theredviolin

  • azimli
  • mangal yürekli rişar (522)
  • 1129
  • 7
  • 3
  • 0
  • evvelsi gün

türkiye'de yaşamak

bugün minibüse bindim. en arkanın bir önünde, kapı tarafında oturuyorum.
şoförün arkasındaki koltukta iki tane küçük çocuk kendilerinden büyük sırt çantalarıyla oturuyorlar, sistemin onlara yüklediği bütün görevleri yerine getirmek üzere hayatlarını sürdürüyorlar.

"bir kurbağayı kaynar suya koyarsanız, kaçmak ister, çünkü yanıyordur; ama onu normal derecede suya atıp suyun sıcaklığını yavaş yavaş arttırırsanız kaçmak istemez, çünkü alışmıştır."

iki küçük çocuk; umut ışıklarımız, geleceğimiz, pişmanlıklarımız.

iki küçük kurbağa daha.

atıldıkları suda yüzmeye çalışıyorlar, gözlerindeki bütün mutlulukla.

derken bir anda kulağımda çalan imagine'ı bastıran bir ses duyuyorum:

"kalkın burdan! saygısızlar! saygı öğrenin! kalkın biz oturalım saygısızlar!"

iki küçük kurbağa ne olduğundan habersiz etrafına bakıyor, ikisi de kendilerinden büyük umutlarını taşıdıkları okul çantalarını sırtlarına giymeye yelteniyor. tutunacak can simidi bulamıyorlar. arkadan biri can simidi uzatıyor:

"durun çocuklar."

en fazla 30 yaşında olup hunharca bağıran adam elini kurbağalardan birinin kafasına vurmak suretiyle bağırıyor:

"kalk ulan saygısız!"

ne olduğunun idrakına o anda ne ben varabiliyorum ne de diğer kurbağalar.

masum güzel yüzleriyle onlar kalkarken minibüsü kullanan kurbağa, yabani'ye bağırıyor;

"o çocuklar kalktı; ama eğer sen oraya oturursan seni aşağı atarım."

boğazına bir öküz oturduğu her halinden belli olan yabani susuyor. küçük kurbağalardan gözlerini kaçırıyor. yaşlı ve hayattan her istediğin almayı başarmış olduğu belli olan dişi kurbağa çocukların yerine oturuyor, başlarını okşuyor.

bu ülke kocaman bir orman, kurbağası da var yabanisi de ama ortası yok.
bu ülkede ya iyisindir ya da kötü, ortası yok.

kendine batıracağın iğneleri özenle seç, çünkü batırdıktan sonra karşındakine batıracak çuvaldızı bulamayacaksın.

devamını okuyayım »
19.11.2014 17:47