the phantom of the seb i arus

  • çılgın (130)
  • 789
  • 37
  • 11
  • 0
  • dün

ümmü kırfe

ümmü kırfe, asıl adıyla fatıma bint rebia, vadil kura topraklarında yaşayan beni fezare kabilesinin kadın reisidir. kocası da malik ibn-i huzeyfe’dir.

bir rivayede göre; ümmü kırfe arapların dillerine destan olmuştu. araplar, “ümmü kırfe’den daha emniyette, daha şerefli kimse yok” derlerdi. evinde elli kişinin kılıcı asılı dururdu ki onların hepsi de ümmü kırfe’nin ev halkı idi. (kaynak: ibn seyyidinnas) bir diğer rivayete göre, araplar “ümmü kırfe’ye ikramda bulunursan kazançlı çıkarsın” diyorlardı.

7. yüzyıl’da arap bir kadın, bir kabilenin reisi olmuş. diğer arap kabileleri arasında da son derece şerefli olarak görülüyor. vadil kura gibi ticaret yolu üzerinde ikâmet ediyor. kendisine ikramda bulunursak kazançlı çıkacağımız söyleniyor. görüntü bu.

özetle, islâm öncesinde kadına hiçbir değer verilmediği, kadınların mal gibi alınıp satıldığı, kız çocuklarının gömüldüğü gibi iddiaların ne kadar safsata olduğunu görüyoruz. kadın kabile lideri olmuş. bundan daha ciddi ne olabilir?

-gabe gazvesi
ümmü kırfe’nin ve kabilesinin müslümanlar’la ilk vukuatı, 627 yılında muhammed’in medine çevresindeki meralarda kuraklık olduğu için develeri izinsizce beni fezareliler’in topraklarına sokmasıyla ve burada otlatmasıyla başlıyor. izinsizce diyorum zira bir grup fezâreli arap, meraya saldırıyor ve muhammed’e ait 20 deveyi çalıp ebu zer el-gıfari’nin oğlunu öldürüyor ve karısı leyla’yı kaçırıyor. (eğer bir izin alma durumu olsaydı, fezareliler develerin otlamasına izin verirlerdi ve sırf 20 deve için baskın yapmazlardı.)

neyse, bu baskının üzerine muhammed, gabe gazvesi’ne (diğer adıyla zûkared gazvesi) çıkmış, çalınan develerin 10 kadarı ve birkaç ufak ganimet geri alınmış ve fezâre oğullarından bazıları yakalanmıştır.

i. vadil kura seferi
kasım 627 tarihinde, kuzeyli pagan kabilelerin vadil kura’da toplandığı iddiası üzerine zeyd’in komutasında bir grup müslüman vadil kura’ya gönderiliyor. zeyd ve arkadaşları herhangi bir çatışmaya girmeden medine’ye geri dönüyor.

ii. vadil kura seferi
zeyd bin harise, ticaret amacıyla şam’dan dönerken yolda fezareliler’in saldırısına uğruyor. yanındaki adamların çoğu öldürülüyor, kendisi de ağır yaralı olarak kurtulmayı ve medine’ye kaçmayı başarıyor. ocak 628 tarihinde muhammed, bu baskının intikamını almak için ikinci vadil kura seferini başlatıyor. zeyd’i kumandan olarak atıyor, kendilerine bir kılavuz veriyor ve gündüz saklanıp gece ilerlemelerini tavsiye edip yolluyor.

kılavuz yolu şaşırdığı için birkaç gün yolu bulamasalar da sonunda beni fezareliler’den ufak bir gruba rastlıyorlar ve savaşıp onları yeniyorlar. erkekleri öldürülüyor, kadınlar esir ediliyor ve ganimetler toplanıyor.

bu saldırıda, bir rivayete göre ümmü kırfe ve beni fezare’nin bazı ileri gelenleri katledilmiş, (vâkıdî, ıı, 564) diğer rivayetlere göre ise ümmü kırfe, ebu bekir tarafından, kızı da mesleme bin ekva tarafından esir alınıp medine’ye getirilmiştir. (müslim, “cihâd”, 46; taberî, ıı, 643-644). sahih-i müslim’deki rivayette ise (“cihâd”, 46) esir alındığı belirtilmiş ama öldürüldüğü belirtilmemiş.

bir diğer rivayette ise ebu bekir hiç ortalıkta yok ve zeyd, kays bin muhassir’e emrediyor ve kadıncağızı kays öldürüyor.

bir başka rivayette ise (beyhakî ve dârekutnî'nin rivayeti); ümmü kırfe müslüman oluyor, sonra dinden dönerek mürted hâline geliyor ve ebu bekir, ümmü kırfe’ye tevbe teklifinde bulunuyor. tevbe etmeyen ümmü kırfe ebu bekir tarafından öldürülüyor.

