travma

  • 1001
  • 0
  • 0
  • 0
  • 11 yıl önce

bir cenazenin anatomisi

şüphesiz ki ölümler cenazeler hayatımızın tatsız ve sevimsiz ayrıntıları. fakat herkesin enine sonunda başına geldiğinden dolayı, belli bir yaşa kadar aileler tarafından korunup uzak tutulsakta hayatın bir noktasında başımıza gelmesi kaçınılmaz olaylar. işte o kaçamadığımız nokta hakkında biraz bilgi vermek, kişiyi olacaklara hazırlamak açısından başımdan geçen minik bir anıyı sözlükle paylaşayım.

uzun bir süreden beri hayatını ailesinden ayrı bir şehirde okuyan, yaşayan kişi olan ben güneşli bir pazar günü eski ev arkadaşımın* evinden ekmek kızartma makinası, çarşaf vs türevi eşyalarını sırt çantasına tıkmış nicedir görmediği 1-2 arkadaşıyla bir şeyler içip biraz takılıp tekrar köyüme dönmeyi planlamaktaydım. tam bu noktada çalan bir telefonla tüm düşüncelerim bölündü. arayan kişi annemdi. bir süredir yarı koma halinde hastanede yatmakta olan dedemden dolayı huzursuz olan ben bu alakasız saatteki telefonla daha telefonu açmadan iyice huzursuz oldum. ve huzursuz olmakta haklı olduğum annemin ağlamaklı sesinden kısa sürede belli oldu. "deden öldü" cümlesi bir yumruk gibi indi. o an kafamdaki her şey anlamını bir parça yitirdi dünya donuklaştı sanki. her ne kadar beklenen bir durum olsa bile (dedem dolu dolu 90 yıl yaşamış hayatının son 1-2 senesine kadar da gayet sağlıklı bir hayat sürmüş eski bir hava kuvvetleri mensubudur) çok sevilen hayatın her evresinde maddi manevi desteğini torunlarından esirgememiş bir insanın kaybı kolay kabullenebilir bir durum değildir. buluşma planlanan arkadaşlarla kısa bir birliktelik ve sinirleri yatıştırmak için alınan bir miktar alkolden sonra hemen bir bilet ayarlayıp yola çıktım. kafamda bin türlü düşünce, bir çok güzel anı dinlenen müziğin ve otobüsün camından seyredilen manzaranın arka fonunda dolanmaktaydı.

sabah şehre * inilip ailemle konuşup basit bir kahvaltı yaptıktan ve annemin acısını paylaşmaya gayret ettikten sonra cenaze olayının ilk etabı başlar. askeri hastaneye gidilip morgda dedemi son bir defa görecektik. hastanede imam ve gassal olarak çalışan sivil memur yapılacak işler, getirilmesi gereken evraklar hakkında kısa bir bilgi verdikten sonra orada bulunan görevli askerle birlikte morga cenazeyi yıkamaya ve hazırlamaya girer. bir müddet sonra yıkama esnasında orada bulunup bulunmak isteyip istemediğimizi istemezsek daha sonra girebileceğimiz belirtir. tercihimizi yıkanma sonrasına bıraktığımız için işlem bitince bizi içeriye alır cenazeye dokunabileceğimizi, öpebileceğimizi söyler ve bunun kendisini son görüşümüz olacağını belirtir. dedem orada çelik masaın üzerinde boynundan aşağısı bir kozaya sarılmış tamamen sıkıca kefenle sarılmış, ağzına ve burnuna pamuk tıkanmış bir halde morg masasında yatmaktadır. dedeme son bir defa sarılıp öpen annem doğal olarak bir miktar fenalaşıp ağlamaya başlar. bende veda amaçlı son bir defa yanağını okşadıktan sonra annemi alarak odadan ayrıldım. dışarıda annemi biraz sakinleştirdikten sonra gelmiş olan anlaşmalı bir cenaze levazımatçısı gerekli malzemelerin faturasını getirip 60 ytl alarak oradan ayrıldı. gelen malzemeler kefen 2 büyükçe hasır, mezarın baş ve ayak ucuna dikilecek iki tahta parçası ve 2 toprak çömlek idi. dedem vasiyeti üzerine anneannemle ile birlikte aynı mezara gömüleceğinden dolayı mezarın açılması, eski kemiklerin torbalanması işlemleri sabahtan enişte tarafından halledilmiş idi.

