sunay

  • 150
  • 1
  • 0
  • 0
  • 2 hafta önce

gülhane askeri tıp akademisi

haydarpaşa'da olanı tam bir akıl hastanesi görünümündedir. dört tarafı bina ile çevrili iç avlusunda gezen tek tip pijamalı askerler, sakin, durgun, dingin halinin altında dikkatli bakıldığında büyük çığlıklar duyulmaktadır. girmenin ve çıkmanın zorluğu bu atmosferi hepten akıl hastanesine çevirmektedir. akıl hastanesi ambiyansı sadece bahçe görünümünde değil, hastanenin idare ve yönetiminde de gözlemlenir.

şöyle ki,

zaten bir ay ertelenen basit burun ameliyatımı olmak için bir gün önce, yatmak üzere hastaneye gittim. neden bir gün önce yatmalıyım sorusuna ciddi cevap alamadım. ameliyat genel anestezi ile olacağı için yattığım gece 10 dan itibaren yemek yememem söylendi. ameliyat ertesi gün sabah saatlerinde gerçekleşecekti. komedi oyuncusu görünümlü ama espiri yeteneksiz genç doktora yarın sabah ziyaretçim geleceğini bir sorun olup olmayacağını sorup bişey olmaz cevabını aldım. odaya geçip sabahı beklemeye başladım. gece boyunca sadece bir kere, kol morartma konusunda uzman hemşire gelip tansiyonuma baktı, sonucu doktoru ilgilendirdiği için sormadım, o da zaten söylemedi.

sabah oldu. odada kalan diğer hasta yaşlı insanlardan aldığım istatistiki bilgiye göre -ki bu bilgiyi hemşire ve doktorlardan kesinlikle alamadım- sabah en geç 10 gibi ameliyata girer, bir gün kalır ve tahliye olurmuşum. sabah oldu, uyandığım andan itibaren düzenli periyotlarda ameliyat saatimi sorup belli olmadığı cevabını aldım. bir kaç tekrardan sonra gereksiz gördüğüm kelimeleri cümleden atıp sadece "belli oldu mu" yu kullanarak "ı ıh!" cevaplarını aldım. yaşlı ve profesyonel hastalardan aldığım istatistiki veriye göre ameliyata girmek üzere olduğum sularda ziyaretçilerim geldi, kapıdan içeri almadılar. komedi oyuncusu görünümlü ama espiri yeteneksiz genç doktor da ortalılarda yoktu. işlerini güçlerini erteleyip bi ton yol gelen ziyaretçilerden büyük kavga gürültü sonucu sadece birini içeri saldılar. her an ameliyat olabilme stresi ile boğuşurken biri kapıda bekletilen ziyaretçilerin diğeriyle 15 dakika yarı açık görüştürüldüm. sonra sevgilim geldi. içeri almadılar. ziyaret saati olan 14-16 arasını kapıdaki bölümde beklemeye başladı. o ziyaret saatini kapıda, ben bilinmeyen ameliyat saatini odada beklerken ortam don lastiği gibi gerildi. işkenceci görünümlü şişman hemşire hariç serviste kimse yoktu. ziyaretçiyim demek haricinde her hangi bir şey söyleyerek rahatlıkla içeri girilebilen giriş kapısında, ziyaretçi olarak bir iki saat ağlayarak bekledikten sonra, orda olmayı istemediği herkesçe bilinen ve fakat askerik bittikten sonra vatani görev yapmış olacak olan kapı görevlisi asker çocuk , insafa geldi ve serviste götünden kan alınacağını göze alarak içeri bıraktı sevgilimi. fakat serviste işkenceci görünümlü şişman hemşire tarafından yakalanırsa, vatani görevini yapan kapı görevlisi insaflı çocuğun götüne girecek olduğundan, görüşmek için bahçeye iniyordum. hangi bahçeye? içinde tek tip mavi pijamalı askerlerin, tek tip terliklerinin topuk kısmını yere sürte sürte, usulca turladığı oldukça durağan, tuhaf orta bahçe... belki mavi pijamam yoktu ama giderek onlara benziyordum.

son derece gergin, ruhsal bozukluk belirtili ve dün gece 10 dan beri giderek zorlaşan aç bekleyiş sırasında, iş saatlerine denk gelen hasta ziyaret saati geldi, geçti...

saatler 16:30 u gösterdiğinde serviste ufak tefek dokor hareketliliği koşuşturmalar esnasında yakaladığım ilk doktora ameliyat saatimi sordum. ameliyataneyi aradı, bir yerleri aradı.