ancak asıl bomba olan bir rivayete göre ise bizzat zeyd bin harise tarafından kadının bir bacağını bir deveye, diğer bacağını diğer deveye bağlayıp develeri ayrı yöne koşturarak ihtiyar kadını ortadan ikiye ayırmak suretiyle katledilmiştir. ardından kesik başı medine’ye götürülmüş ve medine sokaklarında sergilenmiştir.

evet yanlış okumadınız. kadının her iki bacağı farklı bir deveye bağlanıyor ve develer ters yöne koşturulunca kadın ortadan ikiye kopuyor.

nasıl insanlık dışı bir öldürme yöntemi olduğunu idrak etmek için lütfen 5-6 kez okuyun.

böylesine vahşice bir şeyin, alemlerin rabbi olan allah veya onun resülu veya onun muhteşem sahabeleri tarafından yapılmış olamayacağı çok açıktır. böyle bir barbarlığı yapsa yapsa tahammülsüz, öfkeden çıldırmış hâlde bir ortaçağ arabı yapabilir. bir ışid militanı yapsa yine sırıtmaz. insanı ortadan ikiye ayırmak, sonra kesik başı şehrin sokaklarında sergilemek... düşündükçe yemin ederim midem bulanıyor, başım dönüyor. (sorularla islamiyet sitesi bu hadise zayıf demiş, hatta uydurulduğunu iddia etmiş. oysa bu rivayet pek çok yerde mevcut.)

1) beni kurayza kabilesinin uğradığı katliam... 2) ümmü kırfe'nin ortadan ikiye ayrılarak öldürülmesi... şu iki olay beni islâm’dan uzaklaştıran şeylerin başında geliyor. gerçek bir dinde böylesine derin bir vahştin yeri olamaz diyorum kendi kendime.

twitter’daki @aklingozu’nün bir tweet’ine göre “muhammed karını elinden aldı. bir kadına sahip çıkamadın” dediği için (bkz: muhammed'in evlatlığının eşi ile evlenmesi) zeyd tarafından böyle korkunç bir şekilde öldürülmüştür.

ümmü kırfe tam olarak böyle bir cümle kurmuş mudur, bu cümlenin kaynağı nedir bilemiyorum. ancak demiş olması mantıklı görünüyor. yoksa zeyd, daha basit bir yöntem seçebilirdi kadını infaz etmek için. kafasını kılıçla kesebilirdi, vücuduna kılıç saplayabilirdi vs... niye daha önce hiç duymadığımız korkunç bir işkenceyi uyguluyor acaba? ancak ve ancak öfkeden çıldıran, duyduğu lâfları gururuna yediremeyen bir insanın yapacağı bir iş gibi duruyor bu olay.

7. yüzyıl arapları için evlâtlığının eşiyle (yani geliniyle) evlenmek en hafif tabirle ‘tuhaf’ bir olaydır. günümüzde bile tuhaf zaten ama konuyu dağıtmayalım... yani böylesine sıradışı, o dönemin ahlâk anlayışına aykırı bir olay yaşanınca, ümmü kırfe’nin zeyd’e bu konuda lâf atması, bu konu üzerinden hakaret etmesi vs. kuvvetle muhtemel görünüyor. zeyd ancak ve ancak bu konuda kendisine ağır bir lâf dokundurulduysa, erkeklik gururuna yediremeyip böylesine korkunç bir işkenceyi uygulamıştır...

bu arada bu sefer öncesini aktaran bir başka hadisi inceleyelim. hadisi kısaltarak aşağıya koyuyorum:

--- spoiler ---
hz. muhammed, hicretin sekizinci yılı şaban ayında, ebu katade’yi on beş kişilik askeri birliğin başında beni gatafan kabilesinin üzerine gönderdi. gönderirken onlara: “geceleri yürüyünüz. gündüzleri gizleniniz. dağınık düzenle dört taraftan kuşatarak gatafanlılar’a birden baskın yapınız. kadınları ve çocukları öldürmeyiniz” buyurdu.
--- spoiler ---

görüldüğü gibi, muhammed “kadınları öldürmeyiniz” buyuruyor. oysa zeyd, kadını ortadan ikiye ayırıyor. bir kısım müslüman, “ümmü kırfe hak etmiştir” diiye düşünecektir otomatikman...

eğer ümmü kırfe bu muameleyi hak ettiyse, o hâlde muhammed yanlış bir emir verdi sonucu çıkıyor.

yok eğer muhammed doğru bir emir verdiyse, o zaman zeyd, ihtiyar bir kadını işkenceyle öldürerek katil olmuştur ve günahkârdır sonucu çıkıyor.

yani özetle bu ne perhiz bu ne lahana turşusu?

kadının öldürülmesinden sonra, zeyd medine’ye ulaşıyor ve muhammed’in evine gidiyor. olayın devamındaki absürdlüğü aişe anamızdan dinleyelim:

--- spoiler ---
“zeyd b. hârise seferden döndüğünde, rasûlullah evimdeydi. zeyd geldi ve kapıyı çaldı. rasûlullah elbiselerini sürükleyerek onu karşıladı. rasûlullah (üst tarafı) çıplaktı. bu olaydan önce onun böyle çıplak olarak birini karşıladığını görmemiştim. nihayet zeyd’i kucakladı ve öptü. sonra ona bazı sorular sordu. zeyd de, allah’ın kendilerine ihsan ettiği zaferi, rasûlullah’a haber verdi.”
--- spoiler ---

