thedarkkender

  • hırçın golcü (276)
  • 736
  • 65
  • 30
  • 1
  • bugün

oğuz atay'ın abartılmış bir yazar olması

başlık altında yazılmış tüm entryleri okudum. seveni - sevmeyeni bir çok şey söylemiş oğuz atay hakkında. edebiyat eğitimi almış biri olarak çeşitli noktaları belirtmek ve bu adamı yalnızca bir yazar olarak sevmekten fazlası kendi açımdan bir çeşit kahraman olarak gördüğüm için ben de bir kaç kelam etmek istiyorum. uzun ve sıkıcı bir yazı olmaz umuyorum.

oğuz atay bir yazar olarak, tüm kişisel özelliklerinden soyutlanmış bir değerlendirme ile düşünüldüğünde dahi abartılmış bir yazar değil, aksine gerçek değerini bile görememiş bir yazardır. neden böyledir?
edebi metinleri değerli kılan bir çok özellik(konu) (olay örgüsü) (kullanılan dil) vs, bu değerlendirmelerin yöntemi için de bir çok farklı teori bulunur(yapısalcı analiz) (pragmatik analiz) (tarihsel analiz) (gelenekçi analiz) gibi. bu özellik ve analiz yöntemleri aristoteles'den beri artarak süregelen tanımlar ile objektif ve evrensel anlamda bir edebi değerlendirme yapılabilmesi için kullanılır. iyi bir eleştirmenin herhangi bir değerlendirme yapabilmesi için bu tanım ve türleri biliyor ve metin içerisinde tanıyabiliyor olması öncelikli koşuludur.
şimdi bu ufak girişten sonra edebiyat açısından oğuz atay adlı yazarı değerlendirelim.

yazarın ilk kitabı roman türünde 734 sayfalık bir kitap olan tutunamayanlar. bu kitap, türk edebiyatının ilk postmodern roman örneği olarak kabul edilir. anlatı yönteminde ise büyük ölçüde bilinç-akışı tekniğine başvurulmuştur. dolayısıyla kitabın değerlendirmesini yapabilmek için en azından postmodernism bilinç akışı tekniği gibi kavramların biliniyor olması gerekir. burada kavramları açıklayarak daha uzatmayalım, meraklısı bu kavramları ve edebiyat alanında neden/nasıl kullandığına yönelik freud, bergson gibi edebiyat dışındaki uzmanların görüşlerini de bulup okuyabilir. yalnız bu kavramlar ile ilişkili ve dünya genelinde kabul görmüş değerdeki şu isimleri de ekleyelim.
(bkz: james joyce) (bkz: virginia woolf) (bkz: laurence sterne) (bkz: samuel beckett) (bkz: franz kafka) etc.

bu açıklamalara ilaveten, bir yazar olarak oğuz atay'ın büyük değerini gösterebilecek çok sayıda artı unsurları sıralamak da mümkün. halihazırda konu aldığımız ilk kitabından, benim en sevdiğim bazı kısımlarını kısaca inceleyelim mesela,

şarkılar bölümü : nesir olarak oluşturulan roman şeklindeki tutunamayanlar adlı eserin içinde geçen bir bölümdür. şarkılar olarak adlandırılan bu kısım şiir formundadır. romanın genel çatısına destek niteliğinde kendi içerisinde bir çok yazım oyunu barındırır. iki kısıma ayırabilecek şekilde, önce kafiye ve hece ölçüsünün kurallarını takip eder ve karakterin duygu durumunu yansıtarak ikinci kısımda serbest bir yöntem izler. edebi değerlendirme açısından oldukça başarılı olması bir yana okuyucu olarak benim takdirimi kat ve kat arttırdığını da belirtmeliyim.

uzun cümle : yazarın yeteneğini ortaya koyan ve gerçekten de takdire şayan bir bölümdür. olay kurgusunun bu bölümünde karakterin içinde bulunduğu ruh hali ve aceleyle söylemek istediği şeyleri, yazar tek bir cümleyle bizlere sunmuştur. yalnız bu cümle (kesin sayıyı hatırlayamamakla beraber) yaklaşık olarak 54 sayfa sürmüştür. hiç nokta kullanmadan bu denli uzun bir yazının anlam bütünlüğünü koruyabilen bir yazar. dünyanın neresine giderseniz gidin bunu yapabilecek biri her türden övgüyü hakedecektir kanımca.

kullanılan dil seçimi : kitap içerisinde sıklıkla" ikilemler" görülebilir. " arada kalmışlık" duygusunun tema halinde sunulduğu bir kurguda bu ikilikler önemli bir yer tutar. ana karakterin 2 farklı türdeki 2 farklı insan olması ile başlarken kitabın kullandığı dil de buna yöneliktir. hikaye bazen cumhuriyet döneminin getirdiği yeni kelimelerle anlatılırken, örgünün ilerleme sürecinde bir yandan da osmanlı nın bıraktığı daha eski dönemli kelimeler kullanılarak dil zenginliği kazanır.

aslında yazarın tüm eserlerini değerlendirmek istemiş olsam da yalnız tutunamayanlar üzerine konuşmak bile fazlasıyla uzun sürdü sanıyorum. bitirmeden önce son söz olarak şunu belirtmek istiyorum.

oğuz atay yetenekli bir yazardır. lakin oğuz atay, yazdığı karakterler değildir. bir yazar olarak beğenebiliriz onu ve/veya bir birey, bir insan olarak duruşunu takdir edebiliriz. yalnız bu iki durumun ayrımını gözetmenin önemli olduğunu düşünüyorum. yazarın da bir cümlesinde belirttiği gibi o bir kitap, bir roman karakteri değildir. onu, yalnızca kitaplarını okuyarak insani bir değerlendirmeye tabii tutmak, bu olumlu bir değerlendirme olsa dahi, yazara haksızlık etmek olacaktır bana göre.
bu yüzden de yazmış olduğu eserlerde kendine ait şeyler bulan okurlarına tüm sevgi ve saygılarımla nacizane ricamdır. oğuz hakkında yazılmış bir çok araştırma / inceleme ve biyografik bilgilerin bulunabileceği fazlasıyla kaynak mevcut. eğer yalnız kitaplarını seviyorsanız tamam lakin bu dünyada yaşamış ve ölmüş bu adam hakkında birşeylerin de takdir edilebilir olduğunu düşünüyorsanız o zaman lütfen sadece yazdığı şeyleri değil onun hakkında yazılmış şeyleri okuyun.

o halde.

ben buradayım ey okur. sen neredesin ?

devamını okuyayım »