the best is yet to come

  • 1915
  • 0
  • 0
  • 0
  • 4 yıl önce

57. alay

şehitlikteki "dünya askerlik tarihinin en kahraman birliği 57. alay" başlıklı yazıdan alıntı yapacak olursak:

"18 mart 1915 deniz zaferimiz sonucunda ortaya çıkan bozgun, itilaf devletlerini, karadan destek almaksızın yalnız donanma ile boğazın geçilemeyeceğini gösterdiğinden, karaya çıkarma kuvveti hazırlamaya sevk etti.

25 nisan 1915 günü sabaha karşı avustralya ve yeni zelanda askerlerinden oluşan kolordu, arıburnu'na çıktı. sarp yamaçlara doğru ilerleme kaydeden düşman kuvvetleri hiç ummadığı bir anda 261 rakımlı tepede 5. ordu ihtiyat tümeni kumandanı yarbay mustafa kemal ve bir grup askerin sarsılmaz direnişiyle karşılaştı. mustafa kemal herhangi bir emir almadığı halde 57. alayı bir dağ bataryası ile takviye ederek karşı taarruz için arıburnu'na sevk etti.

olayın geri kalan bölümünü bizzat mustafa kemal'den dinleyelim:

bu esnada conkbayırı'nın cenubundaki 261 rakımlı tepeden sahilin tarassut ve teminine memuren oralarda bulunan bir müfreze efradının conkbayırı'na doğru koşmakta, kaçmakta olduğunu gördüm. size şu muhavereyi aynen okuyacağım! bizzat bu efradın önüne çıkarak:
- niçin kaçıyorsunuz? dedim.
- efendim düşman! dediler.
- nerede?
- işte, diye 261 rakımlı tepeyi gösterdiler.

filhakika düşmanın bir avcı hattı 261 rakımlı tepeye yaklaşmış ve kemali serbestiyle ileri doğru yürüyordu. şimdi vaziyeti düşünün: ben kuvvetlerimi bırakmışım. efrat on dakika istirahat etsin diye...düşman da bu tepeye gelmiş...demek ki düşman bana benim askerlerimden daha yakın! ve düşman, benim bulunduğum yere gelse kuvvetlerim pek fena bir vaziyette ducar olacaktı. o zaman artık bunu bilmiyorum. bir muhakeme-i mantıkiye midir yoksa sevk-i tabii ile midir bilmiyorum.

kaçan efrada:
- düşmandan kaçılmaz, dedim.
- cephanemiz kalmadı, dediler.
- cephaneniz yoksa süngünüz var, dedim.

ve bağırarak bunlara süngü taktırdım, yere yatırdım. aynı zamanda conkbayırı'na doğru ilerlemekte olan piyade alayı ile cebel bataryasının yetişebilen efradının "marş marş"la benim bulunduğum yere gelmeleri için yanımdaki emir zabitini geriye saldırdım. bu efrat süngü takıp yere yatınca düşman efradı da yere yattı. kazandığımız an bu andır.

bir koca muhaberenin ufacık bir lahzeye bağlı olduğunu, hatta bir memleket hayatının fena kullanılmış bir an yüzünden tehlikeye düşebileceğini, burada olduğu gibi iyi kullanılmış bir anın ise bir muharebenin ve bir vatanın mukadderatını iyileştireceğini o dakikayı görür gibi canlanmış bir ifade ile duymak insanın tüylerini ürpertiyordu!"

devamını okuyayım »
04.01.2005 19:02