timurayd

  • 66
  • 0
  • 0
  • 0
  • 3 ay önce

kuran kursu

osmanlı devleti'nin eğitim sisteminin 19. yüzyılda çöktüğü, medreselerin işlevini yitirdiği, çağın gereklerine uygun bir eğitim sağlamadığı hep söylenir, ama bunun neden ve nasıl olduğu hakkında pek kimse düşünmez. zira ilkokuldan üniversiteye aldığımız eğitimde osmanlı devleti'nin çöküş devriyle ilgili söylenenler hep aynıdır. beceriksiz padişahların tahta çıkması, avrupa'da rönesans ve reformun yarattığı değişime ayak uyduramama, merkantilizm ve sömürgecilikle zenginleşen avrupa ile rekabet edememe, eğitimde pozitif bilimlere önem verilmemesi, rüşvetin bürokraside hakim olması gibi. insan bunları senelerce tekrar edince herhalde bunları tartışılmaz ve mutlak doğrular olarak kabul ediyor, neden öyle olduğunu pek sorgulamıyor. öklid geometrisinde temel aksiyomlar vardır. "aynı şeye eşit olan şeyler birbirlerine de eşittirler", "bütün, parçadan büyüktür" gibi. bunları doğru kabul ederseniz, öklid'in yalnızca bu ilkelere dayanarak çıkardığı "üçgen'in iç açıları toplamı eşittir" gibi hükümlere de katılmak zorundasınızdır. bizim aldığımız eğitim de osmanlılar hakkında adeta "herkesin kabul etmesi zorunlu" aksiyomlara dayanır. beceriksiz padişahlar, eğitimde pozitif bilimlere önem verilmemesi, rüşvet aksiyomlarını kabul ederseniz, bir anda kendinizi osmanlıların ne kadar kötü olduğu çıkarımına ulaşmış bulursunuz. zira eğitim sistemimiz, cumhuriyet'in değerlerini yüceltmeye ve bunlarla çeliştiği düşünülen eski değerlerin reddine dayanır.

osmanlı devleti'nin de eğitim sistemi üzerine düşündüğümüzde durumun aslında pek farklı olmadığı görülür. küçükken kuran kurslarına gidenler bilir. burada ilk öğretilen şey arap alfabesidir. çoğumuz bundan ilerisine varamadan, elif be te'yi öğrenip o aşamada takılıp kalırız. kuran kurslarındaki bu eğitimin aslında, osmanlı devleti'ndeki eğitim sisteminden kalma arkaik bir öge olarak modern türkiye cumhuriyeti'nde kendini gösterdiğini söyleyebilirim. bu tıpkı dilde ölmüş bazı eklerin, kullandığımız kelimelerde arkaik şekilde kendini göstermesi ve uzmanlar haricinde kimsenin bunların işlevini anlamamasına benzer. mesela gidişât kelimesindeki -ât eki aslında arapça bir çokluk ekidir. kelime aslında bire bir tercümeyle "gidişler" demektir. eren kelimesinde +en eki aslında çokluk bildiren ölmüş bir ektir. eren, "erler, erkekler" demektir. tıpkı bunun gibi kuran kurslarındaki eğitim de osmanlı eğitim sisteminin günümüzde yaşayan ve anlaşılmayan bir kalıntısıdır.

osmanlı devleti'nde çocuklara önce arap alfabesi öğretilirdi. arap alfabesini öğrenenler, henüz arapça öğrenmeden okumaya başlarlardı. kuran'ın anlamını bilmezdi. daha sonra kuran'ı hatmetme aşaması gelirdi. kuran'ı baştan sona okuyup bitirince, sırada kuran'ı baştan sona ezberlemek vardı. tabii kuran'ı baştan sona ezberleyen çocuklar kuran'ın anlamını hâlâ anlamıyorlardı. bundan sonra arapça ve farsça eğitimi gelirdi. düşünün ki anlamını bilmeden kuran'ı ezbere biliyorsunuz. hangi sure sorulsa aklınıza hemen ayetler sıra sıra geliyor. ama hiçbir şey anlamıyorsunuz. bunun ardından arapça öğrendiğinizi düşünün, arapçada aşama kaydettikçe ezberlediğiniz tüm o manasız sözler bir anda sizin için büyük bir anlam kazanacaktır. arapça eğitimi, sizin için anlık aydınlanmalarla geçecektir.

