the march of the white queen 2

  • 29
  • 0
  • 0
  • 0
  • 2 ay önce

wolfgang amadeus mozart

"müziği icra edilirken mümkünse notaya bağlı kalınması ve gereksiz süslemelerden, nota ekleme çıkarmadan vs. kaçınılması gereken besteci." argumaninda temel bazi sorunlar vardir, en temel sorun ise mozart'in kendi eserlerini yorumlayis biciminin "yapilmamasi" gerektigi dusunulen her seyi icinde barindirmasidir.

mozart'in icinde yer aldigi klasik donemin -sahsen donem olayina cok itibar etmem, sandigimizdan daha esnek oldugunu dusunurum- one cikan belli basli ozellikleri vardir: kurallara baglilik, saflik, baroga gore daha basit bir anlayis vesaire. donemin yorumlama ozellikleri de romantiklere nazaran gunumuze cok daha yakin. ornegin, her ne kadar romantik zamanin en unlu isimlerinden biri olsa da, mental ve stil olarak tamamen klasisizm yonunde duran 1831 dogumlu efsane kemanci joseph joachim'in 1903 yilinda yaptigi kayitlara bakmak, klasik donem yorumculuk anlayisi hakkinda bize onemli bir veri olusturmaktadir. joachim, romantizmin dorugu bir zamanda yasamis ama romantik stilin karsisinda durup, klasisizmi savunmustur. joachim'in calisinda klasiklerin muzigi nasil caldigina, duyduguna, gordugune dair her seyi duyabiliriz; muthis bir berrakliga, safliga, soyluluga, derin bir bilgelige sahip bir calistir bu. daha somut bir acidan yaklasirsak, romantik kemancilar (gunumuze kaydi ulasan en onemli romantik kemanci eugene ysaye'dir) aksine joachim; minumum duzeyde rubato kullanir, notalara tamamiyle baglidir ve romantiklerin ortaya cikardigi vibratoyu da kullanmaz, bunun sonucunda ortaya klasik anlayisin istedigi muthis saflik cikar, asiriliga hic yer vermez. gunumuz yorumcularindan farkli olarak joachim daha fazla kisisellik icerir, daha derin ve daha aristokrattir.
klasik anlayisa sahip baska yorumcularda da benzer seyler tekrarlanmistir.

yapilan eski kayitlar ve bircok belge sayesinde klasik donemde nasil calindigina dair saglam bir izlenim edebiliyoruz. cok daha sade, notaya bagli. klasik donemin en meshur bestecisi ve yorumcularindan biri de olan wolfgang amadeus mozart'in da boyle calmasi ve calinmasi gerekir, degil mi? her sey uygun gorunuyor.

ancak, baslarda da dedigim bir durum soz konusu, donem anlayislari sanildigi kadar kati degil, aksine oldukca esnek. klasikler gibi suslemeden uzak, rubatodan kacinan, safliktan yana bir yorumcu degildi.

mozart, kendi eserlerini calarken romantiklerle ozdeslesmis olan rubatoya, en cok yer veren yorumculardan biri olmustur ornegin. hatta, kendisinin rubato anlayisi ve tarifi, bire bir fryderyk chopin'inkiyle ortusmektedir. ki chopin'in johann sebastian bach ile beraber en sevdigi bestecilerdendi mozart, tesadufi degil de bilincli etkilenme olmus dahi olabilir. yine de mozart ve chopin'in rubato anlayisi diger romantiklerden farkli olarak, asiriya kacmayan vaziyetteydi diyebiliriz.

susleme ve notaya bagli kalma konusuna gelince de; muhtemelen mozart kadar kendi eserlerini calarken susleme yapmis ve notalari degistirmis yorumcu/besteci daha yoktur. mozart'in gerek mektuplarinda gerekse o donemde mozart'in calisi hakkinda yazilmis olanlarda mozart'in her eserini asiri dogacladigi, surekli suslemeler yaptigi, ezigiyi surekli degistirdigi ve zenginlestirdigi gorulmektedir. susledigi sey de kandanslardan olusmuyordu bir tek, bastan sona kadar her seyi suslerdi.

mozart 1791 yilinda oldugu icin kendi calisini duymamiz veya bir ogrencisinin kaydini dinlememizin bir olanagi yoktur maalesef, 1820'den sonra dogmus bestecilerde bu imkan olmaktadir ama.
yine de, tarihte kaydina ulasabildigimiz isimlerden birinin mozart'in calisina oldukca yakin olabilcegini dusunuyorum ben: carl reinecke. reinecke 1824 dogumlu! yani reinecke dogdugu zaman mozart oleli henuz 33 sene olmus, ludwig van beethoven hayatta, franz liszt velet, johannes brahms daha dogmamis. reinecke besteciydi ama bundan ziyade suan deginme sebebimiz hem orkestra sefi olarak hem de piyanist olarak 19. yuzyilin en onemli birkac mozart yorumcusundan biri olarak gorulmesi. mozart ile direkt baglantili bir tarafi olmasa da, calis stili olarak mozart'in calisine en yakin isim oldugunu varsayabiliriz. mozart'in eserlerine yaklastigi sekilde yaklasmis, zamaninda onun ve onun calis stilinin en buyuk savunmacisi olmustur. mozart'in calisina atfedilen unsurlar (susleme, dogaclama vari calis, rubato, otantiklik) kendisinde de gorulmektedir. maalesef elimizde akustik bir kaydi yok, 1905 yilinda yapmis oldugu piano roll * kayitlari bukunmaktadir, her ne kadar akustik olmayan kayitlara mesafeli olsam da burada mozart'in karakteristik calis anlayisi duyuldugu icin kaynak verilebilinir diye dusunuyorum. yine de piyano rulolari ciddiye almayaniz, gercek calis degildir. buyrunuz: https://www.youtube.com/watch?v=c_elxjnmie8 .

bu gibi seylere dayanaraktan, eger mozart'a kendi muzigini suslu calmamasi, notaya bagli kalip calmasini soyleseydik, mozart'i mektuplarindan az biraz tanidigimiz icin bize komik ve argo bir cevabi yapistirircagini da bilirdik. her seye ragmen mozart'in yaptigi suslemeler isin sov yonunde olmadigi acik. gunumuz yorumcularin yaptigi suslemeler ile mozart anlayisi suslemenin pek de alakasi olacagini dusunmuyorum. ama yaratici bir yaklasim ile yapilmis mozartian suslemelerin -gunumuzde bunu becerebilecek birilerinin oldgunu pek sanmasam da- mozart'in muzige zarar verecegini dusunmuyorum, mozart da dusunmezdi herhalde.

devamını okuyayım »
02.08.2015 12:30