the lodger

  • 320
  • 138
  • 17
  • 0
  • dün

kaybedilen anneye not

yaşamak zor meziyetti doğrusu. bunu önceden bilseydim, şüphesiz daha sıkı tutardım ipleri elimde. avuç içlerimin paramparça oluşuna aldırmaksızın sarılırdım dört koldan. fakat hayat… ya o koparınca ipleri anne…

“artık dayanamıyorum”, derdin hastalığının son evresinde. gençtin. güzeldin de üstelik. hayatım aşklarda geçti uzunca bir süre. sevdanın telaşı tatlıydı açıkçası. çünkü “ aşk güzel ediyordu her şeyi”. oysa geçiciydi güzellik. sevgi ölümsüz olabilirdi bir tek, senin sevgin. tanrı’nın kutsallığına olan inancımıda kaybettim çoktan. ve çetrefilli yollar annecim, pusulan olmadan asla doğru yolu bulamayacağım yollar… dolambaçlı hissiyatlar, karmaşık duygular bu yerküre üzerinde pek tahammül edilesi şeyler değildi. hele kuvvetli ve sade özlemler, bitmek bilmeyen baharlar ve hayatla giriştiğim her kavganın sonunda sımsıkıya bağlandığım “seni seviyorum oğlum”ların, imkânlı şeyler bile değildi çoktan. hiç yoktan umut biraz. o da kirlenmiş olmalıydı sözde temiz ellerde. ve dillerde kalan, eski bir huzur kırıntısıydı ancak.

sensizlik annecim ya yarım yamalak, ya yarı yarıya yaralı…

hayatın en okkalı şamarını yiyeli tam 5 yıl olacak acısını bugün gibi kalbimde hissettiğim sensiz geçen kocaman bir 5 yıl. haylazlığımdan sürekli şikayetçi olduğun ben, bölümünü birincilikle bitirmiş yüksek lisans savunmasına girmek için günler sayan bir ben’e evrileli tam 5 yıl olacak. yapabildiğim her şeyi sana borçluyum.

annelerinize sarılın, öpün, koklayın, gülümsemesine bakın, bir gün bunları yapmak için hayal gücünüzü zorlamadan, yastığınızı öpüp koklamadan, ve 'nolur onu bu gece rüyamda göreyim' diye varlığını kabullenemediğiniz tanrı’ya dua etmeye başlamadan bunu yapın. benden sevgili suserlara anneler günü tavsiyesi.

yıllar geçtikçe hortlamasından en üzüntü duyacağım başlık bu, hayatın en okkalı şamarını yememeniz dileğiyle.

devamını okuyayım »