vagoband

  • 267
  • 1
  • 1
  • 0
  • geçen hafta

ışıl alben

bunca çaba, bunca yatırıma rağmen, hedeflerin bir türlü yakalanamaması; üstüne üstlük, daha maliyetli kadrolarla bile fb'nin altında kalınması... yenilgiyi kabul etmiş ve tüm umutlarını yitirmiş bir yönetimin, "artık bu şubeden elimi ayağımı çekiyorum, herkes önümüzdeki sezon için başının çaresine baksın" deklarasyonu...
ezeli rakibimizde ise, durum tam tersi... rakibine karşı ezici üstünlüğün verdiği moral ve arzu ile, euroleague şampiyonluğunun hedeflenmesi ve amaca yönelik transferler... belki de ilk kez, gs'nin küçümsenmesi... fb için, artık hedef avrupa!..

bu ahval ve şerait içinde, son senesini oynayan gs'li oyuncuların - ki, kahramanımız ışıl da bu oyunculardan biri - bir sonraki sezon için kulüp arayışı içinde olmaları; çünkü kendilerine kalmaları yönünde teklifte bulunulmayacağı zaten deklare edilmiş... kontratı daha bitmemiş olacakların da, daha nasıl olsa zamanım var, salla başı al maaşı ya da dostlar alış verişte görsün misali her şeyi oluruna bırakmaları...
fb cephesinde ise, lig şampiyonluğu nasıl olsa çantada keklik; her şey ummc ekaterinburg'la oynanacak muhtemel final maçına endekslenmiş... koç iniquez, yeni transfer iki pivota göre takımı yeniden yapılandırmakla meşgul...

buraya kadar her iki cepheden de akıllı hamleler ard arda devam ediyor... bu arada bir akıllı hamle de ışıl'dan geliyor: gözden çıkarılan, hatta bazı gs'li basketbol otoritelerince belki de gs'nin sırtındaki kambur olarak görülen bir oyuncu olarak, spor yaşamının bugüne kadarki en kazançlı teklifini alıyor ve gs yönetimini bilgilendirerek ya da bilgilendirmeden - ki, bana göre bilgilendirmesine de gerek yok; çünkü, kendisi ile transfer konusunda hiç ilgilenilmemiş bile - basıyor imzayı... evet beyler akıllı hamleler devam ediyor...

bu arada ekrem memnun adındaki mütevazi gs koçu, 7 kişiye oynanan bir maçta sahayı terk edip gitmek istiyor; ama yapmıyor, yapamıyor... işte o an; kendi yönetimine, kendi seyircisine, rakiplerine ve tüm basketbol camiasına karşı, galatasaray kadın basketbol takımı'nın vereceği gurur ve onur savaşının başlangıcı oluyor... akıllı hamleler bir bir akıllardan çıkartılıyor... aklın yerini adeta hedef gözetmeyen çılgınca bir arzu alıyor... sonunu hiç düşünmeden sadece oynamak; ama çılgınca oynamak!.. yoksa bana hiç kimse anlatamaz ışıl'ın bu seneki performansını, alba'nın ekaterinburg'a attığı 7 si üçlük 29 sayısını, acemi kelsey'in pota altına el koymasını, hayatını basketbola bağlamamış şebnem'in üçlüklerini ve defansını... işte tüm bunlar, onurlu bir insanın, ekrem memnun'un duygularını sessizce, plansızca hatta akılsızca oyuncularıyla paylaşmasıyla başlıyor...

hayat ne kadar garip değil mi, profesyonel gs yönetimi?.. aklının umudu kestiği anda bak neler geldi başına; belki de sevinemedin bile çocuklarının başarısına... ve şimdi gene aklınla kalkmaya çalışacaksın bu transfer vartasının altından; ve gene emin ol ki, hata yapacaksın... oysa biraz duygulu, coşkulu olsan keyfini daha çok yaşayacaksın galatasaray'ın...

ve gelelim sana ışıl kaptan!.. aklının seni kullanarak, sana karşı oynadığı bir oyun bu; çünkü bu oyunun baş oyuncularından biri de sensin... hiç tahmin edebilir miydin bu olacakları?.. şimdi yüreğini arkanda bırakıp yaban ellere gideceksin, sadece bedenin ve aklınla... yüreğin ve duygularınsa hep bizimle olacak... belki de hala bir umut var diyorsun, kendini hatalı bulacak kadar da naifsin, ama üzülme hayat maalesef akıllara sığamayacak kadar engin, geniş ve bazen de acımasız...

gözümüz hiç arkada kalmayacak ışıl kaptan, senin de kalmasın; çünkü, birilerinin dediği gibi "ayrılıklar da sevdaya dahil"...

devamını okuyayım »