teslanin arkadasi

  • 202
  • 0
  • 0
  • 0
  • geçen ay

yahudi

m.ö. 7. asır sonlarında mezopotamya’nın yeni yükselen gücü haline gelen babil krallığı asur’u alaşağı etmiş ve m.ö. 605 seneninde da mısır’ı dize getirmişti. israiloğullarının orta yerde kalan toprakları artık her an bu yeni güç tarafından istilâ edilme tehdidi altındaydı. nitekim o da oldu ve m.ö. 596 seneninde yahudiye kralı jeoahin, kudüs’ü abluka eden babil kralı nebukadnezar’a (nabukodnosor( teslim oldu, saray erkânı ile beraber zincire vurulup babil’e götürüldü.

babil’e götürülen yahudlerin takriben 10 bir kişi olduğu kudüs ve etrafında en fakirleri dışında kimsenin kalmadığı söylenir.

babil’e sürgün edilen yahudiler, oradaki ilk musevi diasporasını oluştururdu. (diaspora, helencede “dağılma” mananına geliyor.)

tüm yahudiler, babil’de sürgünde iken, ibranice’ye çok benzeyen aramice’yi öğrendi. (aramice, asur, arap ve ibranî dillerinin kökü sayılıyor.)

yahudiler bu sürgün esnasında kendi mukaddes günlerini kutlamaktan geri kalmadı. sünnet ananelerini de sürdürdüler. bundan anlaşıldığına göre, babil’e sürgün edilmiş olmalarına karşıns orada onlara hayli müsamahalı davranılıyordu.

ancak bu sürgün sırasında yahudiler asimile olmaktan da kurtulamadı. nihayetinde toplam 12 kabilelerinden sadece yahuda (judah) ve bünyamin (benjamin) kabileleri kurtulup ana yurtlarına dönebildi. diğer 10 kabileden bir daha haber alınamadı. bazı yahudiler ise yukarıya mısır’a yerleşti ve nil üstündeki elephantin adasında kendi topluluklarını kurdu.

babil kralı, esir ettiği kral jeoahin’in amcası zedekiah’a bağlılık yemini ettirerek, onu güney krallığı’nın başına “vali-kral” olarak atadı. ancak bir müddet sonra zedekiah’ın başkaldırı etmesi üzerine, m.ö. 586 seneninde kudüs bir sefer daha abluka edilir ve ilk işgâlden geriye ne kalmışsa tümüyle yıkılıp yakılarak yağma edildi. böylelikle ikinci bir sürgün dönemi daha başlarken, tanınmış kişi süleman tapınağı da yerler birz edildi. mezopotamya ananeleri uyarınca yeminine bağlı kalmayan zedekiah’ın da gözleri reyildi.

(bu evrede bir noktaya değinmem gerekiyor: arkeolojik bulgular, günümüze kadar m.ö. 10. asır ortalarında kudüs’te “süleyman tapınağı” denilen öyle ulu bir tapınağın yapılmış olduğunu doğrulamıyor. tekzip etmiyor da fakat bu bağlamda hâlâ tek güvenilen kaynak tevrat’taki anlatımlar.)

babil sürgünü döneminde yaşayan rabbi ezekiel’in dinsel nasihatlerini yerine getiren ve iki kabileden oluşan toplum, orada asimile olmadan da yaşamayı muvaffak oldu. topluluğun baskıya uğradığı her olayda, ezekiel onlara yaradan’nın musa’ya sina dağı’ndaki vaadini anımsadarak morallerini rakım: “siz düşmanlarınızın topraklarında olduğunuz vakit dahi sizi reddetmeyeceğim ve sizi ebedi bir millet kılacağım.” (tevrat, yeremya: 29.14)

esir olarak babil’e götürülen takriben 10 bin musevi arasındaki bilge ve önde gelenler, bu ilk diaspora döneminde toplumun dinsel inançlarını diri tutmayı muvaffak oldu. diasporanın 50. seneninde yeremya’nın kehaneti meydana geldi; pers silahlı güçleri babil krallığı’nı ele geçirdi. m.ö. 538 seneninde bir zerdüştî olan pers kralı cyrus (keyhüsrev) yahudilerin bir bölümünün yurtlarına dönmelerine müsaade etti. dönen döndü fakat büyük çoğunluk babil’de kalmayı tercih etti.

