the march of the white queen 2

  • 53
  • 0
  • 0
  • 0
  • 3 ay önce

debussy preludler i

claude debussy'nin solo piyano için bestelediği eserler içindeki başyapıtı diyebilceğimiz kitapçık. gerçekten de piyanoda hatta müzikteki empresyonizm yani izlenimciliğin tepe noktalarından biri.

debussy'yi sevsem de uzun bir süre uzuk durduğum prelüdlerdi, fakat debussy'nin yakın dostu olan ve debussy'nin de bir şeyler öğrettiği alfred cortot'dan dinledikten sonra müptelası oldum; soğuk ve metodik gibi görünse de hiç de öyle olmayan güzel prelüdlerin ilk ve bence en güzel kitapçığıdır. biraz fransız entelektüel soğukluğu olduğu aşikar *, ilk dinleyişte kolay kolay tavlamaz dinleyiciyi bu yüzden. ama dinleyip anladıktan sonra ne derece büyük bir deha ürünü olduğunu anlaşılıyor.

debussy genel itibariyle besteleri üzerinde uzun bir süre durup besteleyen bir besteci olsa da bu prelüdleri 1 - 2 ay gibi kısa sürede bestelenmiştir. keza diğer kitapçık da böyledir. bunun sebebi olarak debussy bu prelüdleri anlık hissiyata dayanarak yazması olarak gösterebilirim kendimce.

her prelüde bir başlık, isim verilmiştir. bu dinleyicide bir görüntü ve imge yaratmak amacı güdülerek debussy tarafından yapılmış harekettir, fakat bu başlıklar kitabın sonunda yer alır, ilk önce dinlemek, daha sonra da isimlere bakmak daha iyi olur, ben de şahsen böyle yaptım ve debussy'nin izlenimci müziğindeki başarısını taktir ettim *. başlıklar rastgele konmamıştır tabii, sanırım debussy'nin anlattığı veyahut etikilenip bestelediği şeylerin özetlenmiş ya da çağrıştaracak şeylerin isimleri. çoğu prelüdün ismini bile bilmeden neyi anlattığı az çok kestirebiliniyor, şahsen ben des pas sur la neige (kar üstünde ayak izleri) ve ce qu'a vu le vent d'ouest (batı rüzgarının gördüğü) prelüdlerinde anlatılan şeyi az çok kestirmiştim, des pas sur la neige'de kar, soğukluk ve yalnızlık çok güzel betimlenmiştir örneğin. ce qu'a vu le vent d'ouest de ise rüzgarın yıkıcı ve kasvetli gücünü hissetmiştim ismini bile bilmeden. diğerlerini tabii daha güzel kafamızda canlandırabilmemiz için isimlerini bilmek gerekiyor. bazı prelüdlerde inanılmaz güzel, tatlı melodiler var, fakat inanılmaz derecede kısa sürüyorlar. mesela les collines d'anacapri'deki (capri tepeleri) o müthiş dokunuş sadece 5 saniye sürüyor ama çok tatlı prelüd. son prelüd mistrels'de de benzer bir durum söz konusu, girişinin melodisi akıldan çıkmıyor. bu prelüdler anlaşıldıktan sonra güzel bir düşsel seyahat oluyor, insanın gözünde canlandırdığı resimlerle başka diyarlarda bulabiliyorsunuz kendinizi.

bu prelüdler birbirleriyle tonal ve hikayesel olarak bağlantılı olabildiği için sırası bozulmadan, nasıl listelendiyse öyle art arda çalınmalıdır. zira çoğu prelüd bir sonrakine belli göndermeler vardır. örneğin bu kitapçıktaki ilk üç prelüd tonal ve tabii ki atmofser olarak birbirleriyle bağlantılıdır, kardeşleri ayırmayalım, 1,2, 3, 4... nasıl gidiyorsa o şekilde dinleyelim, çalalım. tabii bu ayrıntı debussy prelüdleri için geçerli, aynı şey chopin prelüdlerinde olmaz mesela. bugün sırayla çalınsa da bu cortot'nun başının altından çıkmış bir şey, daha sonra diğer piyanistler de böyle yorumlamış. yoksa karışık da çalınabilinir.

