theboywithnoname

  • 98
  • 61
  • 12
  • 1
  • bugün

türk rock müziği

2004-2006 yılları ve biraz da 2007 sayılabilir sanırım en üretken ve gerek prodüksiyon gerek müzikal kalite olarak dünya çapında işlerin ortaya çıktığı yıllarıdır. böyle bir zirveden sonrasında aşağı yuvarlanması da kaçınılmazdı. zaten hali hazırda harika dönemlere denk geliyor bizim gibi müzikseverler için de. büyük grupları festivallerde üst üste ağırladığımız yıllar...

oldukça subjektif yorumum ve beğenime göre bu türün modern zamanlarına ait en iyi 5 albüm bu dönemlere denk geliyor. aşağıda bu döneme ait bazı güzellikleri hatırlatıp o albümlerden de bahsedicem. gerçekten hiç ilgimi çekmeyen baba türk gruplar da rock yaptılar bu dönemde onları atlıyorum alınma gücenme yok.

önce 2004'te mor ve ötesi dünya yalan söylüyor'u çıkardı. bu dönemi 2004'ten başlatırken miladımız da bu aslında. artık headliner'ların altında ezilmeyen, kendi başlarına da stadyumları, geniş alanları doldurabilecek tam olarak katıksız bir rock grubu ve rock albümü vardı elimizde.harun tekin'in artık oturmuş olan vokali, grubun yapmak istediği müziği, yakaladıkları özgürlük ve özgüvenle birlikte ortaya çıkarabilmesiyle cambaz, bir derdim var,sevda çiçeği,aşk içinde, gibi hepimizin genlerine kazınmış gibi ezbere bildiğimiz şarkılar ortaya çıktı**. 2006'da büyük düşler'le de kendi zirvelerine kaçak kat çıkıp yeni zirvelere yol açtılar bir bakıma.

yine 2004'te dünya yalan söylüyor'dan 3 ay sonra teoman bence bugüne kadar yapılmış en iyi türk rock albümünü çıkardı piyasaya;en güzel hikayem. tam ayarında karanlık, oldukça gürültülü, farklı enstrümanlardan da bolca faydalanılan ve tabii ki bir teoman eseri olduğu için de söz yazımının da üst seviyede ve bu sefer bütün sözlerin sadece ona ait olduğu bir albüm. ki bu albüm kimilerince hatta çoğunlukta o'nun en iyi albümü bile değil, hatta 2000'den sonra yaptığı her şey çöp ya neyse. güzel bir gün, duş, bugün, gökdelenler, parti, insanlar.. daha da sayabilirim. ve o da ne? o günlerden sonra sahnede sigara içen, alkol tüketen, bir somurtan, bir gülen, coşturan çığlıklar attıran, rockstar sözcüğünün içini tamamen dolduran biri var. sonrasında 2006'da renkli rüyalar oteli geldi. fasa fiso okuyanlar bilirler, en güzel hikayem'de şarkıları yapmak için kendi posasını çıkaran teoman, ve az önce anlattığım şekilde bir rockstar'a dönüşen teoman hafif kafayı da sesini de bozuyor, biraz daha olgun, biraz daha sakin, eski zamanlarından alıştığımız gibi romantik serseri şeklinde geri dönüyor bu albümle. ama biraz popülere oynuyor, artık oturttuğu formülünden ilerliyor.

redd 2005'te çıktı ortaya önce elli elli sonra 2006'da kirli suyunda parıltılar'la devam ettiler. biz o zamana kadar pek ayırt edemiyorduk bence alternatif rock nedir ne değildir, hani türkiye dışında o kadar farklı dallı budaklı bir şeydi ki ülkemizde nereye çekeceğimiz bilemedik. sayelerinde öğrendik. elli elli'yi geçiyorum. keyifli bir albüm olmasına rağmen kirli suyunda parıltılar'ın gölgesinden asla kurtulamaz. kirli suyunda parıltılar çok acayip bir albüm hatta canlı olarak stüdyoda tek seferde falan kaydetselermiş konser albümü diye kakalayabilirlermiş de. tam bir konser temposunda yeri geliyor yavaşlıyor yeri geliyor coşturuyor, cover falan da var* içinde.. konsere gidip gülmek mi istiyorsun? süper, dinle. ağlarsın tutamaz mıyız? ağla amk gönlünce. her şey dahil. duru ve hatipoğlu kardeşlerin birbirini en çok sevdiği zamanlar heralde.

