victor lazlo

  • 53
  • 0
  • 0
  • 0
  • 3 ay önce

bozcaada

adaya 2009 yılından beri düzenli gidiyorum. eşim de 2000 yılından beri düzenli gidiyor. öncelikle adayı çok sevdiğimizi söylemek isterim ki zaten gitme sayımız da bunu doğruluyor. ancak her gittiğimizde daha da fazla üzülüyoruz. adalı olmayan, adanın kendine özgülüğünü bilmeyen hatta umursamayan insanlar tarafından adadan manen neredeyse kovuluyoruz (ciddi para harcayan ada severler/turistler olmamıza rağmen). her şey para üzerinden tanımlanıyor. esnaf lokantasında iki tabak sebze yemeğine 60-70 tl arası, pidecide iki pide bir kolaya 70 tl, balık restoranlarında gerçek anlamda bir tutam ota 15 tl, balığın tanesine 100 tl, rakıya 150-180 tl verir hale geldik. bunları verebilmek için arabamızı merkezin dışına park edip yaklaşık 1-1.5 km yürüyoruz. çıkıştaki son marketten iki adet 1.5 lt su aldığımızı düşünün, poşet yasağından ötürü bu şişeleri kese kağıdında taşıyoruz üstelik arabaya kadar. dondurma como'da, milano'da, roma'da, venedik'te, barselona'da, berlin'de, viyana'da yemediğim kadar pahalı. ayazma plajı "kıyamet günü" filminden bir sekans gibi. çocuk çığlıkları gün boyu kulaklarınızda. küçük koylara kaçtığınızda yüksek arabanız yoksa ne lastik kalıyor ne ön taraf. iki kere lastik patlattım bu yollarda. tuz burnu'nun, akvaryum'un güzelliği kaldı hatıralarımda. adanın mutfağı, gastronomisi deseniz felaket. daha bıyıkları yeni terleyen, üç tane dövmesi, bir tane hızması var diye kendini alemin efendisi sanan çocuk garsonlar/baristalar/barmenler tarafından hakarete uğramadan bir gün bile geçiremiyorsunuz. girit ezmesi ver diyorum, peynir aldınız ya ne gerek var diyor, buz istiyorum, plastik poşette geliyor, bana yarım kg filtre kahve çek diyorum, evde yapamazsınız siz iyisi mi gelip buradan için diyor. çiçek dolmasına nar ekşisi dökülmez diyorum, o da ne diyor, üzerindeki sos diyorum. hizmet sektörü bu şekilde. kazık, kazık, kazık. turist paralı domuzdur, vur, vur, vur. daha hayatı boyunca deniz görmemiş, rum mezeleri görmemiş, evinde salata yapmamış emekli devlet memurları balıkçı açıyor, kitchen açıyor, açıyor, açıyor. mekan ismi özellikle vermiyorum çünkü bunları yaşadığım mekanlar yukarı satırlarda zaten bol bol övülmüşler. sanat galerilerine gidiyorum. buraya neden geldiniz diyorlar? burası halka açık sanat galerisi değil mi? belki sanat eserlerine bakmak istemişimdir. şunun için mi? bunun için mi? yaa bir izin verin de gezelim sergileri, galerileri, bi gidin başımızdan yaa!.. bir ev bakabilir miyiz ufaktan diye araştırıyoruz, imara açık arsa bulacaksın, taş ustasını bulacaksın, su boruları için kilometrelerce kepçeyle kazı yaptırtacaksın, elektrik direkleri diktirteceksin... baraj da yaptıracak mıyım ? diye soruyorum bazen şakayla karışık. adanın esnafını zorla götürüp yunan adaları turu yaptırtmak gibi fanteziler kuruyorum. hizmet, hijyen, porsiyon, kalite, ulaşım, transfer, pazarlama nasıl yapılır, tarih nasıl yazılır kafalarına vura vura öğretmek için. seneye 10 gün paros-anti paros-naksos turu yapıyoruz. adada bu sene harcadığımız paranın neredeyse aynısına. 4 tane kalamar parçasına verdiğim para ile kazanlarca kalamar yemek istiyorum. tenedos'a elveda demek istiyorum ama yeniden gideceğimi de biliyorum. son bir şey söylemek isterim adanın tek kitabevi sahibesi olan hanımefendiye, sizden çok korkuyorum. pakize'cim, seni de çok seviyoruz, şansın bol olsun.

devamını okuyayım »
23.07.2017 15:17