tuzruhi

  • 248
  • 0
  • 0
  • 0
  • 2 ay önce

ülkemiz ve milletimiz için hayırlı olsun

ahlak, doğru ile yanlışı birbirinden ayırmak ve doğru olanı seçmektir. “seçmek” dediğimize göre iradi bir olaydan, bir edimden bahsediyoruz. insan her olayda doğru olanı seçerken iradesiyle karar vermese de, bu seçimi yapmasını sağlayan ahlaki değerlerin inşa edilmesi iradi bir süreçtir. öte yandan bu inşa belirli bir temel üzerinde başlar; yani insan doğru ve yanlışa karar vermesini mümkün kılacak ölçütleri oluşturmadan önce kendini bir doğa durumu içinde bulmaz, mensubu olduğu insanlık ailesinin o zamana kadar biriktirdiği değerleri miras alır, onları kendi akıl ve duygu süzgecinden geçirir.

ahlak’ın yukarıdaki tanımını esas alacaksak, bu dünyada bazı insanların ahlakının olmadığını söyleyebiliriz. bunların bir kısmı meczupluklarından doğru ile yanlışı birbirinden ayırabilecek ölçütlere sahip değildirler, yani doğruyu seçmenin ön koşulunu bile gerçekleştiremezler. ahlakı olmayan insanların diğer kısmı ise doğru ile yanlışı birbirinden ayırabilmelerine rağmen yanlışı seçenlerdir, bunlar kötü insanlardır.

vicdan ise ahlaktan farklıdır; ahlak gibi iradi değildir. insanın ahlaki değerleri doğrultusunda onu kendiliğinden harekete geçiren muhakeme gücüdür. insanın vicdanı, iradesinden bağımsız olarak onu bazen öfkelendirir ve sesini yükseltmeye zorlar, bazen de sadece “sızlar” ve ağlatır.

şimdi otuz üç insanın diri diri yakılmasının hesabının kapatılmasını memnuniyetle karşılayan, “ülkemiz ve milletimiz için hayırlı olsun” şeklinde açıklama yapan kişi meczup değilse, içinde bulunduğumuz çağın ve üzerinde yaşadığımız gezegenin en genel, en asgari ahlaki değerlerine göre bile çok açık olarak yanlışı seçmiştir. çünkü bugünün dünyasında, insanlığın bugüne kadar biriktirdiği ve belirli bir düzeye taşıdığı değerler çerçevesinde; insan yakmak ve insan yakanların tarafında olmak açık bir şekilde “yanlıştır”.

yani ne yapmayacağız? “herkesin kendine göre bir ahlakı vardır”, “doğru ve yanlış göreceli kavramlardır, bize yanlış gelen bir başkasına doğru gelebilir” demeyeceğiz. mensubu olduğumuz insanlık ailesi kerbela’yı bin üç yüz senedir “yezid’e lanet olsun” diye anıyorsa, bu ailenin değerlerine sahip çıkacağız. insan yakmanın, insan yakanların yanında yer almanın, insan yakanların cezalandırılmamasından hayır dilemenin “kötü olmak” ve “ahlaksız olmak” dışında hiç bir sebeple açıklanamayacağını bileceğiz.

bir de, bu açıklamada "milletimiz" diye bahsedilen insan topluluğu var tabii. bu kötülüğün tarafına geçmiş, güce teslim olmuş, "güçlü türkiye" yalanlarına "haklı mı?" diye sormadan inanmış insanlar var. bu insanların çoğu 2001'de ırak savaşına karşıydı, aradan geçen yıllarda "güç" üzerine kurulu siyaset vicdanlarını o kadar körleştirdi ki, "güçlü türkiye" için suriye'ye saldırma fikrine teşne oldular. kendilerine sorulsa sivas'ta aydınları yakanlar için -hiçbir şey demeseler- "islamı kötü gösteriyorlar" derler. demek ki, diri diri yakılanların acısını yüreklerinde duymasalar da doğru ile yanlışı ayıracak değerleri var, yani bir ahlaka sahipler. yani ahlaksızlar tarafından vicdansızlaştırılmış insanlardan söz ediyoruz. işte onların ben olmayan vicdanını sikeyim.

devamını okuyayım »
15.03.2012 10:24