the great pretender

  • 339
  • 0
  • 0
  • 0
  • 2 yıl önce

fenerbahçe cumhuriyeti

taraftarca verilmiş bir unvan görünümünde olup, aslında fenerbahçe’nin türk siyasi ve spor tarihindeki teşkil ettiği yer itibariyle kendiliğinden kazandığı bir unvandır.

kurulduğu günden bugüne, gerek türk spor tarihinde gerekse siyasi alanda türkiye’de ve avrupa’da çok kez adından söz ettirmiştir fenerbahçe. bu nedenle “fenerbahçe cumhuriyeti”dir.

1900’lerin başında sadrazamlarca futbolun yasaklanması ve büyük bir suç olarak nitelendirildiği vakte tekabül eder fenerbahçe’nin kurulması. o dönemlerde ii. abdülhamit’in gözde komiseri zaptiye celal ne sultanili gençlere ne de kadıköylü gençlere nefes aldırmıyordu. her türlü cemiyet yasak, üç kişinin bir araya gelmesi bile yasaktı. abdülhamit’in bu emrini harfiyen yerine getiren zaptiye celal ne mekteb’i sultani’nin bahçesinde ne de mahmut baba türbesinde top koşturmak isteyen gençlere göz açtırıyordu. fakat, kadıköy rumları ve ingiliz denizcilerine pek sözü geçmiyordu zaptiye celal’in. bu nedenle kurulan ilk türk futbol kulübü ingiliz markasını taşıyacaktı. kulübün adı “black stocking football club”, yani “siyah çoraplılar futbol kulübü” olacaktı. futbolcuları ise kendilerine ingiliz isimleri takan kadıköylü gençlerdi. fakat siyah çoraplılar’ın ömrü kısa sürdü. iki ay içinde zaptiye celal durumun farkına varıp kulübü kapattı.

bu dönemlerde ülkede insanlar yeni yeni yaygınlaşmakta olan futbola iyice merak sarmıştı ve daha çok futbol müsabakası izlemek istiyorlardı. haliyle bunun için yeni futbol takımlarına ihtiyaç vardı. bu nedenle, zamanla illegal yollarla kurulmuş futbol takımları türemeye başladı ama çoğu tutunamadı. tam bu dönemlerde mektebi sultaniye takımı olan galatasaray kurulmuştu. fakat faal bir kulüp değildi galatasaray o dönemlerde. bir lig oluşturulmak isteniyordu fakat ne buna müsaade vardı ne de bunun için yeterli takım.

ikinci meşrutiyet’in ayak sesleri duyulunca, artık halk çocukları da zamanın geldiğini anlayacaktı. kadıköy’ün gençleri de artık pekala bir kulüp kurabilirler ve kimsenin de gölgesine ihtiyaç duymadan bunu başarabilirlerdi. bu nedenle fenerbahçe kuruluşunda “halk takımı” olarak ortaya çıksa da kısa sürede gerçeği kavrayacak ve kulübün başkanlığına şehzadeleri, nazırları getirmekte hiç tereddüt etmeyecekti. çünkü bu işlerin yürümesi ancak iktidar sahipleriyle mümkündü.

kadıköylü gençler, st. joseph lisesi mezunlarından nurizade ziya bey, okuldan arkadaşı osmanlı bankası memurlarından ayetullah bey ile bahriye öğrencisi necip okaner, 1907 yılının bir ilkbahar akşamı kuşdilinde izledikleri bir maçtan sonra necip bey’in moda’daki evinde toplanırlar. artık yıllardır hayalini kurdukları futbol kulübünü kurma zamanı gelmişti kendilerince. konu gündeme geldi ve ziya bey “eğer kulüp kurulacaksa, parayı ben veririm” diyordu. hemen orda karara varıyorlardı. kulübün adı fenerbahçe olacak, simgesi fenerbahçe burnu’ndaki fenerden esinlenecek ve sarı-beyaz renklerle mücadele edecekti. kulübü kuran üç genç arkadaşlarını çağırarak takımın kadrosunu oluşturuyordu. artık fenerbahçe de liglerde mücadele edebilecekti.

