vegan yamyam

  • 501
  • 78
  • 39
  • 2
  • bugün

ersun yanal

türkiye'nin gelmiş geçmiş en iyi teknik adamlarından biridir. antrenman tekniği bilgisi iyi (bunu değerlendirebilecek yeterliliğe sahip değilim ama çalıştırdığı takımların saha içi performansı buna işaret ediyor), genç futbolcuların gelişimine katkıda bulunabilen (bunu açıklamaya gerek yok sanırım), modern futbolun gerektirdiği rakip analizine önem veren, müsabaka süresince teknik adam reaksiyonları iyi, takımını bir şekilde motive edebilen (tekniğinin çok zarif ya da prezantabl olmadığı söylenebilir) bir teknik adamdır. zaten süper lig, milli takım ve avrupa kupaları kariyeri de bunu gösteriyor.

yalnız, bence, diğer bazı teknik adamlara yanlışlıkla yakıştırılan "büyük takım hocası değil" tabirinin en iyi örtüştüğü teknik adamlardan biridir. yanlış anlaşılmasın, bunu kötü bir şey olarak söylemiyorum. süper lig yerine, spor ve ahlak kurallarının geçerli olduğu, herhangi başka bir birinci ligde (ingiltere, hollanda, macaristan vs.) görev yapsa çanakkale dardanel ya da gençlerbirliği ayarında bir takımı, en alt sıralardayken gençlerle doldurarak birkaç yılın sonunda şampiyonluğa taşıması şaşırtıcı olmazdı. ama bizim ligimizde böyle şeyler olmaz. örneğin gençlerbirliği'nin amacı kendisinin değil başka bir takımın şampiyonluğudur her zaman. bunu başka bir zaman irdeleriz. ersun hoca'ya dönersek, kendisinin fenerbahçe, galatasaray gibi takımlarda başarılı olma şansı, başaltı takımlara oranla daha az.

ersun hoca, kişilik olarak, bugünlerde egolu tabir edilen baskın karakterli birisi. büyük takımlar da bu tür oyuncularla dolu. baskın karakterler karşı karşıya geldiklerinde çatışma kaçınılmaz olur. mutlaka bunun çözüm yolları da vardır. guardiola'nın da çekinik bir karakter olduğunu sanmıyorum ama belli ki çatışma çözümü için gerekli donanıma sahip. bu donanım, çözüm tekniklerini öğrenmek olabileceği kadar profesyonel yardım almak da olabilir. guradiola'nın ne uyguladığını bilmiyorum ama ersun hoca'nın bu konuda onun kadar başarılı olmadığını, fenerbahçe'de görev yaptığı sezonun sonunda gördük.

zayıf olduğu bir başka nokta da yurt dışı oyuncu takibi. bunda da şaşılacak bir şey yok çünkü dünyayı takip etmek bir ya da birkaç kişiyle yapılabilecek bir iş değil. ekip işi. üst düzey takımlarda yalnızca bir sezon süre bulmuş olduğu için böyle bir ekibe ve ilişkiler ağına erişimi sınırlı kalmış olabilir. bu da geliştirilebilecek bir özellik ama farkında olunduğu sürece. ersun hoca'nın kariyerine bakıldığında, fenerbahçe sezonu hariç, yabancı oyuncu sayısının artışıyla bir gerileme görülebilir. fenerbahçe sezonunda da, transferleri kendisi yapmamış, hazır bir takım bulmuştu.

özetle, birçok bileşeni olan teknik direktörlük mesleğinin bazı yönlerinde, bana göre, eksikliği olan bir teknik adamdır. yine de, çoğunluğunu ahbap çavuş ilişkileriyle takımlarını şampiyon yapmaya ya da kümede tutmaya çalışan cahil ve yeteneksiz insanların oluşturduğu türk teknik adamlar kümesinde ışıl ışıl parlar. zaten, bu kadar çok yönlü bir işin her yönünde mükemmel olmanın mümkün olduğunu pek sanmıyorum. dünya çapında başarılı teknik adamların da her yönüyle mükemmel olanlar değil eksik oldukları yönleri, içinde bulundukları ve gelişimine katkıda bulundukları sistem sayesinde, en iyi tamamlayabilenler olduğunu sanıyorum.

gerekli profesyonel destekle, üst düzey bir takımda yeniden başarılı olabileceğini; gerekli destek sağlanmadan böyle bir göreve getirilirse de ya son trabzonspor dönemlerinde olduğu gibi başarısız olacağını ya da fenerbahçe döneminde olduğu gibi çatışma yaşayacağını düşünüyorum. yeniden bir büyük takımın başına getirilirse, bu tahminlerin ne denli gerçekle örtüştüğünü hep birlikte görürüz.

devamını okuyayım »