yine 2005'te şebnem ferah da bir başyapıt sundu bize can kırıkları ve bu da benim içime oturdu aslında. ergen ve velet halimle artık karar veremiyorum, en güzel hikayem mi yoksa can kırıkları mı daha "rock". hatta şuan yine vazgeçtim türk rock müziğinin en iyi albümü budur. ilk şarkının okyanus olması nasıl bir hayvanlıktır?*. müthiş. kelimeler yetse..'de zirveye göz kırpmıştı ama artık tamamdı. şebnem ferah dinliyorum headbang yapmak istiyorum küçüğüm ama şişmanım allahtan ki pogolardan pogolara koşmaktan da korkmuyorum. şimdi çaktık abi okyanus'u ilk şarkı, sonra utanmadan bi de koyduk arkasına can kırıkları'nı. yetmiş olması gerekirdi. yetmemiş.. daha yavaş ama aynı gürültüde bir kalp kırıldığında ve delgeç'le devam ettik ama aldık ya gazı diyemiyoruz ki yeter şebnem parçaladın. neyse ki acımış da bu sarsıntılı yolculuğun sonuna doğru çakıl taşları'nı iliştirmiş. ha bi de son şarkı da hoşçakal. şaka gibi. zaten bu albümden sonra başladı bu senfonik orkestrayla rock yapma muhabbetleri. dediler heralde rockçılar nota falan çözdüler, ucundan da olsa müzik yapıyorlar yahu yürürüz biz de. 2007'de de albüme, dvd'ye döktüler işi.

tabii bu isimlerle birlikte hatta belki de daha önce birini daha anmak lazımdı biliyorum. festivaller falan da söz konusuyken hele duman vardı dimi. acil atatürk havalimanında rock'n coke yapılsın sosyal talebimi şuraya sıkıştırayım. şimdi belki alışman lazım kesinlikle bu başta bahsettiğim albümlerden biri ama bu döneme denk gelmiyor. bu döneme denk gelen albüm de seni kendime sakladım. ha bu iki albüm yer değiştirseydi ne olurdu? sanırım bir çoğumuzun kafalar aşırı yüklenmeden yanmıştı. o yüzden iyi ki böyle olmuş. of duman'ın da kasıp kavurduğu yıllar ya. hatta seyirciye söylesinler diye şarkı yazdıkları* zamanlar.

athena'nın kafayı eurovision'la meşgül ettiler bu dönem. hatırlarsınız bizim için namus meselesiydi artık. ama düşünün ki sertab erener 1. oluyor ve sonra kalkıp rock grubu yolluyoruz. eurovision'la birlikte 2004'te us albümü çıktı. for real tam olarak ilk dönem athena şarkılarına cuk diye uyan ingilizce söz yazılmış gibi duruyordu. diho falan güzeldi de ne bileyim ya yurtdışına açılma denemeleri yapıyordu zaten herkes çok da sarmamıştı. 2006'da ama arağını kopyasını geçtim, ep nedir bilmezdim öğrendim, it gibi de terledim, köpek'le, 5 karışla, ve özellikle o albümden favorim kayıpla.