fenerbahçe kurulur kurulmaz kısa sürede bir araya getirdiği on biriyle ilk maçını ingilizlerin moda takımı ile yapıyor ve 2-0 kazanıyordu.

takım yavaş yavaş sahalara ısınmaya başladığında ilk resmi uyarıyı alıyordu. yıldız sarayı’ndaki rahatsızlık “ışık saçan fener”le ilgiliydi. ne demekti “ışık saçmak”?.. işık saçarak halkın bilinçlendirilmesi mi söz konusuydu yoksa? fenerbahçe bu uyarıyı derhal kavrıyor ve bugünlere dek uzanacak siyasal iktidar ilişkilerinde ilk işareti alıyordu. iktidar sahiplerinden uzak düşmek, takımın ya da kulübün başını her zaman derde sokabilirdi. çünkü bir “halk takımı” olarak kurulmuştu ve iktidara hiçbir şekilde dayanmamıştı. ama, iktidara dayanmadan bu işler çok güçtü. işte fenerbahçe’nin bir <<cumhuriyet>> olma yolundaki en önemli hamlesi buydu belki de. ilk dönemlerinden itibaren devletin başındakilere karşı nasıl bir tutum içinde olması gerektiğini iyi bildi ve bu dengeyi iyi sağladı.

uzun uğraşlar sonucunda, fenerbahçe spor kulübü kendini her şekilde kabul ettirmiştir. tabi bu süreçte büyük maddi engelleri aşmak zorunda kalmışlardır, hatta bu nedenlerden dolayı bir dönem üsküdarlı gençlerle birleşmişlerdir. ama en sonunda yine “fenerbahçe” vardı.

*********************************************************

işgal kuvvetleri komutanı general harrington işgal kuvvetleri’ne kesin emrini veriyordu:

<<fenerbahçe’yi yeneceksiniz!..>>

30 ekim 1918’de imzalanan mondros anlaşmasıyla osmanlı imparatorluğu silahları bırakıyor, bundan iki hafta sonra 13 kasım’da ellibeş parçadan oluşan fransız, ingiliz, italyan ve yunan donanması istanbul’a giriyordu.

bundan onbir gün sonra, 24 kasım 1918 günü oynanan fenerbahçe-fransız işgal kuvvetleri karşılaşması, sanki mondros mütarekesi’nin bir rövanşı gibiydi. fenerbahçe ilk kez işgal kuvvetleri takımına karşı oynuyordu ve böylelikle yaklaşık beş yıl süren bir serüvene adım atıyordu.

maç öncesinde, fenerbahçe tam olarak nasıl oynamak istediğine karar verememiş gibiydi. fenerbahçe, fransız subayın hakemliğindeki maçta ilk golü yedikten sonra kendine geliyor ve ardından üç gol atarak sahadan 3-1 galip ayrılıyordu. işgal kuvvetleri’ne kazanılan ilk zaferdi bu. belki de birkaç yıl sonra başlayacak olan kurtuluş savaşı’nın, kimsenin fark etmediği ilk aleviydi.

ama işgal kuvvetleri bu yenilgiye mim koymuştu. çok da hazsız sayılmazdı. aradan birbuçuk yıl kadar geçecek ve işgal kuvvetleri 1920 haziran’ında fenerbahçe kulüp binası’nı basacaktı. anadolu ihtilali başlamış, istanbul’dan anadolu’ya silah ve cephane sevkiyatı hızlanmıştı. o yıllarda kuşdili çayırı’nda bulunan kulüp binasından anadolu’ya bol miktarda silah ve cephane kaçırılıyordu. fenerbahçe, kurtuluş savaşı’nda hem sahada, hem saha dışında önemli bir rol oynuyordu. haliyle durumdan rahatsız olan işgal kuvvetleri’nce fenerbahçe’nin adı türkiye’yle birlikte anılıyordu. fenerbahçe kulübü’nü basan işgal kuvvetleri kulübün genel kaptanı ömer nazım’a kararını bildiriyordu:

1 – fenerbahçe spor kulübü, ittihat ve terakki fırkası’nın bir şubesidir. kulüp siyasi faaliyet için bir maskedir.

