uc kisilik

  • 250
  • 0
  • 0
  • 0
  • geçen yıl

the bourne identity

adı geçen filmler: bourne serisi, casino royale, lola rennt, tinker tailor soldier spy
--- spoiler ---

gerçek ajan filmi izlemek isteyenlere önerilmemesi gereken film. zira gerçek ajan filmi dediğin (bkz: tinker tailor soldier spy) dır.
öte yandan aksiyon serisi olarak ele alındığında standardı tutturamayan bir seri bourne, o yüzden filmleri ayrı ayrı inceleme gereği hissettim. (jeremy renner'ın başrol oynayıp tony gilroy'un senaristlik (tüm serinin senaristlerinden) ve yönetmenliğini üstlendiği the bourne legacy'i bu serinin dışında tutuyorum)

standardı tutturamamaktan kastım ilk film tutunca daha geniş bir coğrafyada geçen, daha geniş bir bütçeyle çekilmek istenen film riski azaltmak için paul greengrass'e verilmiş bunun sonucunda da serinin gişe hasılatı her çekilen filmle beraber artsa da sinema açısından gittikçe içi boşlaşan bi hal almış. her neyse, bırakalım seriyi filmimizi ayrı değerlendirelim.

matt damon abimizin yakışıklı olduğu kadar yetenekli olduğunu da gördüğümüz bu aksiyon filminde, ki genelde bi aksiyon filminde karakterin derinlik duygusunu hissettirmesi için hem yönetmen hem oyuncu çok sıkı bir şekilde bağlı olmalıdır, kendisine lola rennt filminden tanıdığımız franka potente eşlik etmekte ve kadın karakter olarak karşımıza çıkmakta. ancak ne yazık ki ajan filmleri dünyası geçmişten beri erkek egemen bir dünya olduğundan velhasıl, (salt tarzı çok çok başarısız filmleri bu dünyanın dışına iterekten yazıyorum bunu biraz) marie karakteri başarısızlıkla işlenmiş. ancak bunda potente'nin rolü kabul etmek dışında pek de bir hatası/eksiği olduğunu söylemek doğru olmaz zira senaryo el vermiyor. ablamız "gitmem ben bırakma beni" ve "gitçem ben uzak dur" dışında pek bi cümle kurmamış. filmin sanatsal olarak başarısına ket vuran etkenlerin başında gelen bu durumun önemi, bond filmlerine bakılarak dahi anlaşılabilir. çok ezici bir çoğunluk tarafından en başarılı daniel craig bond'u olarak görülen casino royale'i incelersek, eva green'in canlandırdığı karakterin senaryoya etkisinin büyüklüğü işin rengini baya bi değiştirmekle beraber tadına tat katmıştı. marie karakteri geçelim casino royale'i tüm bond kızlarına göre bile edilgen, erkeğe bağımlı kalmış. filmin en eğlenceli noktalarından biri ise kendi insiyatifini kullanıp otel fişini kendi yöntemleriyle -ajanlık yapmadan sadece sorarak- alması. anaakım sinemanın dahi bu denli feminist ya da genişletmek gerekirse kadın karakterlere de erkek karakterler kadar önem gösterdiği filmler çektiği bu dönemde, bu eksiği çok daha keskin çizgilerle görebiliriz. örnek olarak: suffragette, carol, wonder woman (evet! artık bi kadın süper kahramanımız bile var beyaz perdede! hemi de süpermenden bile güçlü!11!bir!)

her aksiyon filminde aranan özelliklerden biri de dövüş sahneleridir. ilk film özelinde incelememiz gerekirse shakey cam ve süper hızlı kurgu tekniklerini -kamerayı sallayarak ya da 50 kere çekim değiştirerek izleyiciyi yorup "höh heh noliy?" tepkileri arasında "işte dövüşüyolar galiba" algısı yaratan tekniklerden bahsediyorum- ya da dublör kullanımını olabildiğince azaltıp (cgi efekti zaten yok) gerçekçiliği arttırmışlar. bence bu konudaki başarısından dolayı yönetmen doug liman'ın elleri sıkılmalı. matt damon'ın oyunculuğu ile birlikte filmi taşıyan en önemli iki etkenden biri.

bunun dışında serinin kalanı için umut verici ama tipik olmaktan da uzaklaşamayan bir 2000'ler aksiyon filmi olmuş. sözünü etmeye değecek çok da bir şey(renk kullanımı, sinematografi, müzik kullanımı zart zurt) yok.

moby-extreme ways iyi seçim.

puan: 6.5/10
--- spoiler ---

devamını okuyayım »