terelelli temcik

  • ekşi
  • gençlerin sevgilisi (825)
  • 689
  • 0
  • 0
  • 0
  • geçen ay

bir kadının bittiği an

bir kadının bittiği anı gördüm ben. şahit yazdılar tutanağa.
kapıyı çaldığında iyiydi aslında. elinde bir poşet, poşette iki şişe şarap, peynir almış, tulumla kaşar arası bir şey. saçlarını rüzgar dağıtmış. hiç boya yok yüzünde, tüm maskelerinden arınmış, çocuklaşmış yüzü.
bir zamanlar hayran olduğum insan değil gibi, elinden tutmasam caddeye fırlayacak bir cocuk sanki.
daha uzundu sanki boyu onu ilk gördüğümde. beyazlaşmış bir kot ve dağcı ayakkabıları, boynunda sarımtırak bir şal, altı çamur olmuş bir sırt çantası, kocaman bir gülümseme ile gizliyordu yaşını. -yeni mi bu- demiştim. meğer herkes tanırmışş hukukta onu. zehir gibiymiş kafası. yazdıklarını okusam, ihtimal bile veremezmişim bu kısa saçlı afacandan çıktığına o uzun cümlelerin, o binbir kitaptan alıntıların.
şimdi karşımda öylece duruyor. bir -merhaba- bile çıkmıyor ağzından.poşeti uzatıyor sadece.
ayakkabı bağcıklarını kördüğüm yapmış. oturdu vestiyerde sakin sakin onları çözmeye çalışıyor. oysa bu kadın, o bin kişilik keşmekeşlerde, ok gibi fırlar sıyrılırdı kalabalıktan. parmaklarında bir teorisyendeki sigara sarılığı, yine de sağlamdı ciğeri. nerede sabahlayacağını hiç problem etmezdi. ayağında hep çift çorap ve sırtında yün atlet soğuğa karşı, boynunda şalı, daimi yastığı. rüzgar ve yağmur geçirmeyen montlar giyerdi. yün kazak seni su birinkintilerin korumaz derdi, ve seni sulara atan, senden daha iyi bilir ıslak uyumanın acısını.
şimdi aynı mont sırtında ve sırılsıklam gözleri, yanakları.
kaybetmiş olmalı dedim birini ya da bir şeyi. ama her kayıptan sonra, kaybetmek değil, teslim olmamak önemli diyendi. belki de acısı teslimiyettendi.
hiç aklıma gelmedi bu demirden zırhlı kadının bir kalbi olduğu. ne zaman ki, peynirler kırıntıya dönüştü, bir elinde ilk şişenin mantarı -kalbim- dedi,- bırakacak gibi yarı yolda-. o şarkıyı koydum teybe. tozluydu yüzü, önceki gözyaşları izler bırakmıştı yanağında.
sonra sanki saatlerdir kafasında yazdığı romanını aklından okumaya başladı.
sevmişti. sevgi emekti. emek vermişti. adı güzel, kendi güzel bir adamdı ve onu hiçbirzaman istememişti. arada arardı, o tüm kadınlığını bürünür ona koşardı. sırtını seyrederdi geceleri, gizliden saçlarını okşardı. bir vedasız giderdi adam.o, ardından mutlu gülümsemesini yüzüne takar, sokağa öyle çıkardı.
artık yüzü kalmamıştı, gülümsemesi. ilk çizgilerini görmüştü bu sabah aynada, ilk kez sevdiği adamın sevdiği kadını sokakta. şimdi teslimiyet kurtuşuydu. ama tüm savunduklarına tersti onun kadercilik. kendi kaderini tayin etmeliydi. yapacak gücü yoktu. kalmak, can çekişmekti, gitmek, kadere boyun eğmek.
bir adam sesi anlattı bana, bir ses en çok ne kadar anlatılabilirse. telefonu gösterdim. ezbere çevirdi numaraları. ben mutfağa geçtim.
iki dakika sonra, kocaman gülümseme ile mutfak kapısında şişeyi dikti başına, - geliyor- dedi. -buraya geliyor-
iyi, gelsindi. bu güzel gülümseme, onunla geldiyse, bu eve girmeyi haketti. o saçlarını taradı, ben salonu topladım. benden bir ruj istedi, o boyanırken ben bardakları yıkadım.
kapıyı o açtı. kısa boylu, dalgalı saçlı bir adamdı. kadife ceketi, yakasız gömleği vardı. kokmuyordu. ne iyi ne kötü hiç kokmuyordu. kokusuz bir adama nasıl aşık olunurdu?
ben konuştum adamla, o hep gözlerine baktı.
rakıya dönmüştü herkes. -ikinci kadehler için buz lazım- dedim. ben mutfaktayken kapı çarptı.
ben bir kadının bittiği anı gördüm.
dizlerinin üzerinde küçülmüş, ruju yanağına, gözyaşı salyalarına karışmış, acıdan titreyen bir kadın gördüm. öne arkaya sallanıyordu, sürekli söyleniyordu. ateşi bir anda kırk oldu, avuçları buz gibi terliyordu. sadece -kal- demişti. adam sadece -kasma artık- demişti. kasıldı. dişleri kenetlendi. o küçük dev kadındı. kaldıramadım. kucaklayamadım. hastane dibimdeydi, ona yakıştıramadım.
o beyazladı, kinini kustu, acısını kustu, o adamı dışarı kustu. gözlerini yumdu. gün doğana kadar nabzını saydım. gözlerimi açtığımda yoktu.
beş sene oldu. ne bir ses ne bir haber.
bir kadının bir kelimeyle bittiği anı gördüm. beni şahit yazdılar.

devamını okuyayım »
08.10.2004 15:21