öğle namazını takiben kılınacak cenaze namazı için camiye gittiğimizde askeri tören için gelmiş olan 30-40 kadar askerle karşılaştık. her ne kadar hakkında atılıp tutulsa bile ordunun bu konularda mensuplarına gösterdiği dayanışma ve vefa gerçekten insanı duygulandıran bir olaydı. bu organizasyonu ayarlayan emekli assubaylar derneği üyeleri de oradaydılar. bir süre sonra 1 manga asker saygı nöbeti tutmaya başladılar. bu sırada cenazeye gelenler kenarda bir yerde öğle namazının bitmesini bekliyorduk. namaz sonrası imamın gelmesiyle askerler cami dışına çıktı ve imamın arkasına dizilerek cenaze namazı kılındı. merhumu nasıl bilirdiniz ve hakkınızı helal ediyor musunuz faslından sonra tabut namazdakiler tarafından cami çıkışına kadar omuzlarda götürüldü. orada askerler tarafından gene komut verilerek ve tören şeklinde alınan tabut cenaze arabasına askerler tarafından yüklendi. bu arada cenazeye gelen aralarında albay ve binbaşılarında bulunduğu kalabalık bir subay grubu ve silahlı askerler arabanın ağır bir şekilde ilerlediği yolun 2 tarafında yol kenarına dizilerek saygı duruşunda bulundular ki tören türevi olaylara şiddetle soğuk yaklaşan bende bile bir huzur ve mutluluk duygusu oluşturdular. daha sonra bu konu üzerinde kafa yorduğumda askerliğimi yaparken görevli olduğum halde katılmadığım cenazeleri düşünerek ciddi bir üzüntü duydum.

cenaze olayının devamında cenaze arabasının peşine takılıp mezarlığa gidildi. mezarlığın ufak ölü sayısının kapasite üstünde olmasından dolayı yolların yokolması sebebiyle imam rehberliğinde tabutun mezara kadar indirilmesi oldukça meşakatli oldu. mezar başında önceden hazırlanmış ve kazılmış olan mezara hasır serildi ve tabuttan alınan kefenlenmiş cenaze başbağı denilen kefenin ucunun bağlandığı yerden tutularak mezara indirildi. bu arada dualar okundu ve cenazenin 2 tarafı tahtalarla desteklendi. indirme işlemi bittikten sonra orada bulunanlar tarafından sırayla toprak atılmaya başlandı. bu arada imam dualar okumaya devam ediyordu. en sonunda mezar kapatıldı ve insanlar arabalara doluşup yola çıktılar. şans eseri o dakikaya kadar yağmamış olan yağmur yola çıktıktan az sonra yağmaya başladı.

benim bu olayı bardak toptancısı* bir oluşum olan sözlüğe yazma sebebime gelecek olursak kim bilebilir ki insanoğlu denilen yaratığın neyi niçin yaptığını, belki asla yerine koyamayacağım kaybımı diğer insanlarla paylaşmak, belki kimseye anlatamayacağım ve bir süre sonra ayrıntıları silikleşecek ve benim ilk defa yaşadığım* bir olayı bir şekilde ileride hatırlayabilmek, belki de çok sevdiği ordu kurumunun ona hayatında olmasa bile ölümünde gösterdiği bu son güzel olayı eminim ki çok sevecek olan dedemi bir kez daha anmaktır sebebim.

dediğim gibi kim bilebilir...

devamını okuyayım »
24.03.2005 21:09