very very good

  • 223
  • 21
  • 6
  • 0
  • 5 gün önce

doğu ve batıda çocuk yetiştirme farkları

konu çocuk yetiştirmek olunca neredeyse bütün kültürler aynı ilkelere sahiptir; ilgi ve yakınlık ile izleme ve kontrol. farklılıklar ise kültürlerin bunlardan ne anladığı ve nasıl uyguladığında ortaya çıkıyor.

batı kültürlerinde temel; çocuğun her yaştan ve her mevkiden insanla tamamen eşit olduğunun, eşit haklara sahip olduğu bilincidir. bu sayede öz güveninin tam olması, kendi başına bir birey olmayı mümkün olan en hızlı sürede başarması ve en kısa sürede tek başına ayakta durabilmeyi öğrenmesi sağlanır. bu bir “olmazsa olmaz” dır.

farklı karaktere sahip doğu kültürlerinde ise bu tercihler yok sayılmaz ama arka planda kalır.

mesela farkın öne çıktığı tavırlardan biri çocuğun kendisini ve hislerini ifade etmesi konusudur;

sayısız araştırmaya konu olmuş bu detay, batı kültürlerinde, çocuğun kendisini ifade etmesine izin vermenin önemi büyük; çocuk, kendi kendini kontrol edebildiği, birey olarak söylediklerinin dinlendiği ve/veya önemsendiğini görmesi ve hissetmesi. akabinde bu durumun çocuğu mutlu etmesi ve bu sayede özgüveninin oluşmaya başlaması.

fakat doğu kültürlerinde ise yaygın olarak çocuğun kendini ifade etmesi tercih edilmez. konuşması değil dinlemesi, anlaması ve kabul etmesi öğretilir ve tercih edilir. bu tavrın sebeplerinden biri; çocuğun tek başına bir birey değil toplumun bir parçası olduğunu anlamasına daha fazla önem verilmesidir. farklı olmak yerine topluma uyum sağlamasının gerektiğine yönelik öğretiler, tavsiyeler ve referansları beraberinde getirir.

kendini ifade etme konusuyla alakalı diğer bir konu ise anne babaların çocuğa sevgisini gösterişi biçimleri.

batılı kültürler sevginin direkt olarak gösterilmesinden yana. yani çocuğa onu sevdiğini söylemek, sarılmak vb.

doğu kültürleri ise sevginin söylenmesi vb şeyleri duygusal bir destek biçimi olarak algılamıyor. çok da gerekli görmüyor. bunun yerine farklı araçlar kullanarak sevginin gösterilmesi inancı yaygın. çocuğun yaşam ve eğitim gibi temel ihtiyaçlarını karşılamak…

farklı kültürlerin çocuğun başarı elde etmesi için motive etme yöntemleri de farklı.

batı kültürlerinde aile, çocuğun geçmişteki başarılarını, kat ettiği mesafeleri veya çevresindekileri eğlendirdiği, mutlu ettiği olayları çocuğa sıklıkla hatırlatılırken doğu kültürleri ise bunun tam tersi çocuğa geçmişteki başarısızlıkları ve bunların kötü sonuçları, başarısız olması halinde hem ailenin hem de kendisinin çevreye karşı nasıl kötü etkilenebileceği riski devamlı hatırlatılıyor.

bu tavır, bazı çocukları gerçekten motive ederken bazılarında uzun süreli olumsuz etkiler yaratıyor. devamlı borçlu hissetme, yükümlülükleri yerine getirmekte başarısızlık, iyi olanı hak edememe vb…

ailelerin çocuklarının yaşamlarına müdahil olma ölçüleri ayrıca önemli.

iki medeniyetin temel farklarından bir diğeri; motivasyonun batıda anlayış, doğuda ise endişe temeline kurulmuş olması.

batı kültürleri ‘’çocuğun iyiliği için’’ üniversite eğitimi sonrası ya da o yaşlarda – yani çocuğun genç yetişkin olmaya başladığı zamanlar – kendi ayakları üzerinde durmasının zamanı geldiğine inanıyor.

ülkemizde olduğu gibi doğu kültürlerinin bütününün anlamakta zorluk çektiği, sıklıkla eleştirdiği o kader anı geliyor ve artık çocuktan evden ayrılması ya da kalmak isterse sorumlulukları, masrafları vb paylaşması isteniyor.

bu durum çocuk açısından, kendi başına bir birey olma yolunda ailenin kendisine verdiği desteğin azalarak “bu yola artık daha özgür ve kendi kararlarını vererek devam etmesi için atılmış bir adım” biçiminde algılanıyor.

doğu kültürleri ise ‘’çocuğun iyiliği için’’başlığı altında batının tam tersi tavır takınıyor.

küçük yaşlardan itibaren toplum normlarını takip etme, ailenin itibarını omuzlarda taşıma ve zedelememe, başarılı bir eğitim hayatı, ev işleri ve/veya aileye maddi destek gibi sorumluluklar altına alınan çocuğun bu sayede kendi başına bir birey değil ailenin bir parçası, bir uzantısı olması umuluyor.

hatta “kendi başına bir birey olmak aile ve toplum adına tehlikeli” görülüyor. akabinde çocuk, ancak bu şartlara ve yaşam biçimine uygun davrandığı sürece saygı ve sevgi göreceğine ve yine ancak bu şekilde hayatı öğrenebileceğine inanıyor.

bu tutumla birlikte çocuğun üniversitede okuyacağı bölümü, yer yer kiminle evleneceği olmasa da kiminle evlenemeyeceğine gibi birçok konuya aile karar veriyor.

çocuk yetiştirme konusu batı kültürlerinde, kişinin çocuk olmaktan çıktığında ailenin etkisinden tamamen çıkarken doğu kültürlerinde evlilik veya iş gibi bir sebep dışında evden ayrılmak “ailenin bütün çabalarına nankörlükle karşılık vermek” olarak nitelendiriliyor. bu sebeple çocuk eğitimi adı altında başlayan kontrol hep devam ediyor.

kişi evlenmiş ve hatta kendi çocuklarına sahip olmuş olsa dahi halen aynı kurallara göre muamele görüyor. anne babasının kişiye yüklediği sorumluluklar büyük oranda devam ediyor.

eşin anne babasını da düşünürsek ebeveyn sayısı, sorumlulukların sayısı ve etkisi iki katına çıkıyor.

kaynak

devamını okuyayım »