the dark slate blue

  • 487
  • 3
  • 0
  • 0
  • 2 hafta önce

silent hill 2

ölmüş karısını arayan (?) james'in kendisi ve karısı hakkındaki gerçekleri öğrenmesiyle son bulan yolculuğunu anlatan muhteşem oyun. silent hill'in ana konusundan ayrı olsa da felsefesini hala taşıyan ve en iyi boss karaktere sahip olan oyundur ayrıca.

oyunun çok ayrıntılı incelemeleri var ama ben buraya özet geçmek istedim yine de. aklımda kalmasın.

--- spoiler ---

oyun, james'in, karısı mary'den aldığı mektup üzerine silent hill'e gelişiyle başlar. mektupta karısı "özel yerlerinde" onu beklediğini yazmıştır. ölmüş kadından mektup almak da nesi diyen james, merakla silent hill'e gelir ve bu "özel yer"in neresi olduğunu çözmeye, karısını bulmaya çalışır. önce toluca gölü kenarındaki parka gider. burada da karısı mary'ye çok benzeyen, fakat onun daha seksi, daha hoppa hali olan maria ile karşılaşır. bu kadın peşine takılır, sonuçta tüm kasabada canavarlar vardır. james onu korur. fakat nasılsa bütün hikaye boyunca "birkaç kez" öldüğüne de şahit oluruz.

maria ilk olarak oyunun en baba karakteri pyramid head tarafından öldürülür. burada asansörde yalnız kalınca magdalene çalmaya başlar. daha sonra maceramız bizi silent hill'deki başka bir terk edilmiş yer olan hapishaneye sürükler ve burada yerin birkaç kat altına indiğimiz zaman tekrar maria ile karşılaşırız. james onu parmaklıklar ardında görüp "ama sen ölmüştün" diye şaşırınca aralarında şöyle bir konuşma geçer:

- are you confusing me with someone else? you were always so forgetful. remember that time in the hotel?
- maria?
- you said you took everything. but you forgot the videotape that we made.
i wonder if it's still there.
- how do you know about that? aren't you maria?
- i'm not your mary. (burayı öyle bir tonla söylüyor ki ikna olursunuz)
- so... you're maria?
- i am... if you want me to be.
- all i want from you is an answer!
- it doesn't matter who i am. i'm here for you james.
see? i'm real. don't you wanna touch me?
- i... don't know.

sonra maria "come get me" diyerek james'e zarf atar, o da tamam deyip yola koyulur. burada maria'nın mary gibi konuşması, yalnızca onun bilebileceği şeyleri bilmesi, maria'nın ölüp dirilmiş olmasından daha tuhaftır james ve bizler için. birkaç macera sonunda maria'nın yanına varırız ama o da ne, maria yine ölmüştür. yatakta kanlar içindedir.

james, maria'yı orada bırakır ve onun otelde olduğunu iddia ettiği tape'yi bulmak için yola koyulur bu defa. kasedi bulur ve karısıyla kaldıkları odaya gidip oynatır. ve gerçekler gün yüzüne çıkar:

james'in karısı çok hastadır ve ölmek üzeredir. james ile herhangi bir cinsel münasebetleri olmak şöyle dursun, birlikte normal bir hayat bile yaşayamamaktadırlar. tüm bunlar, karısının acı çekmesi, kendisinin acı çekmesi ve özgür hissetmemesi james'in zoruna gider. daha fazla dayanamaz ve karısını hastanede ziyarete gittiği bir gün alnına bir öpücük koyar ve onu yastıkla boğarak sonsuz uykusuna yatırır. video kasette de bunları görürüz.

james, kasedi izledikten sonra true müziği eşliğinde duygusal çöküş yaşar çünkü şimdi olanları hatırlıyordur. karısını öldürmüştür ve vicdan azabı duyuyordur. sadece öldürdüğü için değil, daha normal bir hayatı arzuladığı için de. silent hill onun vicdanının yansımasıdır. buraya yaptıklarını üstlenmek ve bedelini ödemek için gelmiştir. yani bir nevi onun (ve oraya çağrılan herkesin) cehennemidir silent hill. karşısına çıkan her canavar onun bilinç altının yansımasıdır. bütün macera boyunca dövüştüğü seksi hemşireler, bacaklı canavarlar onun aklının ürünleridir (cinsel açlık). maria ise karısı mary'nin sağlıklı ve daha seksi bir versiyonudur. tamamen bir dilekten doğmuş* bir karakterdir james için. karısının hayatta, gayet sağlıklı ve de cinsel yönden aktif olduğunu arzulamaktadır çünkü. bu nedenle onu james'ten başka kimse göremez. maceramız boyunca silent hill'e yolu düşmüş başkalarının hikayelerine de tanık oluruz ayrıca ama onları buraya karıştırmayacağım şimdi.

pyramid head ise bizzat james'tir. maria'yı (mary'yi) defalarca öldürerek james'i (kendisini) cezalandırmaktadır. oyunun sonunda maria bir kez daha pyramid head'lerin elinde can verir (3 etti). nihayet kendine gelen james tüm bu çılgınlığa son vermek için bunlarla (vicdanıyla) savaşır. bu savaş onun, yaptıklarını kabullenişidir aslında.

oyunun sonunda nihayet mary'nin mektubunu okuruz ama aslında mektup "silent hill'de seni bekliyorum"dan ibaret değildir. mary hastanede tedavi görürken james'e uzun bir mektup yazmış ve ona iletmesi için hemşireye vermiştir. yani evet, öyle ya da böyle mary zaten ölecektir. hayatları bu şekilde yön değiştirdiği için, bir türlü mutlu olamadıkları için, ona bunları yaşattığı için (hasta olduğu için) james'ten özür diler. onu daima seveceğini söyler. mektubu da buraya bırakayım, ağlamak isterseniz açıp dinlersiniz.

ve işte karısı ölünce mektup james'in eline geçer, james de kendini silent hill'de bulur. duygusal bir bunalımla hafıza kaybı yaşamak mı denir, fazla üzüntüden ve vicdan azabından travma yaşamak mı denir buna bilinmez. ama hatırlamak için bu yolculuğa çıkması gerekmiştir.

son olarak:

"i can't tell you to remember me,
but i can't bear for you to
forget me."
--- spoiler ---

ve işte bu, sanattır.

devamını okuyayım »