teolog35

  • 1629
  • 15
  • 1
  • 0
  • evvelsi gün

evli bir kadına aşık olmak

iki şeyi çok iyi yapıyoruz, biri hariçten gazel okumak, diğeri de kendi zeminimizi meşru kılmak. sonra gelsin sorunlar gitsin anlaşmazlıklar.

korkularımızla din olgusu var ederken de, bir ahlak kuralı koyarken de bağımsız değişkenlerimiz var. en basitinden bi ütopya yaratırken bile soyutlanamıyoruz onlardan. zaman, mekan, ve onların beraberinde gelen felan fıstık.

başkalarının hayatını gereklilik kiplerinde yaşamaya yaşam adı veriyoruz. artık nasıl bir yaşamsa? ve birilerin dediği gibi evli birine aşık olunmamalı diyoruz biz de.

tamam inkar etmiyorum, içgüdülerimizi kontrol altında tutmamız gerekliliğini, çoğu zaman "ahlaklı olmaya çalışma ahlaksızlığından" kurtulamayacağımızı da. birlikte yaşıyoruz en nihayetinde. bi kurgu var.

peki sınırlandırılabilir mi sizce? aşk gibi namütenahi bir his, zaman ve mekana bağlı değişkenlerle? bu aşk'ın çağları aşan özgür ruhuna balta değil de nedir?

maval okunur, hariçten gazeller ve saireler. ancak bir sabah olur, uyandığınızda bir yabancılık sarar kalbinizi. sanki birşeyler eksik gibi. sanki yanınızdaki olması gereken kişi değilmiş gibi. bi önceki tercihlerimizin kaçınılmaz sonucu olarak bir sonraki tercihimizi de etkileyip bizi sürüklediği şartların girdabıdır bu. bir sabah farkedilir. (başka şehirlerde başka adamlarla yürürken) o zaman bilin ki eylemsizlik de delikanlılık değil. o vefa, sadakat dediğimiz ve tanımlarını rasyonelleştirip, onları zedeleyen, müştaki olduğumuz eylemler belki daha masumdur. daha dürüstçedir. bilemeyiz.

devamını okuyayım »
03.03.2010 19:11