vecihi hurkus

  • 393
  • 21
  • 6
  • 0
  • evvelsi gün

ikinci dünya savaşında savaş pilotu olmak

hangi ülkede, hangi hava gücünde, hangi cephede, hangi uçağı uçurduğunuza bağlıdır. ama göreli olmayan tek bir şey vardır o da ne kadar çok şansa ihtiyacınız olduğudur.

mesela waaf'ta*pilotsanız fabrikadan çıkan gıcır gıcır tayyareleri hava üslerine uçurursunuz. motorda bir problem ya da fabrikada iyi sıkılmamış bir civata olmadığı sürece uçuş hayatınız keyifli bir şekilde geçer.

şavaş sırasında çok yoğun bir uçuş temposuna girersiniz. yapılan harekata göre ve meteorolojik şartlara göre yapacağınız uçuş belli olur.

yeri gelir günde üç hatta dört sorti uçar, uçuşun getirdiği yorgunluk* ve savaşın yarattığı psikolojik çöküntü*yüzünden kazada ölebilirsiniz. luftwaffe, muharebe görevlerinin uçucularında yaptığı tahribata (bkz: kanalkrankheit) demiş.

ikinci dünya savaşı'nda kazalarda ölen pilot sayısı her iki taraf için de azımsanamayacak kadardı.

alman pilotları sakatlanana ya da ölene kadar uçmak zorundaydı. çünkü almanya'nın pilot kaynağı düşmanlarına göre sınırlıydı. savaşın ilk yıllarında werner molders, hans joachim marseille gibi yetenekli pilotlarını kaybedince pilotsuzluk ve yakıtsızlığın acısını çok çekti. gustaf dedikleri bf-109g'nin güçlü motorunda yerde kalkış rulesi yaparken gazı ayarlayamadığı için uçağı ters çeviren acemi pilotlarla uğraşmak zorunda kaldı.

yeri gelir hava durumu yüzünden uçamazsınız. hitler battle of bulge da denen ardenler taarruzunu başlatmak için havanın bozmasını ve müttefik uçaklarının yerde kalmasını bekledi. hava düzelip müttefik uçakları tekrar havalanmaya başlayınca elinde kalan son kuvvet, güneş ışığı görmüş kar gibi eridi. veyahut ingiltere'den almanya'nın içlerindeki sanayi tesislerini bombalamaya gitmek için ingiltere'nin meşhur sisinin kalkmasını beklersiniz. kalkmayı başardınız, almanya'da hedefin üzerine geldiniz o da ne bulut tabakasından dolayı görüş yok. görevi iptal eder, yedek hedefiniz varsa oraya gidersiniz. yolda 88 mm'lik uçaksavar topu ya da luftwaffe avcılarına rastlamanız, yukarıda bahsettiğim şans katsayınıza bağlıdır.

ikinci dünya savaşı'nda en pis işlerden biri bombardımancılıktı.

1943'te 367 b-17'nin katıldığı bir bombardımanda 60 uçak kaybedildi, 600 havacı demekti. bombardıman uçaklarına eşlik eden av uçaklarının menzilinin kısıtlı olduğu 1942-1943 döneminde, bombardımancıların 25 görevlik turları tamamlaması istatistiki olarak imkansızdı.*

pasifik cephesi'nde görev yapan bombardımancılar daha şanslıydı. 25 mayıs 1945'te tokyo'ya yapılan bombardımana katılan 464 b-29'dan sadece 26 tanesi düşürüldü.

av pilotlarının kendilerini savunmak hatta düşmandan kaçmak için şansı varken, yavaş uçan bombardıman uçaklarının böyle bir şansı yoktu. almanya'dan dönen b-17. aldığı isabet yüzünden iniş takımı açılmadığı için gövde üstüne inen bir başka b-17.

savaşta en çok kaybı bombardıman filoları verdi. ingiltere'den gündüzleri almanya'yı bombalayan 8th air force toplam 26.000 havacı kaybetti. pasifikte japonlar'a karşı savaşan deniz piyadelerinin*savaş boyunca kaybının 24,000 olduğu gözönüne alınırsa, rakamın ürkütücülüğü ortaya çıkar. 8th air force hakkında yapılmış belgesel.

yine aynı şekilde raf bomber command, geceleri almanya'yı bombalamaktaydı. bomber command 125,000 personelinin 57,205 tanesini kaybetti. bu rakam %46'lık bir ölüm oranına tekabül etmekteydi. yaralanan, esir düşen personelle bu oran %60'a çıkmaktaydı. ewan mcgregor'un sunduğu bomber boys belgeseli.

amerika savaşa girdiği 1942'den japonya'nın teslim olduğu 2 eylül 1945'e kadar günde 170 uçak kaybetti. usaaf savaş boyunca, 458 milyar adet uçak mermisi, 8 milyon ton uçak bombası attı.

beni en çok etkileyen ise, battle of britain'da uçmuş ingiliz pilotlarını tanıtan churchill's few belgeseli oldu. 20'li yaşlarının başındayken geçirdikleri kazalarda yahut hava muharebelerinde yaralanan, çok kötü yanan ingiliz pilotlarını gördüğümde, ikinci dünya savaşı'nda pilot olmanın ne demek olduğunu çok iyi anladım.

ikinci dünya savaşı'ndan bir başka pilotun hikayesi için (bkz: werner goering).

edit: twitter'da bu paylaşımı gördüm. çok iyi bir örnek.

devamını okuyayım »