özetle, muhammed o kadar seviniyor ki üstünü bile giymeden zeyd’i tebrik edip sarılıyor vs. bir kadının ortadan iyiye ayrılarak öldürülmesi çok mu hayırlı, sevinilesi bir iş? sorularla islamiyet sitesi gibi hadis reddi mi yapacaksınız? aişe anamız yalan mı söylüyor?

kendisinin katledilmesinden sonra beni fezare’nin yeni lideri uyeyne bin hısn olmuştur. fezare kabilesi 631 yılında müslümanlığı kabul ettiğini beyan etse de muhammed’in ölümünün ardından uyeyne’nin kararıyla tekrar dinden çıkmışlar ve tuleyha bin uveylid’e katılmışlardır. tuleyha yenilince, mecburen kılıç zoruyla tekrardan müslüman olmuşlardır.

beni fezare kabilesi büyük ihtimalle katliama uğradığı için veya bölgeden sürüldüğü için olsa gerek, vadil kura’daki topraklar, uzunca bir süre boyunca hayber ve çevresindeki yahudilere devredildiği aktarılmıştır. (çok tuhaf lâkin bir yandan muhammed, beni kureyza yahudilerini katlediyor, diğer medineli yahudileri sürgün ediyor, hayber’deki yahudilerin kalesini kuşatıyor ama sonra yine yahudilere arazi veriyor. cizye alabilmek için herhalde. tıpkı bizim rte’nin suriyelilere toprak vermesi gibi)

bu arada ümmü kırfe’nin, o dönemin diğer kadınlarında olduğu gibi güçlü bir şiir ve mersiye söyleme yeteneği varmış. ee tabii kabilesindeki pek çok akrabası müslümanlar tarafından cihat anlayışı gereği öldürüldüğü için kadın da bu acıyla bol bol ağıt yakmış olmalı... ah zavallı ümmü kırfe nine...

islam öncesi dönemde kadınların hiçbir hakkı olmadığını, kadınların mal gibi alınıp satıldığı iddia edilir. oysa ki, bizzat islâmî kaynaklara göre o dönemde kadınlar toplumda son derece güçlüymüş. ümmü kırfe gibi kabile lideri olarak seçilebiliyorlar, ticaret yapabiliyorlar (bkz: hatice bint hüveylid), siyasi evlilik dahi kurabiliyorlarmış (bkz: hind bint utbe).

bu kadının 7. yüzyıl arabistan’ındaki hayatı ve öldürülürken maruz kaldığı korkunç muamele bile islâm’ın evrensel bir din değil, yerel bir din olduğunun kanıtı niteliğinde.

tabii böyle olaylar din kültürü ve ahlâk bilgisi kitaplarında yer almıyor. çünkü yer alsa, çoğu insan düşünecek “yahu benim iman ettiğim merhameti sonsuz allah ve merhametli peygamberim böyle bir emir verebilir mi?” diye. ateist insanların rahatça tartışmalar yaptığı ekşi sözlük’te bile başlığı hiç açılmamış.

ama tarih böyledir işte. araştırınca, okuyunca islâm tarihinin hiç de bize anlatıldığı gibi toz pembe olmadığını görüyoruz. 70-80 yaşında zavallı bir kadıncağızı iki deveye bağlayarak ortadan ikiye ayırmak 1400 yıl boyunca bütün müslümanlara mantıklı gelmiş olabilir ancak bana tamamen akıl-mantık dışı geldi ve biraz daha ateizm’e yaklaştırdı.

bu arada bu kadının adını ben de ilk defa aklingozu’nden duymuştum. aklingozu’nun dediği gibi, ey ümmü kırfe, sana selam olsun! unutulmadın, unutulmayacaksın. dünya döndükçe biz de senin trajik hikâyeni insanlara aktarmaya devam edeceğiz.

edit: beni kurayza kabilesinden özür diliyorum başlığındaki gibi ben de ümmü kırfe’den ve beni fezare kabilesinden özür diliyorum.

kaynaklar:
http://dergipark.gov.tr/…wnload/article-file/117805

http://isamveri.org/…18_56/2018_56_erkocaaslanr.pdf

http://web.archive.org/…fezarilere_gonderilmesi.htm

https://www.islaminida.com/…/index.php?topic=8495.0

http://bit.ly/2g8uwvd

https://islamansiklopedisi.org.tr/zeyd-b-harise

https://islamansiklopedisi.org.tr/…zare-beni-fezare

https://islamansiklopedisi.org.tr/gabe-gazvesi

https://islamansiklopedisi.org.tr/…fan-beni-gatafan

https://islamansiklopedisi.org.tr/vadilkura

http://www.vesiletunnecat.com/…-iftiranincezasi.htm

devamını okuyayım »