uruguayli golcu

  • 1514
  • 193
  • 44
  • 3
  • bugün

beşiktaş

son yıllarda özellikle fenerbahçe ve galatasaray taraftarları tarafından hedef alınma sebebi, ağırlıklı olarak nisbi başarısı olan spor kulübü.

ancak bu eleştirilerin haksız olduğunu söylemek de doğru olmaz. özellikle son yıllarda efendi, mağrur, aşk, halk, semt, şeref vs. gibi ülkemizde sosyal bazda içi boşaltılmış ve gerçeklikle bağı sorgulanabilir kavramları bunların tek temsilcisi gibi sahiplenmenin sonucu itici bir (bazısı için çekici) figür oluşmaya başladı.

her ülkenin spor kulüpleri, spor kulüplerinden geçtim dernekleri, örgütleri, partileri o ülkede yaşama haline entegre olmuş kafa yapılarının bir görünümüdür.

dışarıdan bakıldığında bu unsurların hiçbiri fizik gerçeklikte doğru, aslolan, özel vs de değildir.

bu çerçeveden bakıldığında ülkede spor kültürünün oturması, gelişmesi, sosyal yaşama katkıda bulunacak biçimde entegrasyonu için özellikle büyük taraftar grupları ve çıkar çevreleri zaman içerisinde çatışacak, barışacak, yeni fikirler, platformlar ortaya çıkacaktır.

yalnız yok efendim renkli, yok tinerci gibi kalemlerle ergen tokuşturmasına girilirse körlerle sağırlar birbirini ağırlarken belçika'nın şirin bir şehrinden ya da isveç'in taşrasından takım gelip tokadı vurur ekmeğine bakar. biz de zaten kolpası ayyuka çıkmış ligimizde hayali ihracata devam ederiz.

velhasıl beşiktaş futbol takımına gelirsek. takım gavur tabiri ile "generalist"lerden değil "specialist"lerden kurulu. yani belli hususlarda nitelikleri üstün olan oyuncular bazı hususlarda aksıyor. bu gayet normal elbette. özellikle çok büyük kulüplerde bu fark daha az belirgindir.

bu niteliklerin bilincinde olan şenol güneş elindeki bu çok homojen olmayan malzemeye göre iktisatlı bir teknik, taktik yol izliyor.

misal soldan içeri kateden forvet tipi babel'in karşı tarafında quaresma oynarken, duruma göre orta niteliği başarılı caner sol çizgiden kesiyor gibi. fakat rakip takımın özelliklerine göre hareket etme imkanı da böyle katı bir yapı da kısıtlı kalıyor. örneğin uzun ve pozisyon bilgisi olan stoperlere karşı oynarken orta yapan oyuncular atıl kalırken göbeği kapatan takımlara karşı içeri kat eden forvetiniz heder oluyor gibi.

tolgay-oğuzhan dilemması da benzer durumlar kaynaklı.

sonuç olarak takım aşama ve kazanç kaydettikçe olcay yerine babel'in gelmesi gibi adım adım ister istemez takım kendi kendini organik olarak değiştirecek, kabuk değiştirecektir.

bence ucuz romantizm ve travma sonrası stres yüceltmeleri yerine daha evrensel kültür unsurlarına odaklanırsak hem antipatik olmaz hem de maddi manevi aşama kaydederiz diye düşünüyorum.

devamını okuyayım »
06.11.2017 12:01