarımında da bulunabiliriz. ayrıca elifin ömerin yaptıklarını kendini beğendirmek için yaptığını düşünmesi, duyguların başka insanların bakışlarından ayrı var olamayacağını da söylüyor gibi. duygularımız varsa bu öteki insanlar sayesinde oysa ilmimiz kendimizde başkalarından bağımsız olarak var çıkarımında da bulunabiliriz.

--- spoiler ---

devamını okuyayım »