zorobabel’in önderliğinde babil’den ana yurtlarına dönen yahudiler, m.ö. 515 seneninde kudüs’te “2. bet-amikdaş” ismini verdikleri ikinci tapınağı yaptı. musevi tarihçilerine kalırsa; bu tapınağın yapımı, pers kralı’nın musevi asıllı karısı ester’den doğan erkek çocuğu kral 2. darius’un katkısıyla muvaffak olunmuştur.

çalışmaların bitirmesiyle, ikinci tapınak da yaradan’ya adandı ve tapıma açıldı ama hiçbir şey eskisi gibi değildi. evvelki tapınağın yoğun maneviliği, daimi gerçekleşen mucizeler artık yoktu.

(aynı zamanda unutulmaması şart olan bir nokta var: kimileri bu tapınağı faraziyesel evvelki ile aynı meblağ ve “2. tapınak” olarak bundan çok daha sonra yapılmış olan herod tapınağı’ndan söz eder.)

on emrin yazılı olduğu tabletlerini içeren o özel, sedir ağacından yapılmış, altın kaplı ahit sandığı da yitirilmişti. şimdi bu tapınakta da bir mukaddes iç bölme (kodeş a kodeşim, kimilerinin sonradan latince söylemiyle sanctum sanctorum) vardı fakat boştu. musa’nın âsası, mukaddes gıda kabı, ilk koen gadol (başrahip) olan harun’un bastonu, yakub’un uyurken başının altına yastık ettiği taş gibi tüm mukaddes emanetler kayıptı.

kudüs’teki ikinci tapınağı inşa eden yahudilerin dinsel öncülüğünü bir sofer (tevrat yazıcısı) ve koen (rahip) olan ezra üstlenşti. tevrat’ın ilkelerini ülkeye yine yerleştirmeye girişti ve asimilasyona, karma evliliklere karşı topluluğu uyardı. onun ve diğer öncülerin gayretlerine rağmen ikinci tapınak, manevi açıdan öncekinin ancak soluk bir kopyası olmaktan öteye gidemedi; görüntü olarak da öncekiyle karşılaştırılamayacak ölçüde görkemi eksik bir yapıydı. (nitekim belki bundan dolayıdır ki m.ö. 20 dolaylarında yeniden yapımına girişiler o çok gösterişli herod tapınağı asıl ikinci tapınak olarak nitelendirilmiş olsa gerektir.)

m.ö. 734-581 seneleri arasında yahudiler tam altı kez yurtlarından sürüldü. bu sürgünler, bilhassa de babil sürgünü, mesih beklentisinin başlamasına kapı araladı. babil sürgününden başlayarak yakın tarihlere kadar yurtsuz yahudilerin bir yurda kavuşmayı, bunun için de bir kurtarıcının ortaya çıkmasını bekleyip durdu. (1948 seneninde o yurda kavuştular kavuşmasına da “mesih” unvanını hıristiyanlar isa’ya yakıştırıp götürmüştü çoktan.)

sürgündeki musevi hayatının göreli de olsa sulh içinde ve kıyımdan uzak devam ettiği sürece, mesih arayışı dualarla giderilmişti. ancak yahudilerin sürülme, kırım ve kıyım tehdidine maruz kaldığı dönemlerde, bu unvana birtakım bilge veyahut askerî öncüler sahip çıktı. ancak mesih olma iddiaları boş çıkınca, musevi toplumunun gözünde evvelki saygınlıklarını da yitirdiler.

devamını okuyayım »
25.02.2018 08:59