threepoint

  • 1017
  • 1
  • 0
  • 0
  • 3 hafta önce

sıcak saatler

dizide oynayan tüm oyuncuların da izleyenlerin de çivisini çıkarmış, jargonlarını uslüplarını değiştirmiş dizi. bir kitap okudum hayatım değiştinin görsel versiyonuydu sanki. ama çok da güzeldi, hele ilk sezon tadından yenmezdi. ilk bölümünü belgesel izliyorum zannedip diziden habersiz izlemiştim. sonra karakterlerin özgünlüğü dikkatimi çekmişti, o zamanlar için özgündü, şimdiyse aşağı yukarı her dizide felsefe odaklı konuşan bir dolu karakter mevcut. ama heralde bu dizi bu konuda ilk olduğundan dolayı başka bir güzel gelmişti.

ilk sezon ceyhun emre sedat yalçın rekabetiyle geçilmişti ki bu rekabet çok eskilere dayanmaktaydı. çok güzel işlenmişti, kürşat alnıaçık gibi bir kötü adam o role cuk oturmuştu. ilk bölümden unutamadığım bir replik vardır; olay şöyle gelişmektedir. ceyhun buketi eski bir emektarlarının evine kaçırmıştır, sedat evi bulur, polisler de gelir ama sedat kendisini yem olarak ortaya atar. sonra ceyhun kaçmak için uygun bir zaman olduğunu düşünür ve sedat direksiyonda, buket ön koltukta ceyhun arkada arabaya binilir. sedat direksiyona kelepçelidir. her daim felsefi konuşan kahramanlarımızın bu yolculuğu da sinir harbi şeklinde geçmektedir. sonra sedat ıslık çalmaya başlar, o ünlü bir küçücük aslancık varmış şarkısını ezgilemektedir. sonra sözleriyle beraber söyler; buket de katılır ona ve ceyhun iyice sinirlenir. sedat orda nazım hikmetten alıntı yaparak unutamadığım repliğini zikreder: tavşan korktuğu için kaçmaz kaçtığı için korkar. frene var gücüyle asılır, ön koltuğa fırlayan ceyhun silahını düşürür arka kapıdan fırlar kaçar. sonra süper gazeteci sedat bir deniz fenerinde ceyhunu mıhlar. ceyhun vurulduktan sonra hatırlayamadığım çok güzel bir şarkı çalmaktadır.

2. sezon iclal aydının canlandırdığı melek karakterinin boktan adamların şirketine girmesiyle başlar. bu adamlar ormanları yok edecektir, yüksek yerlerde tandıkları vardır ama karşılarında da sedat gibi bir deli fişek gazeteci. şirketin veliahtı inceden meleğe yazmaktaydı, o kişiyi de sanırsam cenk sözeri canlandırmaktaydı, zaten şirketin sahibi babasını da kendi babası aykut sözeri oynuyordu. sedat bu işi de çözer, bakarlar kötü adamlar bu gazeteciyle uğraşılmaz, en iyisi biz bunun beynini sulandıralım derler ve hipnoz ederler. ilk bölümlerde anibal adlı bir karakter vardı, gizemli bir karakterdi, satranç oynardı sedatla, onu da çok özlediğimiz kamran usluer canlandırmıştı. ester diye bir hatundan bahsederdi hep, işte bu hipnozu da ester yapmıştı. ve en büyük şokumuz esteri şenay akay canlandırmıştı. esterin kardeşi kaptan karakterini ise mahallemizin en güzel abisi uğur polat oynamıştı. sedat bu cehennemden de bir şekilde kurtulmuştu, bu sefer de buket hastalanmış sedat bir kez daha yıkılmıştı. bir de fırlama baba-oğul rıfat-tekin hazal da sedatı senin yüzünden diye madara edince sedat buketten vahimk hale gelmişti. ayrıntıya girersem, sedat yolcu olmaktan kurtulunca buketle beraber tatile gitmeye karar verirler; yolda buket berdan mardini tadında senden yarım düzine çocuğum olsun istiyorum diyince sedatın içini kaplayan karartı ona ilk sapaktan u dönüşü yaptırmıştı. sedatın çocuğu olamazdı, 12 eylül döneminde gördüğü işkencelerden dolayı kısır kalmıştı. tatilden yolundan dönünce buketin hastalığı patlak vermişti ve o çılgın baba-oğul bu yüzden sedatı suçlamıştı. sonra dizi son yazıp bitmişti, bitmiş miydi, biz de bitti sanmıştık.

bir sonraki sezonun ara döneminde tekrar çekilmeye başlanmıştı, bu sefer sedatın yetiştirme yurdundan bir çocukluk arkadaşıydı kötü adam. çok da kötü sayılmazdı, çolaktı bir de bu ve çolaklığının sebebi sedattı. ölesine bir 20 bölüm filan çekildi ve dizi bu kez bitti. son bölümde heleşükür sedat ve buket evlenebilmişti.

bu dizinin felsefilğinden başka bir dolu enteresan özelliği vardı. karakterler arasındaki ilişkiler çok güzel işlenirdi, ve figüran olarak girmiş bir karakter bile 20 bölüm sonra tekrar belirebilirdi. ceyhunun buketi kaçırdığı evin sahibi öyle bir karakterdi, bütün sezonlarda görülmüş bir amcaydı. hatta bir ara sedat akıl danışmaya filan gidiyordu. ilk bölümlerdeki anibal ve ester bağlantısı bir başka güzeldi. rıfat hazalın hapse girmesine neden olan romans şilebi 2. sezonun son bölümlerinde duvarda bir tablo olarak ortaya çıkmıştı. remzi babanın yanındaki gayrimüslim amcam sanırım adı kirkordu, toplam belki 10 bölüm gözükse de o da dizinin kült karakterlerindendi.

herşeye rağmen çok güzel diziydi, bu yaz atv ekranına yine umutla bakacam, belki 8. kez tüm seriyi izlemek için.

devamını okuyayım »
03.06.2006 13:17