tempus fugit aeternitas manet

  • 87
  • 3
  • 0
  • 0
  • 2 hafta önce

honore de balzac

honore de balzac, yazdığı eserleri "insanlık komedyası" adı altında toplamıştır, lise edebiyat bilgisi, evet. insanlık komedyası'nın alt başlıkları vardır; paris yaşamından sahneler, özel yaşamdan sahneler, felsefî incelemeler gibi, lise edebiyat derslerinde söylemediler bunu.

bu bilgileri, uzun uzun betimleme yapıyor diye balzac gibi bir yazarı düşünmeden bir kenara atan insanı yanlışından döndürmek için veriyorum! balzac'ın romanlarını okumak ve takip etmek sizlere zor geliyorsa, paris yaşamından sahneler'in altında yer alan romanlardan başlamayın. çünkü bu romanlarda betimlemeler yoğun olduğu gibi bir romanın başkahramanı, başka bir romanda tekrar belirebilir. meselâ vadideki zambak'ın başkahramanı felix de vandenesse, bir başka romanda, bir havva kızı'nda tekrar karşımıza çıkar ve onu bambaşka bir ruh hâlinde görürüz. aynı şekilde, "taşralı bir büyük adam paris'te"de önemli bir yer tutan nathan, bir havva kızı'nda yine karşımıza çıkar. böylece paris yaşamından sahneler'in altındaki romanlar oldukça kompleks bir hâle gelir. bir de buna, balzac'ın realizmden taviz vermeyen tutumunu ekleyin!

bu konuda kısaca bir şeyler söylemek istiyorum. zamanında, realizm, fransız romanında tesirini gösterirken edebiyatçılar arasında bir tartışma patlak veriyor: realist romanların gazeteden bir farkı olmalıdır, diye. gazetede yazılmış makale ile romanı birbirinden ayırmak gerekir elbette. realist romancı bunu nasıl sağlar? balzac o betimleri laf olsun diye yapmıyor. ne bileyim, dostoyevski o muazzam psikolojik tahlilleri öylesine yapmıyor. realist romanda sanat bu yollarla zuhur edebiliyor, ancak bunlar gazete ile roman arasındaki farkı sağlayabiliyor. gerçeklikten kopmamak adına da derin betimlemeler yapmak zorunda kalıyor romancı. okur elindeki metnin kurgu olduğunu biliyor, okuru kurgu hissinden uzaklaştırıp romanın içine sokmak gerekiyor. bu nasıl yapılacak gerçeklikten taviz vermeden? okurun mekân hissi nasıl bozulacak? işte betimlemeler, gözlemler, psikolojik/sosyolojik tahliller burada devreye giriyor. bunların hepsi, okurdaki, elindeki metnin kurgu olduğu algısını bozmaya yarıyor. bu perspektiften bakarak balzac'ın uzun betimlemelerini sindire sindire, zevk ala ala okuyabilirsiniz. olmadı mı?

olmaz tabiî, bu zorlu yol çünkü. kolaya kaçmak istiyorsunuz. o zaman size tavsiyem şu: felsefî incelemeler başlığı altındaki romanları okuyun. bu romanlarda balzac'ın realizmi sertliğini kaybeder, uzun betimlemeleriyle karşılaşmazsınız. aksine fantastik ögelerle bile karşılaşabilirsiniz. felsefî incelemeler başlığı altındaki romanlarda balzac'ın metafizik, sosyal, teolojik görüşleri ağırlık kazanır; bu romanlar, genelde bir felsefî/teolojik görüşün veya felsefî bir metaforun çevresinde ilerler. amaç düşünce beyanı olduğu için betimlemeler yoğunluğunu kaybeder. bu romanları okumanın da kendine has zorlukları var. betimleme yapmıyorlar diye aristoteles'i, kant'ı, hegel'i okumak kolay bir iştir diyebilir miyiz? diyemeyiz. gerçek bir okur için, bu romanları okumak daha zordur, çünkü incelikli düşünceyi anlamaya çalışmak kolay değildir. ama siz betimlemelerden kaçtığınız için size bu tavsiyeleri veriyorum. lanetli çocuk, tılsımlı deri, mutlak peşinde, seraphita, louis lambert... bunları okuyabilirsiniz, bu romanlarda öyle derin ve uzun betimlemeler yok.

balzac'ı bir kenara atmayın!

devamını okuyayım »