stavrogin

  • azimli
  • anadolu çocuğu (345)
  • 1181
  • 9
  • 4
  • 1
  • bugün

ilginç etimolojik bağlantılar

(bkz: #95613728)

eğer arapçanın kendisini, kelime türetme şeklini yani vezinleri ilginç bulmuyorsanız burada pek de ilginç bir şey yok. biz buna halk arasında kısaca arapça diyoruz.* ha ben arapçanın kendisini de ilgiye şayan bulurum, ayrı mesele. fakat entride iddia edildiği gibi bu iki kelime (mucizevi) bir şekilde kaynaşamıyor, arapçanın olağan kelime türetme şekliyle türetilmiş oldukça sıradan bir kelime gibi duruyor ilk bakışta. " başına arapçada o eylemi gerçekleştiren anlamına gelen “mü” ekini de alıp" bu kısım entri ilk yazıldığında yoktu, sanırım birilerinin uyarısıyla eklenmiş, ilk yazıldığı şekliyle sanki türkçenin bir mucizesi olarak birlesiveriyordu bu iki kelime. ama bu haliyle bile fazla ilginç değil. burada ilginç bir şey görüyorsanız,

(bkz: arapça)
(bkz: vezin)

edit:

"nasıl anlatsam bilemiyorum, gözlerim kararıyor
o deli dolu, neşe dolu kişi ben değilim sanki, sanki, sanki..."

edit kısmına barış manço'nun bu güzide sözleriyle başlamak istedim, zira kafamın içinde bu kısım dönüyor şu an sürekli. referans verdiğim entri ikinci kez editlenmiş ama düzelmekten çok uzak. zira ortada bir bağlantıdan ziyade, arapçanın kendine has kelime üretme şekliyle ilgili bir durum var. hiç arapça bilmeyen bir insan olarak, söylediklerimin yanlış olma ihtimaliyle birlikte bir şeyler söylemeye çalışayım. arapçada kelimelerin kökleri genellikle üç harflidir. en azından ben köklerine baktığımda üç harfe rastlıyorum, bu kural mıdır bilemiyorum. bu köklerden kelime türetmek için bu harfler baki kalmak koşuluyla vezin dediğimiz kalıplara uygulanırlar. ben bir kelimenin kökünü düşünürken arapça olup olmamadığını yoklamak için kök olabilecek harfleri eğip bükerek yakın anlamdaki kelimelere ulaşmaya çalışıyorum mesela.

şimdi bir örnekle daha da netleştirelim. arapça hukm kökü nişanya'a göre yargılamak anlamına geliyormuş. (arapçadaki harfler ha, kef ve mim.) şimdi bu kökten türeyip günümüzde hala yaygın olarak kullanılan kelimelere bakalım: hüküm, ahkam, hakim, hakem, hikmet, hükümet, istihkam, müstahkem, mahkeme, mahkum, muhakeme, muhkem, tahakküm, mütehakkim, tahkim gibi kelimeler var. (bunların yanında hükümdar ve hükümran da aynı kökten gelse de bunlar farsça eklere tabi olmuşlar.) özellikle bu kökü seçtim çünkü bize günümüzde hala yaygın kullanılan bir sürü örnek veriyor. yani yazarın iddia ettiği gibi burada bir kaynaşma hali yok. bu arapçanın normal kelime türetme mekaniği. söz konusu örnekte cürüm kelimesinin kökü arapça cim, ra ve mim harflerinden oluşuyor. bu üç harf bulunmak koşuluyla çeşitli kalıplara uygulanarak kelimeler türetiliyor. bu kökten türeyip günümüzde yaygın olarak kullanılan pek kelime yok sanırım. cürüm ve cereme dışında bir şey ne aklıma geldi ne de bulabildim. ama yazarın iddia ettiği gibi iki kelimenin kaynaşması vs yok, aynı kökten türeyen iki farklı kelime var. ve dediğim gibi bu etimolojik bir bağlantı olmaktan ziyade, ilginçliğini geçtim, arapçanın kendine has bir özelliği. sırf bu özelliği yüzünden de arapçaya karşı bir sempatim var açıkçası. hızımı alamayıp yaygın bir örnek daha vereyim mesela, yine nişanyan'a göre cim, mim ve ayn harflerinden oluşan kökten türeyen ve günümüzde yaygın kullanılan kelimeler: cem, cami, cemaat, camia, cemiyet, cima, cuma, icma, içtima, mecmua. görüldüğü gibi kulağımıza gelen ses olarak birbirinden uzaklaşsa da bu kelimeler aynı kökten türüyorlar ve ortada kaynaşmadan ziyade, aynı kökten türeme hali var.

devamını okuyayım »