travma

  • 1001
  • 0
  • 0
  • 0
  • 12 yıl önce

muratlı

muratlı tekirdağ iline bağlı tekirdağa 20 km mesafede 20.000 nufusa sahip olduğu iddia edilen etrafında verimli topraklar irili ufaklı pek çok fabrika olmasına rağmen çorlu ile tekirdağ arasında kaldığı için bir türlü gelişememiş biraz güdük kalmış bir ilçemizmiş.(son gezimde ben bunu gördüm)

şehir merkezi bir haç şeklinde konumlandırılmış olup çarşı denen bölgesi günlük hayatın yaşandığı bir yer bu caddenin üzerinde hükümet konağı ziraat bankası ve akbank ile bu caddenin sonunda çok şirin, üst katı lojman olarak kullanılan tarihi bir tren istasyonu var.(bu cümleden de muratlıdan demiryolu geçtiğini anlıyor sayın sözlükçülerimiz ve hatta günde 2 defa sabah ve akşamüstü trenin buradan geçtiğini ve istanbula 3 saatte vardığını da hissettirme gayreti içine giriyor şu noktada bu satırların sahibi) otobüsle 2.5 saat süren bir yolculuk sonunda ulaşılabilen bu şirin ilçemizde hemen her yerde tekirdağ köftesi satan mekanlar mevcut ve köfte ilginç bir şekilde tane hesabıyla satılıyor.(tanesi 150.000 tl imiş standart bir porsiyon 10 teneden oluşurmuş yanında acı bir sos ile servis yapılırmış) (kilo işi alınırsa 8 milyonmuş keşke pazarlık etseydim şimdi aklıma geldi) (bkz: entrye anı serpiştirmek)(hoş bütün entry anı ya çaktırmayın)

bu şirinliği tartışmalı beldemizde bizimde bölgeye intikal etme sebeblerimizden birisi olan yöresel şaraplar ve tekirdağ rakısı satışı olayı oldukça gelişmiş bir seviyede. ilçede bulunan ve kendisine market süsü vermiş olan tüm bakkallarda şarap ve rakı satılıyor. şarap çeşitleri oldukça fazla ve ucuz, 3 litrelik galonlarla alınması halinde kişi oldukça mutlu olabiliyor, tasarruf edebiliyor. fakat bu tür mekanlara tanıdık birisiyle gitmezseniz tekirdağ rakısı yerine dandik bir şeyler kakalamaları şiddetle olası aman dikkat derim.

şehir genellikle bakımsız 2-3 katlı evlerden oluştuğundan ana cadde hariç güzel bir görüntüsü yok ahali genelde bulgar göçmenleri ve çingenelerden oluşmakta. fakat pazar öğlen meydandaki bir dükkanın önünde rapçi gençliği breakdance yapma, kafasının üstünde dönüp kıç üstü oturma gayretleri içinde görmek bizi dumurdan dumura sürükledi. tabi atlı arabasıyla tekel bayisinin önüne yanaşıp atını direğe bağlayarak içeri dalması x şarabını sorup son şişeyi alıp koşarak atının yanına gitmesi de ayrı yöresel bir güzellikti, sanırım alkollü at arabası kullanmak yasak değil. eğer yasaksa otoriteleri olaya el koymaya davet ediyorum o sorunu çözdükten sonra o rapçi kılıklı zibidileride esnek bir sopayla (kızılcık olabilir) dövsünler ayrıca.

anadoludan görünüm programımız burada biterken bir hatırlatma yapmak istiyorum (bkz: bu tematik bir çalışma değildir) ,(bkz: entrynin doldurulmasında google kullanılmamıştır) ve (bkz: mamullerimizin hicbir cesidinde domuz yagi yoktur)

devamını okuyayım »
30.12.2002 13:36