super kahraman olsaydim baba olurdum

  • ağır abi (460)
  • 564
  • 9
  • 0
  • 0
  • geçen hafta

1-evlenmeyin 2-evlenmeyin 3-evlenmeyin

bundan 4,5 sene evvel o zamanki müdürüm pazar günü nikahım olmasına rağmen cuma akşam mesai çıkışına kadar bana "evlenme, sakın evlenme" baskısı yaptı. baskı diyorum çünkü sabah günaydını ile başlayan akşama kadar sistematik bir şekilde süren bir dalga geçme/ikna çabası içindeydi.
kendi evliliğindeki sorunlarını, eşinin kendisine nasıl saygısız davrandığını, şimdi çocuğunun da babasını örnek alıp, kendisine nasıl saygısız davrandığını anlatır dururdu.
ee niye hala devam ediyorsunuz, işiniz gücünüz var, ne mecburiyetiniz var ayrılın o zaman dediğimde aman canım o işler öyle olmuyor, bir kere çocuk var tımam mııı falan diyordu.

nişanımda, nikahımda ucuza gitmemem, pek çok şey talep etmem, düğün yapmam gerektiğini, nişan/düğün yapmadığım/istemediğim için amaan sen de bedavaya evleniyorsun dedi durdu.

buna karşılık ne mi oldu?
ne sevgililik sürecinde ne de evliliğim boyunca eşim bana bir gün olsun saygısızlık etmedi. beni düğün/takı gibi şeylerle satın alamayacağını bildiği için(elbette karakteri de öyle olduğu için) asla saygı çizgisini aşmadı.

ben kendimi maddi bir şey karşılığında satılacak bir mal gibi görmediğim için değer gördüm. evlilik için beline altın kemer, kollarına onlarca bilezik isteyen tiplerin kendilerini çocuk, ev işleri, cinsellik karşılığında sattığını, bunların yanı sıra kendilerine yapılacak saygısızlıklara da bu yüzden boyun eğdiklerini düşünüyorum.

neyse, eski müdürüm hala bok çukuru gibi bir evlilik sürdürüyor. şimdi sorsan hala evlenmeyin der. dışardan bakınca benden daha mutlu ve statü sahibi görünüyor olabilir.
ben mi? boşandım.*

edit: 10 senedir burda yazarım bu entryme gelen mesaj sayısı kadar mesaj almamışımdır.
“ben de evlenmek üzereyim, böyle mükemmel bir evlilik bile bittiğine göre nasıl güveneceğim” diyen mi ararsın, ne kadar süre evli kaldığımı, şimdi ne yaptığımı soran mı...

topluca cevap vereyim;
çok severek evlendim ve evliliğe giden yolum “gelinlerin tatlı telaşı” tınısında geçmedi. evliliği hiçbir zaman amaç olarak görmedim. günümün işten arta kalan kısmını sevdiğim insanla birlikte geçirmek istediğim için evlendim. evlilik benim için onunla birlikte olabilmek için bir araçtı. bir daha yaşayacağımı asla düşünmediğim güzellikte günler geçirdim ve bundan sonra da beni kimsenin öyle güzel sevebileceğini düşünmüyorum.

evliliğimin son 1 yılında bir sorun ortaya çıktı ve bu sorunun ortadan kalkması/biraz azalması için kendi adıma vicdanım şu an tertemiz hissedeceğim şekilde uğraştım.
uğraşlarımın karşılığını aslında alabilirdim ama karşınızdaki kişi bir şeyleri yoluna sokmak istemiyorsa/başka türlü yaşamak istiyorsa, aradaki sevgi ne kadar güçlü olursa olsun devam edemiyorsunuz.

son 1 yıllık süreç oldukça zor geçse de tam olarak ne zaman karar verdin ayrılmaya derseniz de; beni bir süredir çok fazla üzen bir konu vardı. bir cumartesi günü, bütün bir gün boyunca üzüldüğüm o şeye ağladım ve ağladığımı fark bile etmedi. o gün dedim ki, bunu yaşamak zorunda değilim.
aynı evin içinde yaşadığım birisi ağladığımı bile farketmiyorsa artık biz “bir” olmaktan çıkmışız demektir diye düşündüm.
1 hafta içerisinde de boşandık.

bugün sorarsanız sonunun böyle olacağını bilsem yine onunla evlenirdim. çünkü onunla geçirdiğim güzel zamanlar benim hayatımın en güzel yıllarıydı.

şimdi ise önümde kurmaya çalıştığım yeni hayatım, yaşayacağım daha güzel günler var. kendimi, gönlümü asla kapatmıyorum. sevmek ve sevilmek...mükemmel iki duygu.
iki duyguyu aynı anda yaşıyor olmak ise, dünyada cenneti yaşamak gibi.

devamını okuyayım »