ucurtmabayramlari

  • bal küpü (627)
  • 828
  • 0
  • 0
  • 0
  • 3 yıl önce

gondol

hayatımda bir milattır gondola bindiğim gün. evet milat. çünkü hayatım, gondoldan önce (g.ö.) ve gondoldan sonra (g.s.) olarak ikiye ayrıldı o günden sonra.

g.ö., hayatın değerini bilmeyen, her şeyi dert eden, en ufak sorunda "vazgeçtim dünyadan" diye sızlanan bir insandım. meğer hayat çok güzelmiş.

yer: çeşme lunaparkı. tarih: geçen yaz. her şey, yükseklikten hiç hazzetmememe rağmen, yeğenimi götürdüğümüz lunaparkta, kuzenime "gondola binelim mi lan?" teklifinde bulunmamla başladı. bana ne vermişlerdi bilmiyorum. birinin yemeğimin içine cesaret hapı dövmüş olduğundan şüpheliyim. ben ki, o güne kadar uçağa bile binmemiş ve binmeyi asla düşünmeyen; gondol, radar, ufo gibi oyuncaklara binenlere deli gözüyle bakan, yıllar önce bindiği ahtapot'u hala unutamamış bir insan... ne oldu da, böyle abuk bir teklifte bulundum bilemiyorum. o yüzden cesaret hapı teorimde ısrarcıyım.

neyse efendim... kuzenle aldık jetonları gittik. bizden başka 2 adam daha var o kadar. baktı bütün oyuncak boş, kuzen dedi ki, "ya en uca oturalım orası daha eğlenceli olur". dilini eşek arısı soksun. bindik. yavaş yavaş hareket etmeye başladı gondol. ileri geri... 3. ileri gidişte, "ay içim çekiliyo" falan demeye başladık. 4. turda ise hafiften tırsmaya... 5. turda oyuncak bayağı bir dikleşmeye başladı. 7. turda artık karşı yakanın ışıklarını falan görmeye başladık. gerisi ise tam bir kabustu. hayatımda hiç ama hiç bu kadar korktuğumu hatırlamıyorum. gözümü açsam, 90 derecelik açıyla yerden bilmem kaç metre yüksekte olduğumu görüp kapatıyorum. kapatınca baş dönmesinden geberiyorum. ve yapacak hiçbir şey yok. en kötü his, gondolun 90 derecelik açıya yaklaşmaya başladığı o an. diyorsunuz ki, "hasss... daha yeni başladı!" evet en kötüsü bu. daha yeni başlamış olması. bitmesine daha çok olması.

o gece hayatımdan 10 yıla yakın bir ömür çaldı. o korku bana hayatımın sonuna kadar yeter, bunu söyleyebilirim. ertesi gün hala kasılması geçmemiş vücudum ve kısık sesim de şahit buna. ve tabii ki aşağıda büyük bir iştahla kahkalar atarak bizi seyreden pis eniştemin çektiği fotoğraf ve görüntüler de çok büyük bir kanıt bu konuda. ağzıma bakıldığında akciğerlerim bile rahatlıkla görülebilir. nasıl bağırmışsam...

ve haklıydım da bağırmakta. çünkü gondol denen lanet oyuncakta (adı da "oyuncak" ha! böyle isim koyarak sevimli gösteremezsiniz!) can güvenliği denen şey yok! sizi tutan bir kemer falan yok. göstermelik bir demir var sadece üzerinize kapanan. o da siz onu sıkı tutmadığınız sürece sizi düşmekten alıkoyacak bir şey asla değil. yani korktuğum şey bu oyuncağın çok hızlı olması, çok yükselmesi, neredeyse ters dönecek kadar dikleşmesi falan değil. can güvenliğim yok ulan! her an aşağı düşebilirim zor tutunuyorum! radardaki gibi bir korumam olsa canıma minnet ama nerde! en korkunç radara bile binmeyi tercih ederdim. en azından bilirdim ki, kalpten falan gitmediğim sürece, sağ salim ineceğim. bunda öyle bir rahatlık yok.

velhasıl, gondoldan indiğimde, artık başka bir insandım. hayat çok daha güzel, çok daha yaşanabilir görünüyordu gözüme. hatta eğilmiş toprağı öpen bir fotoğrafım bile vardır. gondoldayken "ayaklarımın yere bastığı" zamanlarımın kıymetini bilmediğimi anlamıştım çünkü. tek istediğim tekrar yere basabilmekti. bastım çok şükür. ama siz. sizler. bir gün gondola binme teklifinde bulunacak ya da bu teklife maruz kalıp kabul edecek olanlar. tehlikenin farkında mısınız? farkında olun! benim için hava hoş. ben bir daha değil lunaparktaki, venedik'teki gondola bile binmem. nasıl sıtkım sıyrıldıysa artık...

devamını okuyayım »
04.08.2009 00:53