2 – fenerbahçe, müttefik kuvvetlerine karşı düşmanca duygular beslemekte, bunu her fırsatta dile getirmektedir.

3 – kulüp anadolu’daki asi kuvvetlere silah ve cephane göndermektedir.

üç maddelik ültimatomun ardından sonuca geliniyordu:

<<fenerbahçe kapatılmıştır!>>

fenerbahçe cumhuriyeti, kurtuluş savaşı’nda cepheye cephane sevkiyatı yaptığı için ve türk ordularına moral kaynağı olduğu için işgal kuvvetleri tarafından kapatılmıştı ve 70 gün kapalı kaldı. tabi bu süre içerisinde saha dışı faaliyetlerine devam etti.

*********************************************************

bir gurur ve moral kaynaği olarak fenerbahçe

fenerbahçe, kurtuluş savaşı sonrası ingilizlerle, yunanlarla ve fransızlarla birçok maç yaptı. her seferinde, zor şartlarda aldığı galibiyetler türk halkına gurur, cephedeki askerlerimize moral kaynağı oluyordu.

ingilizler durumdan pek hoşnut değildi. ingiliz komutanı harrington, adına düzenlenen bir kupa için türk takımlarıyla bir maç yapmak istedi. 1923 haziran başlarında beyoğlu’nda yayınlanan yabancı bir gazetede bir ilan yer aldı:

“ingiliz karması türk kulüplerine meydan okuyor. maçın galibi başkomutanın adını taşıyan kupaya sahip olacaktır. türk takımları istediği gibi takviye alabilir ve maça öyle çıkabilir.”

ilanı okuyan nasuhi baydar, tevfik taşçı ve galip kulaksızoğlu işgal kuvvetleri komutanlığı’na gönderdiği mektupta, fenerbahçe spor kulübü’nün türk kulüplerini temsilen karşılaşmaya çıkacağını belirtiyordu.

bir önceki sezon fenerbahçe gol yemeden 58 gol atarak şampiyon olmuştu ve bu nedenle türkler fenerbahçe’ye fazlasıyla güveniyorlardı. fakat rakip takım aylardır bu maça hazırlanmakta olan, britanya’nın en kaliteli oyuncularından oluşan toplama bir takımdı. ingilizler, bu maça aylardır bir savaşa hazırlanır gibi hazırlanıyordu.

taksim stadı’nda maç başladığında türk halkı fenerbahçe’den mutlak galibiyet bekliyordu. çünkü bu yalnızca saha içi bir maç değildi. ingilizlerin gurur meselesi yaptığı bu maç, türkler için de önemliydi. çünkü o dönem milli mücadelede morale çok ihtiyaç duyuluyordu.

maçın ilk yarısında fenerbahçe 0-1 yenik duruma düşüyor ve ilk yarı bu skorla bitiyordu. bir sezondur gol yemeyen fenerbahçe maçın 10. dakikasında yenik duruma düşüyordu. devre arasında futbolcular soyunma odasına girdiklerinde, ağır bir hava esiyordu. bir yandan gözlerinden yaş akıyor, bir yandan da sinirden titriyordu onbir futbolcu. tevfik bey tek bir cümle söylüyordu:
“türklük bugün sizden galibiyet bekliyor.”

ikinci devre başlıyor ve fenerbahçe zeki’nin ayağından 2 gol buluyor ve maçı 2-1 önde bitiriyordu. komutan harrington kendi adına düzenlenen kupayı kendi elleriyle fenerbahçe kaptanı zeki rıza sporel’e verirken sinirden elleri titriyor, pera yıllardan beri ilk kez gece yarılarına kadar türklerin coşkusuyla inliyordu...

......................

devamını okuyayım »