prelüd ismi chopin prelüdlere övgü amacıyla koyulmuştur. debussy'nin kendisi söylemiş, sallamıyorum. ayrıca eğer iki kitabın toplam prelüd sayısına bakarsanız chopin prelüdler ile aynı sayıyı elde edersiniz, yani toplam 24 prelüd vardır ve tesadüf olduğunu düşünmüyorum. aynı şey rahmaninov prelüdlerinde ve skriyabin prelüdlerde de vuku bulmakta. sıkı bir chopin hayranı olan sergey rahmaninov ve aleksandr skriyabin'nin prelüdlerinin de toplamı 24 eder, aynı chopin'deki gibi. gerçi chopin'de prelüd isminden ve sayısı konusunda ilham aldığı kişi johann sebastian bach'ın das wohltemperierte klavier kitapçığıdır. pek bilinmese de chopin çok çok sıkı bach hayranıydı bunu da belirtelim. gerçi bach da 24 hususunda başka birisinden etkilenmişti sanırım, neyse, nerelere geldik lan: (bkz: 40 yapar)

eh, aklıma gelmişken bu prelüdler orkestralanmıştır da fakat şahsi görüşüme göre piyanodaki etkiyi yapmıyor. ama kitapçığın son prelüdü olan mistrels'in keman - piyanoya uyarlanmış hali oldukça güzel gibi geldi bana.

türkçe çevirilerine bakmak güzel olur anlamak için:
1- danseuses de delphes (delfi dansçıları)
2- voiles (yelkenler ya da peçe anlamına da gelmektedir, ne kast edildiği kesin olarak belirgin değil)
3- le vent dans la plaine (ovadaki rüzgar)
4- `les sons et les parfums tournent dans l'air du soir` (havada sesler kokular dolaşıyor, yeğin)
5- les collines d'anacapri (capri tepeleri)
6- des pas sur la neige (kar üstünde ayak izleri)
7- ce qu'a vu le vent d'ouest (batı rüzgarınının gördüğü)
8- la fille aux chaveux du lin (lepiska saçlı kız)
9- la serenade interrompue (aksak serenat)
10- la cathedrale engloutie (batık katedral)
11- la danse de puck (puck'ın dansı)
12- minstrels (aşıklar)

debussy piyanistlerin eserleri daha iyi anlamaları ve iyi çalabilmeleri için bazı notlar, komutlar koymuştur. mesela ce qu'a vu le vent d'ouest prelüdü için "fırtınalı ve canlı" diye ibare not düşmüş.

kayıt olarak debussy'nin çok yakın dostu da olan fransız piyanist alfred cortot'nun 1930 yılında yaptığı tam kaydı derim. debussy ile cortot, cortot henüz piyanistlikten çok orkestra şefliği ile uğraşırken 1900'lü yılların en başında tanışmışlar, dostlukları debussy 1918'de ölene kadar sürmüş, debussy öldüğü gün cortot, debussy'nin kızına childeren's corner süitini çalmış hatta. cortot debussy'den pedal kullanımı ve klavyeye yaklaşım konusunda bazı şeyler de öğrenmiş ve de bu prelüdleri bizzat debussy'den duymuştur. cortot'nun eserlere üflediği ruhu verebilen fazla piyanist yok. cortot bu kitapçığı 1949 yılında da tamamını kaydetmiş, 1937, 1943 gibi yıllarda da bazı prelüdleri kaydetmiş ama 1930 yılındaki kayıtlar daha bir güzeldir. cortot debussy'den ve chopin'in öğrencisinden öğrendiklerini çok güzel kullanmıştır bu prelüdlerde. gerek ton, gerek pedal, gerekse yaratılan tablo edası çizimleri çok başarılıdır. sipariş üzerine yapılmış bu kayıtlar, debussy ile cortot dostluğunu bilmeden önce dinlemiştim ve beni çok çarpmıştı açıkçası.
ayrıca debussy'nin piano roll'de yaptığı kayıtlar da vardır, 3 tane prelüdü kaydetmiştir, fakat her piyano rulo kaydı gibi kötüdürler, debussy'nin çalışının kötü birer taklidi gibidir. yoksa debussy çok önemli piyanisttir.

diğer çok önemli bir kayıtsa alman piyanist walter gieseking'in 1938 yılında yaptığı tam kaydıdır. yine inanılmaz bir dokunuş ve pedal kullanımı vardır. imge yaratma konusunda da benim için cortot'dan bir adım aşağıda da olsa çok başarılı.

marcelle meyer, samson françois, guiomar novaes, jacques fevrie, monique haas gibi önemli fransız piyanitler ve arturo benedetti michelangeli ile sviatoslav richter gibi büyük isimler bildiğim oldukça güzel tam kayıtlar yapmış isimler. ama cortot ve gieseking yorumlarını ayrı tutuyorum.

alfred cortot 1930 tam kaydı:
http://www.youtube.com/watch?v=5j1jamwerxk

devamını okuyayım »
22.03.2013 00:50