somebody save me

  • 1091
  • 0
  • 0
  • 0
  • 6 ay önce

bi siktir git dedirten dinci zırvaları

sene, iki bin iki. unutmak kolay değil. hasan şaş'ın yarı volesiyle bütün bir ülkenin yumak olduğu o yaz. aile artık ekonomik sınıf atlamış, yazlık almış. aslında atlamamış da, atlarmış gibi yapmış. öyle bir şeyler işte. aylardan temmuz, hava yine çok sıcak. gençlik başımda duman ilk aşkım ilk heyacan modundayız. aileden gizli alkol tüketmeye başlamışız. eh biraz futbol sevdası da var, liverpool hayranıyız bir yerde. heh -endüstriyel futbol, emperyalizm, kapitalizm filan- sanki ülkede takım kalmamış gibi. ama liverpool'a laf yok, this is anfield.

işte o dönem liverpool'un forma sponsoru carlsberg, bizde de bir carlsberg sevdası. yanılmıyorsam carlsberg türkiye pazarına yeni girmiş. en azından bizim pazarımıza, zaten daha önceden alkol pazarımız olmadığını düşünürsek bir pazarımız da yok. konu çok dağılıyor. dağılsın ne olacak, sanki bu zırvalar bitermiş gibi. neyse, aileye yakalanmayalım diye uzak diyarlara gitmiş, henüz yıkılmamış iskelelerden birisine oturup hafiften ılımaya başlamış carlsberg'leri yuvarlamışız. anam kafalar nasıl güzel. sorsan adımızı söyleyemeyiz, baksan iki bira içmişiz. o son birayı içmeyecektik hacı.

sonra zar zor evin yolunu bulduk. herkes kendi evinin yolunu buldu esasen. e dinci bunun neresinde? gittim yatağıma yattım, öğlen bir ara evde bir bağrış çağrış uyanmışım. lan dedim acaba benim içtiğimi mi anladılar, biz her gece içmiyoruzki bazı bazı demeye hazırlanıyorum. o ara evde çekirdek aileden fazlası var anneanne teyze filan. baktım babamın suratından düşenler limitte sonsuz paraçaya bölünüyorlar. usulca annemin yanına gittim, ne oldu dedim. amcan dedi, trafik kazası geçirmiş, yoğun bakımdaymış. bir an anlamakta zorlandım. la dedim kafam iyi herhalde. iki bira, peh. sonra annemle babam memlekete gittiler. memleket nire hemşerim, yine sivas. iki üç güne kalmadan amcamı kaybettik, ardından biz de sivas'a gittik.

hayatımda ilk kez cenaze evi görüyorum. ölüm benim için uzak bir tanım. bir gün ölüp toprak olacaksın, sonra ben de öleceğim. çiçek arı filan. hayır arkadaş, öleceksin, mezarında ot bitecek hepsi bu. amcamın mezarında daha ot bile bitmemiş. henüz doğa bile ölümünü fark edememiş. bütün ev feryat figan. bir odada kadınlar, salonda erkekler, bir oda yengem. bir de balkonda ben. canı sıkılan yanıma geliyor. her şeye rağmen, neşeliyim. en azından öyle görünmeye çalışıyorum. eh, yıllar geçti ben hala cenaze evlerini sevmem, onlar da beni sevmez. bilmem, belki de ölümü umursamamaya programlandım.

erkek olunca kadınların yanına gidemiyorsun doğal olarak. doğal olarak? siktiğim salonunda da her gün n defa amcamın nasıl kaza yaptığı anlatılıyor. anlatan da hep babam. beş kardeşler, biri gitti, en küçüğü gitti. babamı ilk defa sakallı görüyorum. hatta saçları beyazlamış. inanmazdım, oluyormuş. gözler hep buğulu, sözler hep ölümlü. dünya faniymiş, giden gelmezmiş, bir çok gidenmiş, memnunmuş yermiş. ağır ağır çıkacakmışız merdivenleri, üçer beşer inecekmişiz. dünya çok faniymiş.

üç dört gün geçmiş taziye ziyaretleri azalarak bitmemiş, acılar katlanarak büyümüş, saçlar sakallara, salyalar sümüklere, hıçkırıklar seslere, feryatlar figana karışmaya devam edermiş. ve benim güzide memleketim sivas'ta saçma sapan bir adet varmış. cenaze evinin kapısı sürekli açık durur, tanıyan tanımayan, karnı acıkan, götü kaşınan, canı sıkılan uğrarmış. bir tane de, varlığı insanlık tarihine bir şey ifade etmeyen adam uğramış.

ben yine balkonda bulmaca çözüyorum. adam hemen balkonun dibindeki koltukta oturuyor. yanındaki koltukta babam, soluda kapının öbür tarafında en büyük amcam. en büyük amcam delidir, saman alevi gibi değil çernobil gibi parlar. yine klasik kaza nasıl olduydu, allah taksiratını affedeydi, metin olunmalıydı filan derken, bu kimsenin tanımadığı, üzerinde tavşan boku renginde, yağdan lekeler oluşmuş bir ceket giyen, sakalından boynu görünmeyen seksen yaşlarındaki adam birden:

"siz burada istediğinizi yapın, nasılsa cehennemde cayır cayır yanacak"

dedi.

kafamı içeri çevirdim, en büyük amcam birden koltuktan fırladığı gibi adamın üzerine yürüdü. e sporcu adam çevik oluyor tabi. babam adama daha yakın olduğu için adamla amcam arasına girmeyi başardı. girmeseydi ne olurdu, kim bilir. amcam küfürler edip adama ulaşmaya çalışırken babam hala onu engellemeye çalışıyordu. o an babamın kafasını çevirip adama bir bakışı vardı. ben hayatımda nefret ne demek o zaman gördüm. bir insanın gözlerinden nasıl alev çıkardığını gördüm.

sonra adamı yaka paça dışarı attılar, ağzı var dil yok bir adam olan ikinci en büyük amcam bile adamı kapıdan dışarı atarken "siktir git lan" dedi. tekrar salona döndük. ortaya bir yere "keşke balkondan atsaydık, daha kolay olurdu" dedim. yüzlere ufacık bir gülümseme yerleşti. düşünüyorum da, zaten ikinci kattı, kanımca ölmezdi, ölseydi de kimse bir şey kaybetmezdi.

gördün mü ölü ne demek, zor geldi demi, saygı gösteremiyorsun demi gidene. hadi siktirin gidin.

ben, amcamı çok özledim lan sözlük.

devamını okuyayım »
05.03.2011 00:05