taqster

  • 1634
  • 0
  • 0
  • 0
  • 3 ay önce

öğrenildiğinde ufku iki katına çıkaran şeyler

50 yıl önce yaşayan ortalama bir tavuğun beslenmesi ile şu anda yaşayan bir tavuğun beslenmesi bire bir aynıymış. miktar ve içerik olarak. buna rağmen 1957'de 905gr olan tavuklar artık 4,202gr (ortalama).

şuradan

bu haberi gördüğümde aklıma jared diamond'un kitabında ve belgeselinde bahsedilen birşey geldi. mezopotamya'da tarıma başlandıktan sonra her yıl ekilmek için iyi buğdayların kullanılması sonucu günümüzdeki yüksek verimli buğdayların kendiliğinden oluştugundan bahsediyordu. yani iyi anne adaylarını seçerek daha kaliteli bitki ve hayvan ırklarını oluşturmamız yeni bir durum değil. hatta şimdi bulamasam da 50 yıl önceki köpeklerle şimdiki köpekleri karşılaştıran bir sayfa vardı. orada daha net anlaşılıyor doğrudan müdahalemiz. sorun, daha iyisini elde ederken aslında o bitki ve hayvanların zayıf noktalarını körüklüyoruz. şu anda popüler olan köpek, tavuk, inek vb ırkların tamamında kronik bir sağlık problemi var. köpeklerde kalp, solunum ve kan problemleri, ineklerde iç organ problemleri, tavuklarda kemik ve kas problemleri... ve her biri ölümlere sebep oluyor. bunlar olmasaydı evcil hayvanlarımızın ömrü de ikiye katlanacaktı.

tavuk meselesine dönersek, konuyu biraz değiştirerek 50 yılın baz alınmasının sebebinden bahsedeyim. mcdonalds devrim gibi işçi çalıştırma prensibini buldu kurulduğu zamanlarda. dedi ki bir burgeri hazırlayacak elemanın tüm aşamalarda çalışması hem zaman kaybı, hem de maaşını arttırıyor. çıkartınca bir burger yapmayı bilen eleman bulmak zorlaşıyor yani. bunun yerine 5 eleman koyup her birine tek ve basit bir iş verdi. sen kızartacaksın, sen ekmeğe koyacaksın, sen şu makineden ketçabını sıkacaksın, sen satacaksın vs. bu sayede elemanlar sabit ve çok basit bir iş yapıyorlar, hakettikleri maaş düşük ve çıkartırsan yerine ketçap sıkmayı bilen birini bulman çocuk oyuncağı. işte bu mantıkla o zamanlar yarı yarıya ucuz burger satmayı başardı. şu anda da ford'dan sonra ikinci yönetim devrimi olarak anılıyor. yetmedi, o zamanın arabayı çekip sinema izleme modasından etkilenip drive-in denen şeyi keşfetti. koca restorant açıp içini döşemek yerine arabalarıyla gelirler, garsonum verir siparişlerini giderler. yetmedi, o arabalara bakacak çalışanlarına zamandan tasarruf için paten bile verdi. böyle böylee mcdonalds amerika'yı boydan boya kapladı.

tavuk hikayesi de burada başladı. mcdonalds kardeşler her şubelerinde aynı tadı satmak istediler. tabi ki en ucuz burger olma ünvanını da korumak istiyorlardı. bu yüzden en büyük et, meyve, ekmek, patates vs. alıcısı oldular. standartlarını korumak için alım yaptıkları çiftçilerin aynı tohum ve metotları kullanmalarını sağladılar. zamanın o filmlerde gördüğümüz amerikalı çiftçisi de buna ayak uydurup çayırlardan çekilip her biri 150 bin tavuk alan üretim evleri kurdu.

köy tavuguna koşuyorsunuz ya, aslında korkunuz geçersiz. tavuk yapısı gereği hormon almaz. hormon vermek hem maliyeti kurtarmıyor, hem de tavuğu telef ediyor. zira şu anki haliyle tavuklar 50 yıl öncesinin %25'i sürede olgunlaşıp kesiliyor. dört ay nere, dört hafta nere. şu anki haliyle bile kemikleri gelişimine ayak uyduramadığından 150 bin tavuğun oldugu bir evde her gün 20'ye yakın tavuk ölüyor, diğerleri ise ayağa bile kalkamıyor. abartı değil cidden kalkamıyorlar zira kemik ve kas dokuları ağırlıkları oranında gelişemiyor. tavuklara antibiyotik veriliyor. daha doğrusu, civcivler çiftliklere dağıtılmadan önce teker teker antibiyotik iğnesinden geçiriliyor. bu durumda köy tavuğunun pek bir mantığı kalmıyor. ucuz, yumuşak etli ve hormon olmayan market tavuğunu tercih ediyoruz.

ama asıl sorun o ölen tavuklarda. o tavuklar çöpe atılmıyor. en azından amerika'da öğütülüp inek yemlerine karıştırıldığı biliniyor.

bu arada aldığınız sosis ve salamlarda tavuk eti yazıyorsa alın. ancak %100 tavuk diyorsa almayın. kaynağı sağlam değil ancak %100 tavuk salam ve sosislerin cidden tavuğun %100'üyle yapıldığına ilişkin birşeyler duymuştum.

-ve edit ile ek- domatesuyu ablamız olayı anlattı. %100 dese de sadece tavuk dese de bu ürünlerde tavuğun tamamı kullanılıyormuş. -mesaj alıntısı- mdm denen bir madde, tavugun ic organları, derisi, gerisi artık neyi varsa yuksek ısıdan gecirildikten sonra toz hale getirilip kullanılıyor. salam, sosis, sucuk, vakumlu paketlerde satılan nugget, sinitzel ve kofte gibi seylerde kullanılıyor.

kaynak sağlammış.

ben bunu yazarken 2007 civarında marketlere sucuk ve yumurta götüren birinden duymuştum. o toptancı yine dana ürünü sucuk ve kıymalara da bu konuda güvenmemek gerektiğinden bahsediyordu. üzerine araştırınca buna benzer pek çok şey görmüştüm internette. şimdi yine araştıracağım, merakım kabardı; belli ki sağlık standartları bakımından bir sakıncası yok ama mide bulandırıcı bir durum. sonuçta sakatat diyerek hayvanının yarısını kullanmayı reddeden bir toplumuz dünya'nın bu kısmındaki ülkeler olarak.

devamını okuyayım »
03.10.2014 23:57