hayatınızda, mutlaka üzerine uzun süre düşünüp de çözemediğiniz bir problem, yahut düşünüp de bir türlü hatırlayamadığınız bir olay, bilgi, kelime olmuştur. yahut bir sınava çalışırsınız, saatler harcarsınız, sanki hiçbir şey bilmiyormuş gibi hissedersiniz. sabah kalkıp da sınava gidip sorularla karşılaşınca her şey bir bir aklınıza gelir. anlık aydınlanma anlarından böyle bir şeyi kastediyorum. geleceğe dönüş'te dr. brown zaman makinesinin ana parçası olan "akım simülatörü"nü tuvalette kafasını bir yere çarpınca keşfeder. bu sahneyi hatırlayanlar varsa dediğimi daha iyi anlayacaktır. arşimet'in suyun kaldırma kuvvetini hamamda bulduğu söylenir. newton kafasına elma düşünce mucizevi şekilde yerçekimi kanununu keşfetmiştir. bütün bu hikayeler aslında insani bir durumun eğlenceli bir şekilde hikaye edilmesidir. insan bir şey üzerine çokça düşünür, bu düşünme bilinçli şekilde gerçekleştiğinde bir türlü üzerine düşündüğü problemi çözemez. sonra umutsuzluğa kapılır, belki problemi düşünmekten vazgeçer. ama bir süre sonra aniden problemin çözümü çok alakasız bir yerde ve zamanda aklına geliverir. çünkü zihnimiz biz farkında olmasak da çalışmaya devam eder. düşünme, yalnızca bilinçli gerçekleşen bir eylem değildir. hatta hayatımız boyunca bilinçsiz düşünme bilinçli düşünmeden çok daha fazla gerçekleştirdiğimiz bir eylemdir. bilinçsiz düşünmeyle çözdüğümüz problemlerin, hatırladığımız olayların da üzerimizde ilginç bir tesiri vardır. kendi irademiz dışında gerçekleşen böyle bir an yaşayınca bir şaşkınlığa, tuhaf bir sevince kapılırız.

konuya dönelim. kendinizi osmanlı devleti'nde eğitim gören 10 yaşında bir çocuk olarak hayal edin. su gibi ezbere okuyabildiğiniz ama sizin için hiçbir anlamı olmayan devasa bir metin var. aradan bir iki sene geçiyor. arapça öğrenmeye başlıyorsunuz. öğrenim sürdükçe sürekli küçük aydınlanma anlarıyla ezberlediğiniz o manasız metnin ne anlama geldiğinin farkına varıyorsunuz. sizi tuhaf bir sevince sürükleyen bu aydınlanma anları tekrarlandıkça, o tuhaf sevinç yerini mucizevi ve ilahî bir şeylerin olduğu hissine bırakacaktır. o tuhaf arapça metin, zaten toplumda da mukaddes bir yeri olduğundan artık sizin için kendi deneyiminizle birleşerek ilahî sırların gizlendiği aklın mantığın almayacağı mucizelerin bulunduğu bir kutsal kitaba dönüşecektir. yani aslında, kendi zihninizin çalışma prensiplerinden ve zihninizin nasıl çalıştığını anlayamamanızdan kaynaklanan ilahî şaşkınlık hissini zamanla kuran'a aktaracaksınız.

geldiniz, 20'li yaşlara. bir de kuran'ın yanına küçük yaşlardan itibaren yine ezberlediğiniz hadis külliyatını da koyun. sizin için artık kuran ve hadislerin ortaya koyduğu ideoloji sorgulanamaz bir hâl almış durumda. bu sorgulanamazlık bizzat sizin yaşadığınız deneyimden kaynaklanıyor.

şimdi sorarım size. cumhuriyet ideolojisinin bizlere küçük yaştan itibaren öğrettiği öklidyen osmanlılar aksiyomları (osmanlılarda eğitim pozitif bilimleri dışladı, beceriksiz padişahlar tahta çıktı vs.) ile osmanlılar'ın eğitim sistemi arasında gerçekten bir fark var mı? cumhuriyet ideolojisinin eğitimi de osmanlılardaki gibi aynı şeyleri ne olduğunu pek de anlamadan tekrarlamaya dayanıyor. tekrarlaya tekrarlaya bir süre sonra küçük aydınlanma anları yaşıyorsunuz. bu aydınlanma anlarını zihniniz birleştiriyor ve bunların mutlak hakikatler olduğunu size söylüyor.

devamını okuyayım »