2006'da "cenk ile erdem rockçı oldu" manşetleri altında kendi adını taşıyan ilk albüm'le malt da girdi hayatımıza. bakın bakın bakın size bir sır vereyim. bu albüm çıktı baya da tuttu aslında göreceli olarak. ama sonraki albümle birlikte grubu siz mahvettiniz ulan. adamlar mis gibi müzik yapıyorlardı ama siz sadece dinlediniz gitmediniz konserlerine 30-35 kişiye çaldırdınız herifleri almadınız yeni albümü halbuki bütün şarkıları da ezberlemiştiniz ilk albümde. aşkın gözü desem, deprem desem, portakal desem, gol desem, motor desem aklınıza hemen bir tane net tanım gelir ikinci sırada da malt'ın şarkıları gelir, gelmelidir.

yine 2006'da hayko cepkin'in sakin olmam lazım'ı, ve 2007'de tanışma bitti'si gelmiş. ben hayko'yu okan bayülgen'in programında* şarkından birazcık mırıldanır mısın ricası üzerine çığlık atmasıyla ve rock'n coke'taki kıyafetleri ve sahnesiyle tanıdım, o yüzden caka satmak istemiyorum burada onunla ilgili yoksa yalnız kalsın'dır, fırtınam'dır, ölüyorum'dur, ve tabii ki bertaraf etidir.. ve bunları evinde tek başına oturup yapması.. şaka gibi.

atomların harika dünyası... bunu heceleye heceleye söylemeyi çok seviyorum. evet abi ya 110 diye bi grup vardı n'oldu onlara? diyip hemen aradınız da şu an biliyorum. ben bu heriflerin dream tv'de yayınlanan konserlerini o zamanki teknolojiyle inputları output yapıp dvd'ye çekiyordum. hatta bir tanesini dream tv onlara vermiyor diye yollamıştım diye hatırlıyorum. yani fan clublarının adminlerine yolladım o da n'aptı bilmiyorum. ama alakasız bir şekilde bu olaylardan 10 yıl sonra üniversitedeki eski sevgilimle 200 ortak arkadaşımdan biri olarak gördüm herifi sosyal medyada, okuduysa falan selamlar olsun fotolarıma like atsın like a like çakalım. neyse saptım konudan. ne diyoduk? bi' 110 vardı. adamlar o zamanlar pek idrak edemediğimiz tarzda bir şeyler yapıp önümüze koydular ama biz onları nereye koyacağımızı bilemedik. belki daha katılardı ama bas baya halis muhlis fırtınayttı aslında yaptıkları. bitti mi, aramıza hoşgeldin, tuzak,önemsiz,özledim seni. benim favorim 2007'de çıkardıkları düştüm'dü.

ha unutmadan manga'nın ilk albümü manga+ da bu döneme denk geliyor. ben o zamanlar herkes gibi sadece linkin park-numb bildiğimden algida reklamı sanıyordum kliplerini ama mesela 110'un yapamadıklarını yapıp kalıcı oldular onlar.

son olarak değinmek istediğim 2 isim daha kaldı.

2007'de kreş zaman yok'u çıkardı. yerli ve milli franz ferdinand'ımız hayırlı olsundu. benim için yerleri çok ayrıdır. söz yazma konusunda çok mu iyi değillerdi yoksa "türkçe sözlü rock müzik yapılmaz"ın bahsettiği rock müziğin geleneksel tarafından uzak olduklarından dans-rock'a kaçtıklarından biraz amatör mü kaldılar bilmiyorum. hoş günümüzün müziğine çok uygundu sözleri belki de ilk gevşek sözlü müziğimizdi. tutmadı ama yıllar sonra gelecek olan bağımsız üçüncü yeniler akımına çok uygunlardı. yanlış zaman doğru insanlar.terli ve kirli, zaman yok,yarım kalan şarap, takım elbise suratlı adamlar, sahte sarışınkişisel bir intihar, ben hala seninim bir çırpıda aklıma gelenler.

kargo kendini bitirmişti ama son bir gol atayım dedi ateş ve su'yu çıkardı. sadece albüme adına veren şarkıyı bilirim küçük beyoğlu'na gitsek de çalsa.

unuttuğum birileri var. unuttuğum bir şeyler var. ah ama yazmaktan yoruldum. hatırladıkça eklerim hatırlatanlara da +rep veririm.

sonuç olarak mtv türkiye de geldi bu dönemin sonunda. keşke o lansman partisine geri dönebilsek.

devamını okuyayım »