-özür dilerim ameliyathane kapandı(!) ameliyatınız yarına kaldı.
+dalga geçiyorsunuz sanırım. gece ondan beri 19 saattir aç bekliyorum ve ameliyat olmayacağım şimdi mi söyleniyor.
-bilmiyorum ben ameliyat ekibinde değilim bik bik bik...

son derece sinir bozucu bir konuşma ardından yetkili olabileceğini düşündüğüm birinerini arıyorum. buluyorum. sorduğum sinirli sorular karşısında bunların normal şeyler olduğunu, bazı askerlerin 10 gün boyunca hep aç kalıp, ameliyat olamadığını bahane olarak bana gülerek söylüyor. şimdi burda ağza alınmayacak şeyler düşünüyorum hakkında fakat aldığı eğitimden dolayı anlayacağını umduğum "ve sen bunları bana normal bir şeymiş gibi söylüyorsun?" diyebiliyorum sakin kalmaya çalışarak. neden ameliyatanenin kapandığı, neden haber verilmediği, ziyaretçi girş çıkışına gösterilen özenin ameliyat saatlerine ve hasta haklarına neden gösterilmediği eksenli sorularıma sürekli normal şeyler bunlar telkiniyle sinir bozucu cevapllar veriyor.

sikerim hastanesini de, ameliyatını da, doktorunu da, hemşiresini de mantığınıda diye kendi kendime söylendiğim sırada visit için, diğerlerinin abisi olan en bilgili tecrübeli görünen sakin konuşmalı doktor, yanında dünkü, komedi oyuncusu görünümlü ama espiri yeteneksiz genç doktor, beraberinde yeni gördüğüm 3-4, çeşitli gençlikte ve tecrübede doktor, kol morartma uzmanı ve diğer işkenceci görünümlü şişman hemşire, grup halinde odaya giriyor. göz ucuyla bana bakıp gitmeye çalıştıkları noktada, tüm egomu serbest bırakarak, emir komuta zincirinde olsam hayatımı 765 kere sikicek olan rütbedeki doktor güruhuna patlıyorum.

kaliteli olduğunu düşündüğümden gata'yı seçtiğimi, sgk lıların alınmadığı iki eğitim hastanesinden biri olduğu için haydarpaşa'yı seçtiğimi ve fakat durumun hiç böyle olmadığını, ciddiyetsiz olduklarını, bu ciddiyetsiz insanların ameliyatı başarıyla tamamlayabileceklerine inanmadığımı, kaç saattir aç kaldığımı, gece hemşirenin tansyon alarak kolumu morartmaktan başka bir işe yaramadığını, burda ameliyat olmak istemediğimi ağzıma geliş sırasına göre çemkirdim. ve en kötüsünün de bunları normal ve olağan şeyler olarak gördüklerini iyice izah ettim.

çıktım, ilgili yerden dosyaları verip karnemi aldım. gitmek için hazırlanırken aralarında görevlendirdikleri diğer bir doktor gelip ikna etmeye çalıştı. dünyadaki 16.000 hastaneden 300 küsürüncü sırada türkiyedeki ilk hastane olduğunu iddia eden bu hastanenin hangi kriterlere göre değerlendirildiği tadında bir posta da ona ayar verdim. o sıralarda profesyonel diğer hastalar tarafından şımarık piç olmakla içten içe suçlansam da, bu zamana kadar askere, tsk ya yıllarını vermiş emekli personele, ailelerine köpek gibi davranan bu insanlara bunları söylemek lazımdı. şaşırtıcı gelecek belki ama, ayarı alan kbb servisi, orada ameliyat olmam için neredeyse para teklif edeceklerdi. sanki ben kaç gün boyunca gece kalmama ne gerek var, sabah geleyim ameliyat saatinde dememişim gibi, bana, biz sana izin verelim(aynen böyle, izin vermek(!)) biraz git evde dinlen sakinleş, yarın gel ameliyatını yapalım. diyor. çıktım gittim, aralarında ne konuştularsa artık, yarım saat sora doktor yine arayıp. "belgelerin bizde, dosyanı kapatmıyoruz hayatım. istediğin her hangi bir zaman gelip ameliyatını olabilirsin" dedi. ben öyle çıkışınca önemli biri mi zannettiler bilinmez.

özetle.

çalışan biri olarak ben bir burun ameliyatı için üç günümü boş geçiremem -kaldı ki bilgisayarımı hastaneye almadılar- sen beni 40 dakikalık bir ameliyat için 3 gün hastanede aç tutamazsın, bırak hasta haklarını insan haklarına aykırı. yirmi nüsha verdiğiniz, her duvara yapıştırdığınız hasta hakları, hasta bilgilendirme başlığını ya metinden kaldırın ya da siz de okuyun. basit bir diş dolgusunun iki hafta sonra tekrar sızlaması, 8 yıllık kanser tümörünü biyopsi yaparak iyi niyetli tümör olarak rapor edilip hastaya çok hayati 6 ay kaybettirmek gibi burada değinmediğim olaylar göze alındığında, kalite hakkında biraz daha net fikir sahibi olabiliriz. sonuç, felaket. hatta utanç verici.

bireysel kaygıları bir kenara bırakırsak, türkiye'nin dünya standatlarına en yakın kurumunun her seferinde sıçtığını görmek, insanı giderek daha da ümitsizliğe sevkediyor amınakoyim.

devamını okuyayım »